|
Tweet |
Hayatı
Şeyh Abdülkakîm Dêrşevî, Şeyh Ömer Zenganî’nin halifesi ve kayınbiraderidir. Şeyh Ömer’in 1890 yılında Hicaz’da vefat etmesi üzerine yerine Şeyh Abdülhakîm geçmiştir. Cizre Dergâhının hem postnişini hem de hem de müderrisi olan Şeyh Abdülhakîm 1272/1856 yılında Cizre’nin Hoser (Düzova) köyünde doğmuştur. Babası Şeyh Reşîd, annesi de Molla Ali Meydinî’nin kızı Fatma hanımdır. Şeyh Abdülhakîm henüz küçük yaştayken babası hac farizasını yerine getirmek üzere gittiği Mekke’de vefat etmiş ve Hz. Peygamber’in eşi Hz. Hatice’nin defnedildiği “Cennetü’l-Mualla Mezarlığında” defnedilmiştir. Böylece yetim kalan Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Ömer Zenganî tarafından himaye edilerek büyütülmüş ve eğitilmiştir. Şeyh Ömer bir mürşit ve müderris olarak eğittiği Şeyh Abdülhakîm’in ilimdeki otoritesine dikkat çekerken şunları söyler: “Cizre’den Mısır’a kadar Abdülhakîm ayarında bir âlim olabileceğini düşünmüyorum”.
Çocukları
Şeyh Abdülhakîm geride Şeyh Yahya ve Şeyh Muhammed Emîn adlarında iki erkek çocuk bırakmıştır.
Halifeleri
Bilindiği kadarıyla Şeyh Abdülhakîm geride sadece bir halife bırakmıştır ki o da hocası Şeyh Ömer Zenganî’nin ve aynı zamanda ablası Halime Hatun’un büyük oğlu Şeyh Muhyiddîn Cezerî’dir. Şeyh Muhyiddîn bu dayısından sadece tasavvuf ve tarikat hilafetnamesini değil, ilmî icazetnamesini de almıştır. Şeyh Muhyiddîn gibi kardeşi Şeyh Siraceddîn de ilmî icazetnamesini Şeyh Abdülhakîm’den almıştır.
Eserleri
Sutûr: Hem ilmî icazetnamesini hem de tasavvuf ve tarikat hilafetnamesini Şeyh Ömer Zengânî’den alan Şeyh Abdülhakîm’in geride bıraktığı en önemli eser, Kürt medrese muhitinde ders kitabı olarak da okutulan “Sutûr” kitabıdır. Belâgat ilminin “Beyan” dalına giren ve zorluğuyla bilinen “İstiare” ilminin konu edinildiği bu kitap Şeyh Abdülhakîm’in ilimde geldiği yüksek seviyenin en açık şahididir.
2. 3. Şeyh Muhyiddîn Cezerî (ö. 1914)
Şeyh Ömer Zenganî’nin büyük oğlu ve Seydaî Degâh’ın da 3. Postnişini olan Şeyh Muhyiddîn Cezerî, dönemin sosyal ve siyasal şartları bağlamında medreselerinde bizzat kendisi ders verme fırsatını bulamamış, medresede ders verme hizmetini kendisinden küçük olan ortanca kardeşi Şeyh Siraceddîn Cezerî yerine getirmiştir.
Şeyh Hüseyin Basretî’nin 1901 yılında Diyarbakır’a ve oradan da Şam’a yapmış olduğu sefere Şeyh Muhyiddîn de katılmış ve Şeyh Hüseyin’in 1913 yılında memlekete dönmede etkin bir rol oynamıştır. Memlekete dönüldükten sonra Şeyh Hüseyin Basretî astronomi ilmiyle ilgili bazı konuları Şeyh Hüseyin’e sorar, Şeyh Hüseyin bu konuları o sırada mecliste bulunan âlimleri hayretler içerisinde bırakacak şekilde anlatır.
Vefatı
Şeyh Muhyiddîn Cezerî 1333/1914 yılında vefat etmiş ve dayısı Şeyh Abdülhakîm Dêrşevî’nin kubbesinde defnedilmiştir.
Halifeleri
Şeyh Muhyiddîn Cezerî geride halife olarak sadece Şeyh Muhammed Nuri Dêrşevî’yi bırakmış; kardeşi Şeyh Seyda’ya da tarikat izni vermiştir. Ancak irşad makamını ve postnişinliği dayısı Şeyh Muhammed Nuri Cezerî’ye bırakmıştır.
2. 4. Şeyh Muhammed Nuri Dêrşevî (ö. 1924)
1279/1868 yılında Cizre’nin Hoser (Düzova) köyünde dünyaya gelen Şeyh Muhammed Nuri, tasavvufî amelini eniştesi Şeyh Ömer Zenganî’nin yanında tamamlamış ve medrese tahsiline de onun yanında başlamıştır. Şeyh Ömer vefat ettikten sonra yarıda kalan medrese eğitimini abisi Şeyh Abdülhakîm Dêrşevî’nin yanında tamamlayıp ilmî icazetnamesini ondan; tasavvuf ve tarikat hilafetini ise Şeyh Muhyiddîn Cezerî’den almıştır. Şeyh Muhyiddîn’in 1914 yılında vefat etmesi üzerine vasiyeti gereği yerine 4. Postnişin olarak Şeyh Muhammed Nuri geçmiştir.
Kızı Rabia Hatun’u yeğeni, müderrisi ve aynı zamanda halifesi olan Şeyh Seyda ile elendiren Şeyh Muhammed Nuri her hafta bir aşirete giderek aşiretler arasındaki kavga ve kırgınlıkları gidermeye çalışmıştır. Bunun yanında camisi olmayan köylere cami yaptırmış; kervanların ve yolcuların su ihtiyacı için de uzun yollar arasında “sarnıç” adı verilen yer altı su depoları yaptırmış ve halkın eğitim ve irşadına önem vermiştir.
Çocukları ve Vefatı
Şeyh Muhammed Nurî geride üç erkek ve üç kız olmak üzere toplam altı çocuk bırakarak 1324/1924 yılında Hoser köyünde vefat etmiştir. Cenazesi Cizre’ye getirilerek abisi Şeyh Abdülhakîm ve Şeyh Muhyiddîn’in de medfûn oldukları Büyük Kubbe’nin güney tarafından 1 No’lu Daanduka’da defnedilmiş ve bu tarihten itibaren Büyük Kubbe’ye artık Şeyh Muhammed Nuri Kubbesi denilmiştir.
Halifesi
Şeyh Muhammed Nuri vefat etmeden önce “benden sonra şeyhiniz Şeyh Seyda’dır” diyerek halefi olacak olan 5. postnişinin Şeyh Seyda olacağını ilan etmiştir.
2. 5. Şeyh Seyda el-Cezerî (ö. 1968)
Hayatı ve “Seyda” Lakabını Alması
1308/1891 yılında Cizre’de doğan Şeyh Seyda’nın babası Şeyh Ömer Zenganî, annesi de Şeyh Reşîd Dêrşevî’nin kızı Halime Hatun’dur. Şeyh Muhammed Saîd’e “Seyda” lakabının verilmesi şöyle olmuştur:
Babasının 1889-1890 yılında vefat ettiğine dair haber Cizre’ye ulaştıktan sonra taziye için gelen talebesi Şeyh Hüseyin Basretî, ahenüz ltı aylık bir bebek olan Muhammed Said’i sever ve ona dua ederek şöyle der: “Bu yavru benim seydamın oğludur ve bu çocuk inşallah seyda olacaktır.” İşte o günden sonra Muhammed Said’e herkes “Seyda” demeye başlar ve bu unvan onun ismi hâline gelir.
Büyük dayısı Şeyh Abdülhakîm Dêrşevî’nin yanında medrese tahsiline başlayan Şeyh Seyda, Şeyh Abdülhakîm’in 1905 yılında vefat etmesi üzerine eğitimini abisi Şeyh Siraceddîn’in yanında sürdürüp tamamlamış ve ilmî icazetnamesini ondan almıştır. İlmî icazetnameden sonra ilk tarikat iznini dergâhın büyük abisi 3. postnişini Şeyh Muhyiddîn Cezerî’den alarak tasavvuf ve tarikat çalışmalarına katılmaya başlar. Şeyh Muhyiddîn 1914 yılında vefat edince dergâhın idaresi küçük dayısı Şeyh Muhammed Nuri Dêrşevî’ye intikal edince Şeyh Seyda bu dayısının gözetiminde seyr ü sülukunu tamamlar ve ondan tarikat icazetini alarak halifesi olur. Bu sırada müderris olarak medreseden sorumlu olan Şeyh Siraceddîn 1920 yılında vefat edince medrese sorumluluğunu Şeyh Seyda üstlenir ve ilk iki icazetnmaeyi talebeleri Molla Süleyman Hoserî ve Molla Ramazan Botî’ye verir.
Kışı Cizre’de, yaz mevsimini de annesi Halîme Hatun’dan kendilerine miras kalan ve Cizre’nin 12 kilometre batısına düşen “Serdehl” (Bağlarbaşı) köyünde geçiren Şeyh Seyda hem medrese hem de tasavvuf çalışmalarını çok dengeli bir şekilde yürütmüştür. Bu bağlamda Serdehl Medresesi ve Tekkesi onun zamanında büyük gelişme göstermiş ve hem yurt içinden hem de yurt dışından talebe ve müritlerin akın ettikleri merkezî bir konum elde etmiştir.
23 Mart 1960 yılında vefat eden Said Nursî, vefatından bir süre önce Urfa’ya gelmişti. Bunu haber alan Şeyh Seyda o sıralarda 70 yaşında olmasına rağmen onu görmek için talebe ve müritlerinden kalabalık bir grupla Cizre yakınlarındaki Serdahl köyünden yola çıkar. Müritlerinden biri olan Cizre Alay Komutanının aracıyla bu yolculuğa çıkan Şeyh Seyda’nın oğlu Şeyh Ömer Faruk ve Şeyh Muhammed Baki de vardı. Tekke’ye ait kamyonette ise oğlu Şeyh Muhammed Nurullah, talebesi Seyyid Ali Findikî’nin oğlu Abdurrahman Erzen ve diğer bazı şahsiyetler de kafile içerisinde yer alıyordu. Ancak kafile Midyat’a vardığında Said Nursî’nin vefat ettiği duyulur ve buna çok üzülen Şeyh Seyda bulunduğu Midyat’ta sevenleriyle birlikte Said Nursî işin giyabî cenaze namazını kıldırır. Ardından halifesi Şeyh Halil Serdefî’nin evine giden giden Şeyh Seyda burada olduğu süre içerisinde Cuma namazını Şeyh Halil’in kıldırmasını istemiştir ki, Şeyh Halil de mürşidi Şeyh Seyda gibi Said Nursî’yi çok sever ve fırsat buldukça eserlerini okurdu.
Evlilikleri ve Çocukları
Şeyh Seyda ilk evliliğini dergâhın 4. Postnişini olan dayısı Şeyh Muhammed Nuri’nin kızı Rabia Hatun ile yapmıştır. Fakat bu evlilikten doğan çocukları fazla yaşamadan vefat ettikleri için Şeyh Hüseyin Basretî’nin kızı Meryema ile ikinci evliliğini yapar. Üçüncü evliliğini ise Şeyh Hüseyin Basretî’nin Şeyh Celaleddîn adlı oğlunun kızı Tayyibet Hanım ile yapmıştır. Şeyh Seyda’nın bu evliliklerden doğan 6 oğlu şunlardır:
1) Şeyh Muhammed Ataullah (Annesi: Rabia Hatun)
2) Şeyh Muhammed Nurullah (Annesi: Tayyibet Hatun)
3) Şeyh Ömer Faruk (Annesi: Tayyibet Hatun)
4) Şeyh Muhammed Baki (Annesi: Tayyibet Hatun)
5) Şeyh Abdullah Veli (Annesi: Tayyibet Hatun)
6) Şeyh Muhammed Safvetullah (Annesi: Meryem Hatun)
Halifeleri
1)Şeyh Muhammed Beşîr Alakamişî
2)Şeyh Fahreddîn Arnasî (Yıldız)
3)Şeyh Hasan Kino Şeyhhasanî
4)Şeyh Halîl Serdefî (Aksoy)
5)Şeyh Yusuf Kefsûrî (Öz)
6)Şeyh Muhammed Ca’dî el-Amedî
7)Şeyh Marûf Gercûşî
8)Şeyh Muhammed Beşîr Halîlî-Baseyî
9)Şeyh Musa Gundikî
10)Şeyh Mustafa Derêcî-Kereşî (Özçelik)
11)Şeyh Kutbeddîn Kûrikî-Batmanî
12)Şeyh Cemîl Antakî-Danişmanî
13)Şeyh Cemîl Antakî
14)Şeyh Muhammed Ali Samandaxî-Antakî
15)Seyyid Ali Findikî (Erzen)
16)Şeyh Abdülhamîd Urfewî
17)Şeyh Muhammed Emîn Çêrmûkî (Er)
18)Şeyh Fahreddîn Hıdırilyasî (Yüksel)
19)Şeyh Muhammed Mehdi Hıdırilyasî (Yüksel)
20)Şeyh Ali Bakustanî
21) Molla Abdullah Firfêlî
22)Şeyh İbrahîm Karsî
23)Şeyh Süleyman Bêspinî
24)Şeyh Zübeyir Gitteyî (Mete)
25)Şeyh Abdurrahîm Bismilî
26)Şeyh İhsan Bulanixî
27)Şeyh Muhammed Uveys Dêrikî (Ekinci)
28)Şeyh Muhammed Şerîf Sirûcî (Genç)
29)Şeyh Tahir Karsî
30)Şeyh Mustafa Doğubayezîdî (Tanrıverdi)
31)Şeyh Muhammed Nurî Doğubayezîdî
32)Şeyh Muhammed Salih Cevvâdî
Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA ALINMIŞ.