diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-22

SERDAHL/SEYDAÎ MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ

facebook-paylas
Tarih: 16-03-2026 00:01

KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-22

 

 

1. SERDAHL/SEYDAÎ MEDRESESİ

 

Şeyh Ömer Zenganî, Basret Tekkesi’ndeki hizmetlerinin ardından Cizre’nin Hoser (Düzova) ve Serdahl (Bağlarbaşı) köyleri ile Cizre merkezde irşad ve ilim hizmetlerini devam ettirmiştir. Şeyh Ömer’in oğlu olan ve Kürtler arasında kısaca Şeyh Seyda olarak meşhur olan Şeyh Muhammed Said Seyda (ö. 1968) zamanında büyük gelişmelere sahne olan bu tekke Şeyh Seyda’ya nispetle Seydaî Dergâh olarak da anılmaktadır. Serdahl Tekkesi yetiştirmiş olduğu çok sayıda âlim ve mürşid sayesinde başta Kürt bölgeleri olmak üzere Türkiye’nin birçok bölgesinde ve yurt dışında etkili olmuştur.

 

Serdahl Tekkesi resmî kayıtlarda Bağlarbaşı Camii olarak geçmektedir. Caminin de içinde bulunduğu geniş arazi, Şeyh Reşîd Dêrşevî (ö.1868)’nin kızı ve Şeyh Muhammed Saîd Seydâ’nın annesi olan Halime Hatun tarafından satın alınmıştır. 1276/1860 yılında Cizre’ye bağlı Düzova (Hoser) köyünde doğan Halime Hatun, güzel ahlakıyla tanınan bir kadındı. Her gün düzenli olarak Kur’an-ı Kerîm ve Delâilu’l-Hayrât okurdu. Evin günlük işleri ve hayvanları ile meşgul olur, ayrıca şal yapımında kullanılan yün ipliği yapardı. Hatta buradan elde ettiği para ile Şeyh Seydâ’nın tekkesi olarak bilinen Serdahl Tekkesi’nin bulunduğu Serdahl köyünden çocukları ve kardeşi Molla Abdulhakim’in çocukları için arsa aldı. Çocukları Şeyh Muhyiddin ve Şeyh Sirâceddin ile köyün sulu arazisinin bulunduğu alanda tarlaya ihata duvarı örerek sebze yetiştirmiştir. Bunun yanında Cizre’nin Kale Mahallesi’nde de kendi çocukları ile kardeşi Abdulhakim ve Şeyh Muhammed Nûrî Dêrşevî’nin çocuklarına da birer ev satın aldı. 1931 yılında vefat eden Halime Hatun’un Mezarı Cizre’deki Şeyh Muhammed Nûrî Kubbesi olarak anılan kubbenin avlusunda 24 nolu mezardır. 

 

Şeyh Seyda’nın özellikle yaz aylarında kalmayı tercih ettiği Serdahl, Mardin, Batman, Siirt, Van, Ağrı ve Şırnak illeri ile Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki bölgenin en önemli medresesi ve tasavvufî hayatının merkezi konumuna gelmiştir. Aslında Şeyh Seyda’nın fonksiyonunu artırdığı butekke, Basret Şeyhleri olarak tanınan ve Osmanlıların son yüzyılında bölgenin en önemli âlimlerinin hizmet yürütmüş oldukları, Sıbgatullah Arvâsî başta olmak üzere birçok büyük sûfînin sülûkunu tamamladığı köklü bir tekkedir. Medrese geleneği ise daha önceye dayanmaktadır. Şeyh Seyda’nın 1968 yılında vefatından sonra yerine oğlu Şeyh Nurullah Seyda geçmiştir. Tekkede görev yapan şeyhler başlığı altında bilgi vereceğimiz Şeyh Nurullah Seyda, 1985 yılına kadar bu hizmeti yürütürken gerek medrese tahsili gerekse tasavvufî hizmetler boyutunda tekkenin fonksiyonunu artırmıştır. 1985 yılında Şeyh Nurullah’ın vefatını müteakip görevi kardeşi Şeyh Ömer Faruk Seyda görevi devralmıştır. 1980’li yıllarda bölgede yaşanan sorunlar, bölgenin istisnasız bütün alanlarında ve toplumun bütün katmanlarında etkili olmuştur. Bu hususta en fazla etkilenenlerden biri de kuşkusuz âlimler ve bunların yürüttükleri medrese ve tekke hizmetleri olmuştur. İşte bu süreçte, 1994 yılında Bağlarbaşı (Serdahl) köyü bütünüyle boşaltılmış ve her şeyiyle birlikte terk edilmiştir. Her ne kadar 2002 yılında tekrar iskâna açılmış olsa da köye 10 aile tekrar dönmüş ancak Serdah Külliyesi hizmete girmemiş ve metruk şekilde kalmıştır.

