1. ARINC/TILFAKÎR MEDRESESİ
Bu medrese, bir tekke ile birlikte Şeyh Ali Arıncî (öi 1984) tarafından kurulmuştur. Babasının yanında başladığı medrese tahsilini bölgenin tanınmış âlimlerinin yanında tamamlayarak icazet alan Şeyh Ali, tasavvufi eğitimini Şeyh Abdulhakim Bilvanisi’nin (ö.1972) yanında tamamlayarak ondan hilafet almıştır. Arınc köyüne yakın bir yerde Tılfakîr isminde bir dergâh ve medrese kurarak hayatının sonuna kadar ilim ve irşad hizmetleriyle uğraşmıştır.
Abdulhakim Bilvanisî, 1962 yılında Arınc ve civar köyleri irşad ziyareti için geldiğinde, Millo köyüne yaklaşık beş yüz metre mesafede bulunan boş bir mekanı işaret ederek halifesi Ali Arıncî’ye o noktaya taşınmasını istemiştir. Ali Arıncî, şeyhinin işaret ettiği arazinin kendine ait olmadığını söylemesi üzerine, şeyhi satın almasını söylemiş ve bu mekâna bizzat kendisi Tilfakîr ismini vermiştir. 1972 yılında şeyhinin vefatından sonra Şeyh Ali Arıncî, şeyhinin işaret ettiği mekânı 1974 yılında satın almış ve buraya kerpiçten bir mescid, medrese ve dergâh yaptırmıştır. Ardından doğu istikametinde ailesinin kalacağı bir ev ile dergâha gelenlerin kalacağı misafirhaneler eklemiştir. Ali Arıncî vefatına kadar on yıl bu dergâh ve medresede irşad ve ilmî faaliyetlerini sürdürmüştür. Günümüzde medrese ve dergah daha da genişlemiştir..
2. ARINC/TILFAKÎR MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER
2. 1. Şeyh Ali Arıncî (ö. 1984)
Şeyh Ali Arıncî (Solmaz), 1916 yılında Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Arınc köyünde doğmuş; medrese ve tasavvufi geleneği güçlü olan bir aile ortamında yetişmiştir. Babası Ömer Efendi, Norşin Dergâhı mürşitlerinden Şeyh Muhammed Diyaüddîn’e (ö.1924) bağlı idi. Şeyh Ali Arıncî, edebiyat çevrelerinde, son dönem yazar ve şairlerinden M. Akif İnan’ın (ö. 2000) şeyhi olarak tanınmıştır. Akif İnan, ona bağlandıktan sonra özellikle şiirlerinde tasavvufi konu ve kavramlar ağırlık kazanmıştır.
Şeyh Ali Arıncî, iki evlilik yapmıştır. İlk eşi Sakine Hanım’dan kızı Halime ve oğlu Hikmet dünyaya gelmiştir. Sakine Hanım’ın vefatı üzerine ikinci evliliğini Kamile Hanım ile yapmış ve bu evlilikten dört oğlu ve iki kızı olmuştur. Oğullarının adı Fadli, Ahmed, Mihrabuddîn ve Bahauddîn; kızlarının isimleri ise Munise ve Rahile’dir.
Medrese Hayatı
Şeyh Ali, soyadı Kanunu’ndan sonra Solmaz soyadını almış, ancak köyüne nispetle daha ziyade “Arıncî” şeklinde tanınmıştır. Arıncî, tahsil hayatına Kur’an dersiyle birlikte babasının yanında başlamıştır. Bir süre sonra yine Arınc köyünden Şeyh Ahmed Haznevî’nin halifelerinden Molla Muhammed Reşîd’in (ö. 1977) yanında medrese tahsilini sürdürmüştür. Ayrıca Molla Şefik, Molla İbrahim ve Şeyh Muhammed Arbovî gibi âlimlerden de ders almıştır. Özellikle Şeyh Muhammed Arbovî’nin yanında uzun süre okumuştur. Bu tahsil hayatından sonra ilk olarak bir süre Arınc köyüne 3 km. mesafede bulunan Millo (Günbuldu) köyüne geçerek fahri imamlık yapmış ve orada köyün çocuklarına medrese usulüne göre ders vermiştir. Bu dönemde kendi köyü olan Arınc’ta ağabeyi Arif Efendi imamlık ve müderrislik yapmıştır. Millo köyünde yaklaşık 3 yıl görev yaptıktan sonra Bitlis’e bağlı Kermate (Alaniçi) köyünde imamlık yapmaya başlamıştır. Bu köyde görev yaparken, Seyyid Abdulhakim Bilvanisî’nin (ö. 1972) sohbetlerine katılmış, aynı zamanda medrese usulüne göre son derslerini ondan okuyarak tahsilini onun yanında tamamlamıştır. Abdulhakim Bilvanisî, medrese tahsilini tamamlayan Ali Arıncî’yi tedris faaliyetleri yapmak üzere görevlendirmiştir. Bunun üzerine bir süre Kermate köyünde görev yaptıktan sonra ağabeyi Arif Efendi’nin vefatı üzerine Arınc köyüne gitmiş ve görevine bu köyde devam etmiştir. 1974 yılından itibaren de Millo yakınlarında Tılfakir Medresesini ve dergâhını kurarak hayatının sonuna kadar ilim hizmetlerini burada yürütmüştür.
Tasavvufî Hayatı
Şeyh Ali Arınci, Kermate köyünde görev yaptığı yıllarda Şeyh Abdulhakîm Bilvanisî ile tanışmıştır. Bilvanis köyüne gitmiş ve orada belli süre kalmıştır. Sekiz yıl süren seyr ü süluktan sonra 1958 yılında Abduhakim Bilvanisî kendisine hilafet vermiştir. Abdulhakim Bilvanisî, halifesi Ali Arıncî’yi önce Van bölgesinde irşad faaliyetleri yürütmekle görevlendirmiştir. O da özellikle bahar mevsiminden sonra Van’ın ilçelerinde ve köylerinde yanında bulunan müridleriyle birlikte aylarca dolaşarak kendisine verilen görevi yerine getirmiştir. Aynı zamanda bölgedeki aileler ve aşiretler arasında ortaya çıkan sorunların çözümünde, husumet ve kavgaların sonlandırılmasında yardımcı olmuştur. Şeyh Ali Arıncî, 1954 yılında şeyhi Abdulhakim Bilvanisî’nin ve bazı müridlerinin de bulunduğu kalabalık bir gurup ile İskenderun’dan Cidde’ye deniz yoluyla giderek Hac vazifesini ifa etmiştir. Şeyhinin vefatına kadar yalnız onun verdiği vazifeleri yaptırmıştır. 25 Mayıs 1972 tarihinde şeyhinin vefatından sonra, 1974 yılında Tılfakîr mevkiinde Cami, medrese ve dergâh inşa ederek hayatının sonuna kadar irşad faaliyetlerini bu dergâhta sürdürmüştür. Şeyh Ali Arıncî’nin Mevlana Halid’den itibarenki tarikat silsilesi şöyledir:
Mevlana Halid (ö.1827)
Seyyid Abdullah Şemdini (ö. 1813)
Seyyid Taha Hakkarî/Nehrî (ö. 1852)
Seyyid Sibğatullah Arvasî (ö. 1870)
Şeyh Abdurrahman Taxî (ö. 1886)
Şeyh Fethullah Verkanisî (ö. 1899)
Şeyh Muhammed Ziyauddin (ö. 1923)
Şeyh Ahmed Haznevî (ö. 1950)
Seyyid Abdulhakim-i Bilvanisî (ö. 1972)
Şeyh Ali Arıncî (ö. 1984)
Vefatı ve Türbesi
Şeyh Ali Arınci, 24 Temmuz 1984 tarihinde, 68 yaşında vefat etmiştir. Mezarı
Arınc köyünde, Tılfakîr denilen mevkidedir.
Şahsiyeti ve Bazı Tavsiyeleri
Şeyh Ali Arıncî, büyük bir âlim ve arifti. Daha ziyada güzel ahlakı, edebi, helal ve harama karşı titizliği ve en cok da göstermiş olduğu net ve acık duruşu ile dikkat çekmiştir. Onu tanıyanlar, her konuda düşüncelerini açıkça ortaya koymasından ve bunu tavır ve davranışlarıyla göstermesinden etkilenmiştir. Onun bu şahsiyeti, çok sayıda mürid ve muhibbi olmasına vesile olmuştur. Şeyh Ali Arıncî, sabırlı ve sakin ancak ne zalim ne de zalime sözünü esirgeyen bir kişi olarak tanınmıştır. Bu konuda şöyle der:
“Hiçbir zaman asabî olmayın ve hiddete gelmeyin. Çünkü hiddet şeytandan, sabır ise Rahman’dan gelir. Asabilik fayda vermez, aksine zarar ve felaket getirir. Sabır ise rahmet ve huzur getirir. Bunun içindir ki Allah birçok defa sabrı tavsiye etmiştir ve sabredenleri sever. Bir insan en asabî halde iken bile Allah’ı hatırlarsa asabiyeti geçer. Bununla beraber haksızlığı da hiçbir zaman kabul etmeyin. Daima haktan yana olun. Kimseye zulmetmeyin ama kimsenin de size zulmetmesine müsaade etmeyin. Hakkınızı Allah ve Resulünün gösterdiği şekilde sükûnetle arayın. Allah doğru olanlarla beraberdir”.
Şeyh Ali, talebelerine ve ziyaretçilerine daimi suretle abdestli olmalarını ve abdestli şekilde uyumalarını tavsiye etmiştir. Ona göre, insanın ne zaman ve ne şekilde öleceği belli değildir. Abdestli ölenler şehit gibidir. Abdestli olan kişi sürekli ibadet halindedir. Abdest kolay ama sevabı çok olan bir ibadettir.
2. 2. Şeyh Ali Arıncî’nin Halifesi Muhammed Nûrânî Erol
Şeyh Ali Arıncî, medreseden mezun ederek çok sayıda talebeye icazet vermiştir. Çok sayıda müridi olmasına ve seyr ü süluklarını tamamlamalarına rağmen yalnız bir kişiye hilafet vermiştir ki o da kendi şeyhi Abdulhakim Bilvanisi’nin büyük oğlu Muhammed Nuranî Erol’dur.
Muhammed Nuranî Erol, babası Abdulhakim Bilvanisî’nin görev yaptığı Siyanis (Gümüşkaş) köyünde doğmuştur. Tahsiline babasının yanında başlamış ancak babasının Şeyh Ahmed Haznevî’nin yanına gittiği dönemlerde onun talebesi Molla Osman’ın yanında devam etmiştir. Tasavvufi eğitimine de babasının halifesi Şeyh Ali Arıncî’nin yanında başlamıştır. 1981 yılında hilafet aldıktan sonra Van’ın Çaldıran ilçesinin Soğuksu köyünde görev yapmaya başlamış, 1984 yılında şeyhinin vefatından sonra Veysel Karani beldesine yakın Zokamir köyüne taşınarak tedris ve irşad hizmetlerini burada yürütmeye başlamıştır. Bu dönemde yaz aylarında Soğuksu ve çevresindeki köylerde irşad faaliyetleri yürütmüştür. 1984 yılından sonra bolgede yaşanan sosyal olaylardan rahatsız olması ve çevresinde bulunan bazılarının, yaşanan olaylarla ilgili nasihatlerini dinlememesi üzerine Zokamir’den ayrılmaya karar vermiştir.
Şeyhi Ali Arıncî’nin oğlu Hikmet Efendi; Zokamir köyüne giderek köyden ayrılmamasını yahut Arınc (Tılfakir) köyüne gelerek kendileriyle beraber kalmasını rica etmişse de Muhammed Nuranî kararında ısrar etmiştir. Bu dönemde İzmit’teki müridlerinin daveti üzerine 1992 yılında bu vilayete bağlı Doğantepe köyünde bir külliye inşa ederek irşad hizmetlerini yürütmeye başlamıştır. Şartların müsait olduğu dönemlerde Zokamir köyüne sık sık ziyaretlerde bulunmuş ve nihayet olayların azalması üzerine tekrar bu köye dönmüştür. Muhammed Nuranî Erol, 2002 yılında bu köyde vefat etmiştir. Kabri bu köydedir.
Şeyh Ali Arıncî’nin oğulları Hikmet ve Fadli, babalarının tek halifesi Muhammed Nuranî Erol’dan tasavvufi hilafet almışlardır.
Günümüzde Zokamir köyünde Muhammed Nuranî Erol’un oğlu Hikmetullah, irşad ve medrese hizmetlerini yürütmektedir. Şeyh Ali Arıncî 1984 yılında vefat ettikten sonra büyük oğlu Hikmet Efendi medrese ve dergâh hizmetlerini üstlenmiştir. Hikmet Efendi, medrese tahsilini tamamladıktan sonra babasının tek halifesi olan Muhammed Nuranî Erol’un yanında seyr u sülukunu tamamlamış ve hilafet almıştır. Halen Tılfakir Dergâhı’nın hem muderrislik hem de şeyhlik görevini yürütmektedir. Çok sayıda muhip, mürid ve talebesi bulunmaktadır. Medresede oğlu Ömer ve Recep de müderris olarak görev yapmaktadır
Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA ALINMIŞ.