diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-8

BRÎFKAN MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ

facebook-paylas
Tarih: 27-02-2026 00:01

KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-8

 

 

 

 

1. BRÎFKAN MEDRESESİ

 

Dihok Muhafazası’na bağlı Şêxan kazasının Mizûrî mıntıkasında yer alan ve zamanında Behdînan Beyliği’nin merkezi olan İmadiye’ye bağlı Brîfkan köyündeki bu medrese, Behdînan Beyliği hükümdarlarından Kubad Bey’in oğlu Sultan Seydî Han tarafından inşa edilmiştir. Sultan bu medreseyi aslen Ahlatlı olan ve Ahlat’tan buraya gelen Halvetî Tarikatının öncülerinden Şeyh Şemseddîn Kutub el-Ahlatî (ö. 1085/1674) için yaptırmıştır. Kürtçe şiir divanı da olan bu zatın ailesinden gelen birçok âlim bu medresede müderrislik yapmışlardır ki miladi ölüm tarhlerine göre bazıları şunlardır:

 

1) Şeyh Nûreddîn Brîfkanî                (ö. 1851)

2) Şeyh Abdulhamîd Brîfkanî                       (ö. 1887)

3) Nûr Muhammed Brîfkanî              (ö. 1900

4) Şeyh Abdulkahhar Brîfkanî                      (ö. 1917)

5) Şeyh Taha Brîfkanî                                   (ö. 1917)

6) Şeyh Mahmûd Brîfkanî                 (ö. 1976)

 

Bu medresede istinsah edilen eserlerden biri Ebubekir Mîr Rustemî’nin “Risaletu Benani’l-Beyan” adlı eseridir. Bu eser adı geçen medresede 1320/1902 yılında Taha b. Seyyid Abdullah tarafından istinsah edilmiştir.

 

2. BRÎFKAN MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER

 

2. 1. Şeyh Şemseddîn Ahlatî (1588-1674)

 

Halvetî Tarikatını Behdînan’a getiren ve burada bu tarikatın ilk tekkesini kuran kişi Şeyh Şemseddîn Ahlatî’dir (ö. 1674). Bu yörede uzun bir süre Halvetî Tarikatı doğrultusunda ilim ve irşad faaliyetlerinde bulunan Şeyh Şemseddîn ve çocuklarından sonra bunların soyundan gelen Şeyh Nûreddîn Brîfkanî, burayı bir Kadirî Dergâhı ve Medresesine dönüştürmüştür. Şeyh Şemseddîn’in şeceresi şöyledir:

 

Şerefhan

Şeyh Hüseyin

Baba Mansûr

İshak

Abdulganî

Süleyman

Mûsa

Abdulkerîm

Şemseddîdn

 

Şeyh Şemseddîn’in şiirdeki mahlası genel olarak Halvetî (Xelwetî)’dir. Ancak “Zihî” ile başlayan gazelinin sonunda “Şemdîn” mahlasını kullanmıştır.

 

1588 yılında Ahlat’ta dünyaya gelen Şeyh Şemseddîn, medrese tahsilini bu şehirde ve çevresinde tamamlayarak icazetname almıştır. İcazetname aldıktan sonra kendini tasavvufa verip Halvetî Tarikatına intisap etmiş ve bu tarikatın yöredeki en etkili mürşidi haline gelerek “Kutub” mertebesine yükselmiştir.

 

Şeyh Şemseddîn’in yaşadığı dönemde Sünnî Osmanlı Devleti ile Şiî İran Safevî Devleti arasında yaşanan şiddetli savaşlardan en çok bu iki devletin sınırları arasında kalan şehirler etkilenmekteydi ki Ahlat bunlardan biriydi. Bundan dolayı bu şehrin sakinlerinden önemli bir kesim burayı terk etmek zorunda kalmıştır. Bu bağlamda Abdulkerîm ve oğulları Şeyh Şemseddîn ile Şeyh Muhammed de buradan Hakkâri yöresine göç etmek zorunda kalmışlardır. Dönemin Hakkâri Bey’i Mîr İmadeddîn zamanında Hakkâri’ye göç eden bu baba ve oğullarına Doskî aşireti sahip çıkmış ve bunlar bir süre bu aşiretin himayesinde yaşamışlardır.

 

Yazları Hakkâri’de, kışları da Behdînan’da geçiren Ertuşî aşireti, Hakkâri’de bulunduğu sırada Şeyh Şemsedîn ile tanışarak ondan kendileriyle birlikte Behdînan’a gelmesini ve irşad faaliyetlerini bu mıntıkada sürdürmesini teklif ederler. Teklifi kabul eden Şeyh Şemseddîn 1620 yılında Behdînan’a gidip bir süre bu aşiretin içerisinde kalır.