 

Serdahl Tekkesi, özellikle Şeyh Seyda döneminde bölgede hayatın her alanında merkezi bir rol üstlenmişti. Bölgeden kasıt, kaba bir sınırla batıda Midyat ve köyleri ile Nusaybin ve köyleri, kuzeyde Kerboran (Dargeçit) ve civarı, doğuda Silopi ve Kuzey Irak’ın bir kısmı, güneyde ise Suriye’nin bazı köylerini kapsamaktadır. İşte bu daire sınırları içerisinde miras paylaşımı, tapu işlemleri, kavga ve kan davaları, her türlü asayiş ve ailevî sorunlar başta olmak üzere devlete bağlı organların icra etmesi gereken neredeyse hayata dair her türlü işlem tekkeye gelerek orada çözüme kavuşturulurdu. Tekkede verilen kararın üzerine bir daha söz söylenmezdi. Tekke, bu yönüyle bölgenin kalbi konumunda gözükmektedir. Bölgede yaşayan ya da görev yapan insanların çoğu başta Şeyh Seyda olmak üzere tekkede görev yapan şeyhlerin ilmine ve ahlakına büyük saygı göstermiş ve neticede müridi yahut muhibbi olmuşlardı. Tekkede günlük olarak köy nüfusunun ortalama 10 katı ziyaretçi olurdu. Bu sayı hafta sonunda daha da artardı. Başta Cizre olmak üzere yakın il ve ilçelerden gelenlerle özellikle havaların müsait olduğu dö nemlerde sayının 500-1000 kişiyi bulduğu olurdu. Bu sayı bayram ve kandil gecelerinde 3000 civarında olurdu ve tekkenin dışına çıkacak şekilde büyük sofralar kurulurdu. Tekkenin etki alanındaki köylerin birçoğunda, tekkeye gelen misafirlerin ve medresede okuyan talebelerin iaşesinin karşılanması amacıyla bir tarla tahsis edilir ve o tarla imece usulü ekilip biçilerek ürün tekkeye götürülürdü. Bazı köyler tarla tahsis etmek yerine kendi ürünlerinden toplayarak tekkeye götürürlerdi. O dönemlerde bölgede hayvancılığın yaygın olması itibariyle köylüler çoğu zaman küçükbaş hayvanlar da götürürlerdi. Aslında tekkenin de yüzlerce küçükbaş hayvanı bulunmakta idi. Şeyh Seyda, medresede okuyan talebelere özel ilgi gösterir, tekkenin küçükbaş hayvanlarından, öğrenci sayısına göre koyun yahut keçi vererek hocalarıyla birlikte onları piknik yapmaya gönderirdi. Tekkenin 1960’lı yıllarda bir kamyonu vardı. Kamyon bu ve benzeri hizmetlerde de kullanılırdı. Maddi hastalıklar yanında manevî hastalıkları olanlar, akıl hastaları, özürlüler, sakatlar, ailesi tarafınca terk edilen çocuklar tekkeye getirilirdi. Bu yönüyle tekke, bir nevi rahabilitasyon merkezi gibi bir rol üstlenmişti. Şeyh Seyda, yemek esnasında çoğunlukla bu insanların yanında oturur ve onlara kendi elleriyle yemek yedirirdi. Serdahl Tekkesi, ilmî ve irfânî yönüyle bölgede yaşayan değişik din ve dildeki insanlarla birlikte yaşama konusunda da merkez bir rol üstlenmiştir. Süryânîler, Êzîdîler, Ermenîler başta olmak üzere Müslümanlarla birlikte yaşama, aşîretler arası kavgalar ve anlaşmazlıkların çözümü hususunda arabulucu bir rol üstlenmiştir.

 

Tekkede İlmî ve Tasavvufî Durum

Serdahl Tekkesi de Doğu ve Güneydoğudaki medrese-tekke bütünlüğünü tam anlamıyla taşımaktadır. İstisnaları olmakla birlikte önce medrese ilimleri tahsili verilmiş, müteakiben tasavvufî eğitim başlamıştır. Şeyh Seyda ve kendisinden sonra gelen şeyhler, medresenin baş müderrisi konumundadırlar. Bunlar yardımcı müderrisler yetiştirmiş, bu müderrisler de bilahare yeni eğitime başlayan ve adına bölgede “feqî” denilen talebelerin eğitimiyle meşgul olmuşlardır. Hatta kendilerine ilmî ve tasavvufî icazet verilip görev için atandıkları yerlerden bir program dâhilinde birkaç aylık sürelerle gelerek merkez medrese ve tekke olan Serdahl’de hizmetlerini sürdürmüşlerdir. Tekkenin önemli özelliklerinden biri de taşra şubeler konumunda bulunan medrese ve tekkelerde tahsilini tamamlayarak icazet alma noktasına gelen talebelerin Serdahl’e gelerek icazetlerini şeyh efendiden almalarıdır. Ancak, tasavvufî hilafet şeyh tarafından verilirken, medrese icazeti taşra şubelerde görev yapan müderrisler tarafından da verilmiştir.

 

2. SERDAHL MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER

 

 Serdahl Tekkesi ve Medresesi’nin günümüze kadarki Postnişinleri şunlardır:

 

1. Şeyh Ömer Zenganî                                   (ö. 1890)         X 

2. Şeyh Abdülhakîm Dêrşevî             (ö. 1905)         X

3. Şeyh Muhyiddîn Cezerî                 (ö. 1914)         X        

4. Şeyh Muhammed Nurî Dêrşevî     (ö. 1914)         X

5. Şeyh Seyda el-Cezerî                                (ö. 1968)         X 

6. Şeyh Muhammed Nurullah Cezerî            (ö. 1985)         X

7. Şeyh Ömer Faruk Cezerî    (Halen hayattadır)

 

2. 1. Şeyh Ömer Zengânî (ö. 1889-1890) 

 

Şeyh Halid Zêbârî’nin halifesi olan Şeyh Ömer Zengânî’nin ailesi aslen Mardin’e bağlı Dargeçit (Kerboran) ilçesinin Kureyşa mezrasındandır. Arabiye Aşiretine bağlı olan Kureyşa, bölgede “Pikureyş” (Pîr-i Kureyş) olarak bilinen, Zengânî’nin dedelerinden seyyid bir zatın yerleşim yeridir. Ömer Zengânî (ö. 1890) bu köyde doğdu.

 

Şeyh Ömer Zengânî’nin babası Mustafa Efendi, dedesi Hamid Efendi’dir. Annesi ise ilim sahibi ve hafız olan Hacer Hatun’dur. Ömer Zengânî küçük yaşta babasını kaybetti, annesi de başka bir evlilik yapınca yalnız kaldı. Bunun üzerine bölgenin en yaygın geleneklerinin başında gelen medrese tedrisatı için Gerza aşiretinin bir köyünde medrese eğitimine gönderildi. Tedrise gittiği yıllarda köyü Kereyşâ’da yaşanan Kolera salgını nedeniyle toplu ölümler yaşandı ve ailesinden neredeyse kimse kalmadı. Kendisi de anneannesi Asiyye ve teyzesi Ayşe’nin yaşadığı Zengân (Karabayır) köyüne giderek teyzesinin himayesinde yaşamaya başladı. Bir süre Zengan köyünde bulunan camide talebe olarak eğitim gördü. Ancak bu sırada kendisinde görülen kabiliyet ve özel haller nedeniyle daha iyi bir eğitim alması için hocası ve teyzesi tarafından, Basret köyünde bulunan Şeyh Hâlid Zêbârî’nin yanına gönderildi. Bu tarihten sonra Ömer Zengânî artık Basret’te yaşamaya başladı. Burada bir yandan medrese eğitimi alırken aynı zamanda tasavvufî eğitime de başladı.

