|
Tweet |
2. 1. Aktepî Âlimler
2. 1. 1. Şeyh Hasan Nuranî (h. 1280)
Hayatı
Aslen Garzan Bölgesinin Koxê köyünden olan Şeyh Hasan Nuranî hicri 1201 yılında bu köyde dünyaya gelmiştir. Babasının adı İshak, büyükbabasının adı Siwar’dır. Medrese hocaları Siirtli Molla Halil ve Şeyh Salih Sibkî olan Şeyh Hasan Nuranî 25-30 yaşlarındayken hem ilmî icazetnamesini hem de Nakşibendî hilafetini Şeyh Salih Sibkî’den almıştır. Sultan Abdülmecid’in fermanıyla Aktepe köyünde medrese ve tekke inşası için kendisine 56 parsel arazi tahsis edilince bu köye taşınmıştır. Köyde bir medrese ve tekke inşa eden Şeyh Hasan bu iki kurum vasıtasıyla ilim ve irşad hizmetlerinde bulunmuştur. Yöre insanları ilim ve irfandan nispeten uzak olmaları ve Şeyh Hasan sayesinde aydınlanıp nurlanmaları bağlamında Şeyh Hasan’a “Nuranî” lakabı verilmiştir.
Şeyh Hasan Nuranî iki evlilik yapmıştır. İlk eşi olan Halîme hanımdan çocuğu olmayan Şeyh Hasan ikinci evliliğini Şerîfehanım ile yapmış ve bu evlilikten isimleri aşağıda belirtilen 4 erkek, 2 kız çocukları dünyaya gelmiştir.
1)Şeyh Abdurrahman
2)Şeyh Muhammed Can
3)Şeyh Muhammed Nur
4)Şeyh Muhammed Sirac
5)Rukiye
6)Şaxî Nebat
Halifeleri
Şeyh Hasan Nuranî’nin hilafet verdiği şahsiyetlerden bilinen bazıları şunlardır:
1) Şeyh Abdurrahman Aqtepî (Oğludur)
2) Barêli Molla Hasan (Çınar’ın Barê köyündendir)
3) Şeyh Kasım Altunakar (Çınar’ın Altunakar köyünden)
4) Şeyh Eyyûb Cirnikî (Terkan’ın Cirnik köyünden)
5) Şeyh Ahmed Hanevî (Teberrüken hilafet vermiştir)
6) Şeyh Muhammed Zîlanî
7) Şeyh Muhammed Emîn (Şeyh Selameta köyünden)
Eserleri
Şeyh Hasan birkaç eser yazmış fakat bölgedeki askerî ve siyasî problemlerden dolayı bunların bir kısmı yakılmış, diğerleri de kaybolmuştur. Günümüze ulaşan bir tek çalışması vardır ki o da Şeyh Abdülgani Nablusî adlı zata ait “el-Miftâhu’l-Maiyye fî’t-Tarîkati’n-Nakşibendiyye” adlı tasavvuf kitabını istinsah etmesidir. Şeyh Hasan 45 sayfadan oluşan bu kitabı hicri 1265 yılında istinsah etmiştir.
2. 1. 2. Şeyh Abdurrahman Aktepî (1850-1907)
Hayatı
Şeyh Hasan Nuranî’nin oğlu olan Şeyh Abdurrahman Aktepî 1854 yılında Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Aktepe köyünde dünyaya gelmiş ve 1910 yılında bu köyde vefat etmiştir. Mezarı bu köydedir. Şiirdeki mahlası “Ruhî”dir. Bazen “Şemseddîn” ve “Şemsî” mahlaslarını da kullanmaktadır. Kendilerinden ilim tahsil ettiği hocaları şunlardır:
1)Babası Şeyh HasanNuranî,
2)Molla Muhammed Selîm Aktepî,
3)Molla Muhammed Emîn Hirabazinî,
4)Bismil Kamışlı’dan Molla Muhammed.
Şeyh Abdurrahman yurt dışı olarak da Irak ve Suriye’de okumuş, Şefik Korkusuz’a göre ilmi icazetnamesini Bismil’in Kamışlı Köyü’nden Molla Muhammed’den, Murat Özaydın’a göre babasından almıştır. Şeyh Abdurrahman, babası vefat ettikten sonra onun yerine Aqtepe köyünde müderrisliğe başlamış fakat daha sonra müderrislik işini kardeşi Şeyh Muhammed Can’a devrederek muhtelif eserler yazmakla meşgul olmuştur.
Şeyh Abdurrahman tarikat halifeliğini babasından almıştır. “Rawdu’n-Naîm” adlı eserinin yazılış nedeni kısmında adı ve mahlasları, fıkıh ve akaitteki mezhepleri ve tarikatı hakkında şöyle der:
Evî ‘Ebdurrehmanê zarê melûl Bu Abdurrahman ki zar ve perişandır
Leqeb “Şemsuddîn”ê zelûm û cehûl Lakabı Şemseddîn, zalim ve cahildir
Cîger murte’iş Rûhiyê Şafi’î Ciğeri yaralı olan “Ruhî” “Şafiî”dir
Evî Rûsiyahê weten Aqtepî Bu yüzü karanın vatanı Aktepe’dir
Li ser î’tîqada Îmam Eş’erî İmam Eş’arî’nin itikadı üzerinedir
Terîqet bizan Neqşiyê Xalidî Bil ki tarikatça Nakşibendî/Halidî’dir
Şeyh Abdurrahman dört evlilik yapmıştır. İlk eşi, Şeyh Yusuf Efendi’nin kızı Ayşe Hanım’dır. Onun vefatından sonra Şeyh Kasım’ın kızı Rabia Hatun ile evlenmiştir. Rabia Hatun’un vefatından sonra Esma Hatun’la, onun da vefatından sonra Kerime Hatun ile evlenmiştir. Şeyh Abdurrahman’ın bu evliliklerinden üçü erkek, üçü de kız olmak üzere dört çocuk dünyaya gelmiştir. Oğullarının isimleri Muhammed Şevket, Muhammed Kerbela ve Muhammed Askerî; kızlarının adları da Rukiye, Şahinebat ve Pirozhan’dır. Şefik Korkusuz ise onun beş evlilik yaptığını, Saadet ve Perdenişîn adında iki kızı daha olduğunu söyler.
Rumi 1326/Miladî 1907 yılında 16 Martta Perşembeyi Cumaya bağlayan gece 57 yaşında Diyarbakır’da vefat eden Şeyh Abdurrahman’ın cenazesi Diyarbakır’dan Aktepe’ye kadar eller üstünde yaya olarak götürülmüş ve burada defnedilmiştir.
Eserleri
Çok üretken bir âlim olan Şeyh Abdurrahman geride çok sayıda eser bırakmış, fakat bunlardan bir kısmı kaybolmuştur. Günümüze ulaşan eserleri 14 tanedir. Bu eserlerden “Ravdu’n-Naîm” ve “Divan” Kürtçedir. Bu ikisiyle birlikte eserlerinin listesi şöyledir:
Eser Dil Konu
1) Rewdu’n-Ne’îm Kürtçe Siyer, şemaîl (4531 beyit)
2) Dîwana Rûhî Kürtçe Karışık (471 beyit)
3) Kitâbu’l-Îbrîz Arapça Akaid-Kelam
4) Keşfu’z-Zelam Arapça Kelam
5) Mînhacu’l-Usûl Arapça Fıkıh
6) Felekiyat Arapça Astronomi
7) Teakvîm Arapça Astronomi/Namaz saatleri
8) Kîtabu’s-Sarf ve’n-Nahv Arapça Dilbilgisi
9) Kîtabu’-Tıb Arapça Tıp
10) Rîsale Arapça ?
11) Kitabu’l-Mantık Arapça Mantık
12) Rîsaletu’r-Rabita Arapça Tasavvuf/Rabıta
13) Risaletu’l-Edeb ve’-Adab Arapça Tarikat
14)Tahmîs Türkçe Nabi’nin bir gazeli üzerine
Ravdu’n-Naîm: Şeyh Abdurrahman bu kitabını 1884 yılında yazmıştır. Nazım şekli “mesnevi”dir. Eser 35 bölüm ve 4531 beyitten oluşmaktadır. İlk kez 1966 yılında Molla Ahmed Koğî tarafından bastırılmış, fakat devlet dağıtımını yasaklayarak halk arasında yayılmasını engellemiştir. 1986 yılında Molla Ramazan’ın oğlu Molla Zeynelabidin Amidî bu eseri yayımlamış ve Arapça şerh etmiştir. 1988 yılında Zeynelabidin Kaya ve Emin Narozî onu Arap harflerinden Latin Alfabesine çevirmişlerdir.
Bu eserin içeriği ağırlıklı olarak Hz. Peygamber’in Hayatıdır (Siyer ve Şemail). Fakat bazı bölümlerde bazen konudan ayrılmakta ve Kürtlükle ilgili görüşlerini açıklamaktadır. Kürtlük meselesinde hem o, hem de oğlu ve kardeşleri Ehmedê Xanî’nin etkisinde kalmışlardır. Aşağıda onun bu alandaki düşüncelerini içeren birkaç beyit sunmak istiyoruz:
Me kêşa eziyet evan çendî roj Bu birkaç gündür eziyet-cefa çektik
Ji kurdî kîtabek bi saz û bi soz Saz ve söz ile Kürtçe bir kitap yazdık
Ku tirk û 'ecem qet nebên carek î Ki Türk ve Farslar bir kez de demesinler:
Nehin kurdê şa'ir di misra'ekî “Bir dize yazacak kadar şair değil Kürtler”
Bizanin ku şa'ir ji kurdan hene Şunu biliniz ki Kürtlerden şairler vardır
Ji 'uşşaqê tirk û 'ecem zêdene. Türk ve Fars âşıklarından daha fazladır
Ji kurmanciya xwe me anî nîzam Kendi Kurmancimiz ile düzene koyduk
Mu'ella û şêrîn û efseh kelam Yüce, tatlı ve en fasih sözlerle yazdık
Ji kurmanciyê zêde şîrîn niye Yoktur Kurmancîden daha tatlı bir dil
Welêkîn xerîdarê çendîn niye Fakat müşterileri o kadar fazla değildir
Eger min bidîta xerîdarî qet Eğer bulsaydım ona herhangi bir alıcı
Rewan dê me bikra bi teşbîhê şet Nehir gibi yapacaktık biz onu akıcı
Halifeleri
1)Şeyh Muhammed Can: Kardeşidir.
2)Şeyh Muhammed Kerbela: Oğludur.
Şeyh Hasîb: Torunudur. Şeyh Muhammed Can’ın oğludur.
Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDA ALINMIŞ.