 

Bir gün Ertûşî aşireti İmadiye’den geçtiği sırada dönemin İmadiye beyi Seydî Han’dan bir süre kendi meralarını kullanmak için izin isterlerken bu bey o sırada Şey Şemseddîn’i tanıma imkânı bulur ve onun ne denli hikmet ehli büyük bir zat olduğunu anlar. Bunun üzerine Şeyh Şemseddîn’den İmadiye’de kalıp irşad faaliyetlerini burada sürdürmesini teklif eder. Seydî Han bu teklifi kabul eden Şeyh Şemseddîn’e yedi köy bağışlamıştır ki bu köyler şunlardır: Brîfkan, Geliyê Rima, Bazîdkê, Bêgeh, Rikava, Alûka ve Tildîbê. Şeyh Şemseddîn ikameti için bu köylerden Brîfkan’ı tercih eder ve ilk iş olarak bu köyde bir Halvetî Tekkesi’ni inşa ederek irşat ve eğitim faaliyetlerini bu tekkeden yürütür. Şeyh Şemseddîn için burada bir medrese de yaptırılmıştır.

 

1674 yılında Brîfkan’da vefat eden ve tekkesinde defnedilen Şeyh Şemseddîn, geride beş erkek çocuk bırakmıştır. Daha sağ iken her birisine bir görev verdiği bu oğulları ve görevleri şunlardır:

 

Oğlunun Adı                          Görevi

Seyid Musa                 Misafirlere hizmet emek, arazi işlerini yürütmek

Seyid Abdurrahman   İrşat faaliyetlerinde bulunmak

Seyid Abdulganî        Talebe okutmak

Seyid Zeynelabidîn    Kadılık yapmak, kan davalarına çözüm bulmak

Seyid Muhyiddîn       Brîfkan Mescidinde imamlık yapmak, namaz kıldırmak

 

Aynı zamanda büyük bir aşk ve tasavvuf şairi olan Şeyh Şemseddîn geride büyük bir şiir divanı bırakmışsa da bu divandan sadece 16 tane şiir günümüze ulaşmıştır. Bunlardan 4 tanesi gazel, 3 tanesi musammat gazel,  4 tanesi “mütekerrir murabba”, 2 tanesi  “kıta-i kebîr”, 3 tanesi de günümüze kısmen ulaşan şiirlerdir.

 

11 beyitlik gazel

 

Derdê ‘işqê weh li min rojê ezel kir sernivişt

Her ji hingê dilê kul bûye çi biryan û birişt!

Eyvah! Allah ta ezel gününde aşkı bana nasip etmiş

İşte o zamandan beri kalbim büryan ve kebap olmuş

 

Ev dilê kul, soz û derdê ji te bes in ta ebed

Nem tivê hûr û qusûr û cumle lezzatê bihişt

Şu yanık yaralı gönül ve senden gelen dert yetiyor bana

Ben ne huri ve köşk, ne cennetin tüm lezzetlerini isterim

 

Hûn mebên ku viderd e, ev ro rast e, dilê kul at

Ev mîras hate bal min qern bi qern, pişt bi pişt

            “Dertlidir” demeyin! Yaralı gönlün bugün eridiği doğrudur

            Bu dert asır asır ve nesil nesil bana kalan mirasımdır benim

 

Derd û ‘işq herdu cema bûn hatne ser dilê kebab

Lew perat ev dil ku hingavt hem bi şîr û hem bi xişt

            Dert ve aşk, her ikisi birleşerek harabe gönlüme kondular

            Bunun için hem kılıçla hem mızrakla parçalandı bu kalbim

 

Talibê dîdarê yar im, cust û cû daîm dikim

Ger xerabatest û mescîd û çi Ke’best û kenişt

            Ben yâri görmeye talibim, hep bunu araştırıp soruşturuyorum

            İster meyhane ve mescit, ister Kâbe ve havra olsun gezdiğim

 

Her ji hingê wer ku buwîm aşnayê derdê dost

Terkiyan xwum kerd herkes lê navêtim mal û çist

            Ta o zamandan beridir ki sevgilinin çilesine alışığım ben

            Herkes beni terk etti ama olsun; ne mala ne bir şeye talibim

 

Leşkerê ‘işqê ‘elem înave şehristanê dil

Xar tikir ehlê şehr çend lêk tibûn hûr û durişt

            Aşkın ordusu sancağı getirip kalbimin şehrine dikmiştir

            Şehir halkı hücum etti bana, küçük büyük varsa her kim

 