 

Şeyh Ömer Zengânî’ye büyük değer veren Şeyh Halid Zêbârî onun eğitimine özen gösterdi. Hatta aileden bir birey gibi görmeye başladı ve bunun resmileşmesi için onu halifelerinden Şeyh Reşîd Dêrşevî’nin kızlarından Halime Hatun ile evlendirdi. Diğer kızı Safiye ile de kendi oğlu Hüseyin’i evlendirdi. Şeyh Halid Zêbarî, Şeyh Ömer Zengânî’yi vefât etmiş olan kayınbabasının medrese ve dergâh hizmetlerini yürüttüğü Hoser (Düzova) köyüne, hem müderris hem de tasavvufî hilâfet ile gönderdi.

 

Şeyh Ömer Zengânî’nin hocası ve şeyhi Şeyh Halid Zêbârî, 1863 yılında irşâd için gelmiş olduğu Cizre’de vefât etti ve Şeyh Salih Sîbkî ile Şeyh Halid Cezerî’nin de medfun bulunduğu Basret’te bölgeden birçok âlim ve şeyhin katılımıyla defnedildi. Vefâtından önce etrafına toplanmış olan mürit ve halifelerinin huzurunda şunları söyledi: “Ey Şeyh Ömer! Oğlum Hüseyin’e senin ona tüm ilmini okutup büyüyünceye kadarki sürede dergâh ve medreseyi sana emanet ediyorum”.  Şeyh Halid Zêbarî böylece medresenin baş müderrisliğini ve kendisinden sonra şeyhlik vazifesini Şeyh Ömer Zengânî’ye tevdi etti. Bunun üzerine Şeyh Ömer Zengânî, Hoser (Düzova)’daki medreseyi bırakarak talebelik yaptığı Basret Medrese ve Dergâhının başına geçti.

 

Şeyh Ömer Zengânî, hocasının vasiyetine titizlikle riayet etmiş ve bu bağlamda hem müderrislik hem de şeyhlik vazifesini yerine getirmiştir. Hocasının oğlu Hüseyin’in derslerini bizzat kendisi vererek hocasına karşı vefâ sorumluluğunu da yerine getirmiş ve ona medrese icazetnamesini de vermiştir.

 

Şeyh Ömer Zengânî, Şeyh Halid Zêbarî’nin vasiyeti üzerine oğlu Hüseyin’in hem medrese hem de tasavvufî icâzetini göz önünde bulundurarak Basret Dergâhı ve medresesini ona bırakmış ve yedi yıllık hizmetin ardından tekrar Hoser Medresesi’ne dönmüştür. Şeyh Ömer burada Molla Abdurrahman Hoserî ve medreselerde istiare ilminde kaynak kitap olarak okutulan “Sutûr” kitabının yazarı ve aynı zamanda kayınbiraderi Abdulhakim Dêrşevî gibi âlimleri yetiştirdi.

 

Hoser köyünde hizmetlerine devam eden Ömer Zengânî’ye çok büyük bir teveccüh oldu. Etrafında Botan ve Tor bölgesinden çok sayıda talebe ve mürid toplandı. Ancak özellikle Cizre’den gelen müridlerinin fazlalığı sebebiyle, Cizre eşrafından Seyyid Hacı Hafız Efendi onu Cizre’ye davet ederek kendi evinin yakınlarında bir eve yerleştirdi. Artık Ömer Zengânî’nin ailesi kayınbiraderleri Dêrşevî’lerle birlikte Cizre’de yaşamaya başlarlar ve Cizre’de medrese ve tasavvufî hizmetlerini yürütürler.

 

Şeyh Ömer Zengânî 1889-1890 yılında hacca gitmek için hazırlık yaparken, eşi Halime Hatun’a bir vasiyet yazarak verir ve oğullarını emanet eder. Ardından medrese ve dergâh hizmetleri konusunda kayınbiraderi Molla Abdulhakîm Dêrşevî’yi vekil bırakarak yola çıkar. Bu sırada Ömer Zengânî’nin üç çocuğu vardır. Bunlar Muhyiddîn, Siracüddîn ve Âmine’dir. Hac yolculuğuna çıkıldıktan beş altı ay sonra 1990 yılında Muhammed Saîd (Şeyh Seyda) dünyaya gelmiştir. Ömer Zengânî, Hac yolculuğunu tamamladıktan sonra dönüş yolunda Cidde’de 1889-1890 yılında vefat eder ve orada defnedilir.

 

Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA  ALINMIŞ.




Bu haber 134 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI