|
Tweet |
1. MENZİL MEDRESESİ
Menzil Medresesi, bugün “Seyyid Abdülhakîm Hüseynî Külliyesi”nin bir parçası olarak bir yüksekokul mahiyetinde yüzlerce talebeye eğitim vermektedir. Yurt işinde ve dışında çok sayıda şubesi olan bu medrese bünyesinde spor tesisleri de dâhil olmak üzere her türlü sosyal ve kültürel zemin kendini açıkça göstermektedir ki bu imkânları doğunun öbür medreselerinde görmek mümkün değildir. İkisi de aynı zamanda icazetli birer medrese âlimi olan Seyyid Abdülhakîm ve oğlu Şeyh Muhammed Raşid’in ilme ve medreseye verdikleri önem ve bu yönde yaptıkları teşvikler neticesinde Menzil Medresesi önce mütevazi bir kurum olarak hizmet vermiştir. Ardından yüzlerce talebeyi barındıran âdeta bir akademiye dönüşecek şekilde gelişen bu medrese, muazzam bir külliyenin hayatî bir parçası olmuştur.
Bugün Menzil Medresesi’nde aktif bir müderris olarak yüzlerce talebeye ders veren Molla Gıyas Hocaefendi ve Menzil’in şimdiki postnişini Seyyid Abdülbakî’nin oğlu Seyyid Saki aynı zamanda benim medrese arkadaşlarımdır. Kendileriyle beraber Düyarbakır Yuvacık köyünde okurduk.
Yusuf Kaplan, 01 Şubat 2016 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde “Küllerinden Doğuşu Medresenin ve Medeniyetin” başlıklı yazısında şunları yazmaktadır:
“Bütün cemaatler, medrese modeli üzerinde kendilerince çalışmalar yapıyor. Medresede bir patlama yaşanıyor. Bu yönelimin sağlam temeller üzerinden gerçekleştirilmesi, ön açacak, çağ açacak, insanlığın yükünü omuzlarında taşıyan vefakâr, cefakâr anadilinden başka Arapça, İngilizce ve Latince öğretecek öncü kuşaklar yetiştirecek bir medrese modeline dönüşmesi gerekiyor. Bu medreselerin en umut vaat edenlerinden biri, Menzil'deki Hüseyniye Külliyesi’dir. Gönül adamı Ali Sözer’in girişimleriyle geçtiğimiz hafta boyunca tarihe kayıt düşen bir ilmî toplantı gerçekleştirildi Menzil'de. Menzil medreselerinin Avrupa ve Arap dünyasındaki hocalarının da katıldığı dünyamızın ve İslâm dünyasının temel varoluşsal sorunlarının bir hafta boyunca mercek altına alındığı göz kamaştırıcı bir toplantı oldu bu. Sunulan bildiriler arasında bazı meselelere ilk defa derinlemesine odaklanan bildiriler vardı. O yüzden Menzil'deki uluslararası medrese kongresi çok umutlandırdı beni. Gelecek yıl daha da büyüyecek ve derinleşecek”.
2. MENZİL MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER
2. 1. Seyyid Abdülhakîm Bilvanisî-Hüseynî (ö. 1972)
Seyyid Abdülhakim Bilvanisî, Baykan ilçesinin Bilvanis (Ormanpınar) köyündendir. 1902 yılında babasının görev yaptığı Baykan’ın Kermate köyünde doğmuştur. Köyüne nispetle Bilvanisî denildiği gibi, seyyid olması itibariyle “Hüseynî” şeklinde de anılmaktadır.
1939 yılında Şeyh Ahmed Haznevî’den hilafet alan Abdülhakim Bilvanisî, hilafet aldıktan sonra önceleri Bilvanis köyünde ikamet ederek irşad hizmetleri yürütmüş, daha sonra 1950 yılında Bitlis’e bağlı Kasrik (Narlıdere) köyüne taşınmıştır. 1963 yılında Batman’ın bağlı Kozluk ilçesine baülı Gadire (Karaoğlak) köyüne giden Seyyid Abdülhakîm, nihayet 1970 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesine bağlı Menzil köyüne taşınmış ve vefat ettiği 1972 yılına irşad faaliyetlerini burada sürdürmüştür.
2. 2. Şeyh Muhammed Raşid (ö. 1993)
Muhammet Raşid, babası Abdülhakim Hüseynî’den (ö. 1972) icazet almıştır. Onun zamanında ilim ve irşad faaliyetleri daha da genişlemiş ve Türkiye’nin dört bir yanından Menzil’e gidenlerin sayısında büyük bir artış olmuştur. 1980’li yıllarda içki, kumar gibi kötü alışkanlıklara sahip kişilerin onun dergâhına gidip sohbet dinledikten sonra bu alışkanlıklarını terkettiklerine dair anlatılan rivayetler, Menzil köyündeki dergâha yapılan ziyaretleri daha da arttırmıştır. Şeyh Muhammed Raşid’in yurt içinden ve yurt dışından çok fazla ziyaretçi akınına uğraması, merkezî idareyi rahatsız etmeye başlamıştı. 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra sıkı takibat altına alınan Şeyh, siyasetten ve particilikten uzak durmaya çalıştığı, yakınlarına, oğullarına ve halifelerine bunu ısrarla tavsiye ettiği belirtilmektedir. Kaydedildiğine göre onun en çok üzerinde durduğu şey, ilim ve talebe yetiştirmekti. Merkezî idare onun faaliyetlerini genişletmesinden rahatsız olunca, 1983 senesinde kendisini Çanakkale’nin Gökçeada ilçesine sürerek burada mecburi ikamete tâbi tutmuş, bir süre sonra tekrar Menzil köyüne dönmesine izin verilmiştir. Raşit Efendi 1993 senesinde vefat etti. Cemaat onun halifeleriyle devam etmekte olup son yıllarda Semerkand dergisi, Semerkand Yayınevi ve Semerkand TV ile hizmet alanını genişletmiştir.
Şeyh Muhammed Râşid Erol, Mart 1930 tarihinde Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Siyanüs köyünde dünyaya gelmiştir. Babası, Seyyid Abdülhakîm Hüseynî (ö. 1972), annesi ise Fatıma hanımdır. Kendisi henüz iki-üç yaşlarındayken ailesi Siyanüs köyünden Taruni köyüne yerleşir. Sonra babası Seyyid Abdülhakîm ile beraber 1944’de on üç yıl yaşadıkları Taruni köyünden Bilvanis köyüne gidilir. Bilvanis köyünde altı sene kalırlar ve ardından 1950 yılında Kasrik köyüne taşınırlar. On bir yıl Kasrik köyünde kaldıktan sonra Gadir köyüne yerleşirler. Gadir köyünde dokuz sene kaldıktan sonra da 1970 senesinde Adıyaman’ın Kâhta İlçesine bağlı Menzil (Durak) köyüne taşınırlar.
Muhammed Raşid Erol, babası Şeyh Seyyid Abdülhakîm’e intisâb etmiş, onun onun yanında amel etmeye başlayıp tasavvufî terbiye almıştır. Seyyid Abdülhakîm ve Şeyh Muhammed Râşid, 1968 yılında Suriye’ye bir seyahat gerçekleştirirler. Burada Şeyh Ahmed Haznevî’nin oğlu Şeyh Alâeddin Haznevî’ye misafir olurlar. Seyyid Abdülhakîm bu sırada Şeyh Alaeddîn’e şöyle der: “Raşid benim yanımda amelini tamamlamış sayılır, ona halifeliği, icâzeti sizin vermenizi istiyorum”. Şeyh Muhammed Raşid böylece Şeyh Alâeddin’in işaretiyle silsiledeki yerini almıştır.
İlmi Kişiliği: Şeyh Muhammed Raşid, Nakşibendî Tarikatının Halidî koluna mensuptur. Bilindiği gibi Halidîlik, Mevlana Halid’e nispet edilen bir ekoldür. Mevlana Halid, Karadağ’da ilmî bir atmosferde yetişmiştir. Okuduğu ilimlerle, yetiştirdiği talebelerle ve yaptığı tavsiyelerle ilim olgusunu hep ön plana çıkartarak bu yola “İlmiyye sınıfının tarikatı” unvanını kazandırmıştır. Mevlana Halid’in medrese ve tekke faaliyetlerini aynı çatı altında birleştirmesi, müritlerinin ilim sahibi olmalarını sağlamıştır. Bu bağlamda Halidî şeyhleri gittikleri bölgelerde tekkenin yanında medrese açarak, tasavvuf, akâid, fıkıh, hadis ve edebiyat başta olmak üzere ilim ve kültür hayatına önemli katkı sağlamışlardır.
Şeyh Muhammed Raşid, doğu medreselerinde tasavvufî eğitim yanında medrese ilimlerinde de kendini yetiştirme imkânı bulmuştur. Kendisi ilk tahsiline Taruni köyünde başlamıştır. Babası Seyyid Abdülhakîm bu oğlu için, “inşallah İmâm-ı Rabbanî gibi âlim olursun’’ diye dua etmiştir. Demirci, Narî, Dilbê, Kasrik ve Gadir köylerinde farklı hocalardan ilim tahsiline devam eden Şeyh Muhammed Raşid, son olarak medrese icazetini babası Seyyid Abdülhakîm’den almıştır.
Şeyh Muhammed Raşid, ilme ve âlime çok değer vermiş, bunu sohbetlerinde sık sık ifade etmiş ve örneğin bir sohbetinde ilim öğrenme konusunda şu tavsiyede bulunmuştur: “Ey Allah’ın kulları! Bir talebe yetiştirmek, bin kişiyi sofî yapmaktan daha iyidir”. Ona göre ilmin olmadığı mekân ve kişilerin kaderinde hüsrana uğramak kaçınılmazdır.
Vefatı ve Geride Bıraktığı Halifeler: Şeyh Muhammed Raşid, 22 Ekim 1993 Cuma günü Ankara da oğlu Fevzeddin’nin evindeyken cuma namazını kılmak için abdest aldığı sırada şeker komasına girerek fenalaşmış ve hastaneye götürülürken yolda vefat etmiştir. Kendisinden altı halife bırakan Şeyh Muhammed Raşid’in bu halifeleri şunlardır:
1. Molla Yusuf Arvasî
2. Molla Abdülbakî Erol
3. Seyyid Abdülbakî Erol (Kardeşi)
4. Molla Yahyâ Pakiş
5. Molla Muhammed Konevî (Sönmez)
6. Molla Ahmed el-Vânî (Ykaç)
Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA ALINMIŞ.