Çendikî ez bigirîm ji sozderdê hîcranê hebîb

Her ku pêja bû li giyanim istranim cumle şûşt

            Bir süredir ağlıyorsam da yârin yakan ayrılık derdinden

            Her sefer ruhumu yakan ateşi tümden yıkadı gözyaşlarım

 

Gotim: “Ey dil! Qet nebî carek ji wî xafil bibî

Nûke bêşek hestê xeflet lal di destê fê’lê zişt

             “Ey gönül! Bir kez bile olsa sakın ondan gafil olma

            Kuşkusuz gaflet duygusu kötü işlerin elindedir” dedim        

 

 

Mehwî nebîtin li ber dilê xerabim neqşê yar!

Ta key mesken qebr û balînim bîtin berdê hişk

            Sevgilimin harabe kalbime çizilen nakışları silinmesin!

            Oluncaya kadar sert taş yastığım, kabir de benim evim

 

Ta vi kengê muntezir bim? Sebr û taqet min neman

Ey hebîba! Vay li min, ku vî “Xelwetî”d yekcar kuşt

            Daha ne zamana dek bekleyeceğim? Sabır ve gücüm kalmadı

            Ey sevgilim! “Xelwetî”yi bir kereden öldürdün, eyvah halim!

 

17 bendlik mütekerrir murabba’ (okunabilen 12 bend)

 

Car car ku dibit şeb şeb                      Bazen bazen olsa gece gece

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

Xweş xweş tibim ez heb heb Olurum hoş hoş, tane tane

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Sotim ji xemê mû mû             Yandım kıl be kıl üzüntülerden

Ta çendî biçim sû sû              Daha nice gideceğim oraya buraya ben

Ey dost were zû zû                 Ey dost geliver hemen hemen

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

           

Mehbûb ku vehat xeh xeh      Maşallah maşallah, işte sevgili geldi

Ti dilim kir ha reh reh                        Kalbimde yol açıverdi, yol açıverdi

Dîsan xweşim ez weh weh     Maşallah maşallah, yine bana neşe geldi

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Hûn lêm negirin zeq zeq        Beni kınamayın bu dertten, bu dertten

Êkcar bûwîm şeq şeq             Paramparça, paramparça oldum hepten                   

Heq maye tinê heq heq                      Kalpte sadece Haq kalmış Haq gerçekten

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

 

Saqî ku tibit o o                                  O yar, o yar saki olduğu takdirde

Xem her tirijin do do             Gamlar dökülür peşinde, peşinde

Nesîm vetidin ho ho               Rahmet eser bu şekilde, bu şekilde

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Kund e tibêjit qû qû               Baykuş öter: Qû qû diye                   

Hudhud xwe tibê pû pû                      Hüdhüd öter: Pû pû diye

Ez her tibêjim Hû Hû             Ben hep öterim: Hû Hû diye             

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Hêstir ku tiçin şet şet              Gözyaşları ki nehir nehir akar

Sakin netibin qet qet              Asla, asla sakinleşip durmazlar                    

Seyran tikinê bet bet              O nehirde kazlar, kazlar yüzerler

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Derdim ji te bit tex tex                       Senden gelen derdim kat kat olsa da            

Munşeqq e dilim rex rex        Kalbim yandan yandan parçalansa da

Dîdar me tivê ex ex!               Vuslattır arzumuz, ah ah sesi çıksa da

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Her geh ku tibê car car                       Yine yine her zaman söylenirim

Feryad tikim ez zar zar                      Feryat edip inlenirim, inlenirim

Daîm tibêjim yar yar              Sürekli olarak “yar yar” derim

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Ey dost bike lez lez                Ey dost, tez davran, tez davran                    

Balim ve bibez bez bez                      Bana doğru koş hızlan, koş hızlan    

Sohtim ji xemê ez ez              Dertten benim yanan, benim yanan              

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Pisyar tikim ez rê rê               Ben soruyorum yol nerde, yol nerde?

Cara ku hebîb tê tê                 Sevgili her geldiğinde, her geldiğinde

 

Peykan ku demek bê bê                     Oklar kalbe isabet ettiğinde, ettiğinde

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

 

Ey Xelwetî çend çend            Ey Halvetî! Daha ne kadar, daha ne kadar

Quflan li te kin bend bend     Kilitler seni bağlayacaklar, bağlayacaklar!   

Bitgêrin li te kend kend                     Seni çukur çukur dolaştırıp içine atacaklar

Hey hey çelebî qum qum       Hey hey sofu, kalk kalk!

Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA  ALINMIŞ.




Bu haber 165 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI