|
Tweet |
Ramazan ayı Oruç tutmak suretiyle sağlıklı olmayı, Allah’ın emrini tutarak cenneti kazanmayı amaçlayan önemli bir farz ve samimi bir ibadettir.
Kur’an’ ı kerimde Rabbimiz şöyle buyurur: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.( sakınasınız)(Bakr-183)
Sakınasınız diye” ifadesi oruç ibadetinin hikmetine ışık tutmaktadır. Dinde sakınmak günahlarla ilgili bir sakınmadır, günahlardan uzak durmak, günaha girmemek için çaba göstermektir. Kurtulmanın, uzak durmanın yolları ve çareleri bakımından günahlar ikiye ayrılır: İçki, kumar, hırsızlık, gasp gibi günahlardan kurtulmanın yolu ve çaresi –bunların getirdikleri sonuçlar üzerinde– düşünmektir.
Yasaklama, ceza tehdidi, başkalarının başlarına gelenler, verilen öğütler üzerinde düşünen insanlar bunlardan uzaklaşabilirler. Bir kısım yasaklar ve günahlar da vardır ki, bunların sâikleri (iticileri) öfke ve şehvet gibi tabii duygular ve içgüdülerdir.
Bunlardan uzaklaşabilmek için yalnızca üzerinde düşünmek yetmez; itici duygular ve içgüdülerin baskısını azaltacak veya bu baskıya karşı iradenin gücünü arttıracak uygun araçlarla eğitime ihtiyaç vardır. Oruç bu eğitim için ideal bir yoldur.
Oruç ibadetinin ferdin iradesini güçlendirmesi ve onu günahlardan uzaklaştırması yanında, maddî imkânları yerinde olanları yoksulların, mahrumların halleriyle hallendirmek gibi bir işlevi daha vardır. Yeme, içme ve cinsel ilişki arzularını istedikleri gibi tatmin edebilenler, bundan mahrum olanların durumlarını ancak, aynı şartları yaşayarak anlayabilirler ve ancak bu yoldan onlara yardımcı olma konusunda daha duyarlı ve aktif hale gelebilirler.
İslâm eğitimcileri bedenin arzularını frenlemenin, isteklerini doyurma konusunda kısıntıya gitmenin, insana mahsus olup ruh, nefis, kalp gibi kavramlarla ifade edilen diğer unsurun gelişmesi üzerindeki müsbet tesiri üzerinde de ısrarla durmuşlardır.
Hadis ı şerifte ise Peygamberimiz: Oruç bir kalkandır. Oruçlu,saygısızlık yapmasın, kötü konuşmasın. Eğer biri kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkışırsa,iki defa ‘’Ben oruçluyum’’ desin (Buhari Savm,2)
Selman i farisinin rivayet ettiği bir hadiste: Resul-i Ekrem (s.a.v), Şaban ayının son gününde bize okuduğu hutbede şöyle buyurdu:
“Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.
Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.
Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları meşru kıldı.
Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.
Ashab-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:
Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız, diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız.
Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, Kelime i Şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri Cehennemden Allah’a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.” (et-Tergib ve’t-Terhib, 2:94-95)
Bu ayet ve hadislerden şunu çıkarabırız ;
1-Oruç tutmaktır ;Bu ibadet çok önemlidir. Oruç: İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yememek ,içmemek ve Cinsel ilişkiye girmemektir. nefsimizi korumamızı bize öğretir,
Allah Ramazan ayına yetişen her müslümanın bu ay boyunca oruç tutmasını farz kılmış, tutan için cennetin reyyan kapılarını tahsis etmiştir. Tutmayan için ise bu nimetten mahrum olacağını ve burnunun yerde sürüneceğini peygamberimiz haber vermiş.
2-Ramazan ayı yardımlaşma ayıdır:İnsanlara yardım etmek,zekat vermek,insanları barıştırmak gibi.İbadetler.
3- Bir de ramazan ayına mahsus nafile bir ibadet vardır ki bu TERAVİH NAMAZI dır.
Yatsı namazından sonra kılınır ismi üzerinde müslüman bu ibadetle rahatlanır. Huzura kavuşur. Peygamberimiz cemaatle 20 rekat olarak kıldırmıştır.
8 rekatta kılınabilir çünkü bu sünnettir kılan sevap kazanır kılmayan o fırsatı kaçırmış olur.
Hz.Ömer (r.a) zamanından beri sistemli bir şekilde camilerimizde bazen hatimle bazen kısa sureler okunmak suretiyle ve arada salavat getirmek suretiyle 20 rekat olarak eda edilmektedir.
4- Sadaka i fıtır:(fıtır sadakası) Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı bir mala sâhip bulunan her müslümanın vermesi gereken vâcib bir sadakadır. Buna yalnız fıtra da denir. Bu kelime halk arasında fitre şeklini almıştır.
Fıtır sadakası (fitre), insanın yaradılışına bir şükür olmak üzere sevab kazanmak kasdıyla verdiği sadaka demektir.
Fitre, orucun kabûlüne, ölüm sekeratından ve kabir azâbından kurtuluşa bir vesiledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram gününün neş'esinden onların da istifade etmelerine bir yardımdır. Bu cihetle fitre, insanî bir hayır ve medeni bir vazifedir.Fitre vermek için şart olan, müslüman olmak, hür olmak ve aslî ihtiyaçlar dışında nisab miktarı mala sâhip olmaktır. Akıl ve bülûğ fitrede şart değildir. Zengin akıl hastalarının ve çocukların fitreleri, velileri tarafından verilmelidir.Fitre vâcib olduktan sonra nisab miktarı olan mal telef olsa bile, fitrenin ödenmesi şarttır.Fitre Ne Zaman Ödenmelidir?Fitre, Ramazan bayramının birinci günü sabahı, fecrin doğuşundan itibaren vâcib olur. Fitreyi vermenin müstehab olan şekli ise, fecrin doğuşundan itibaren namazdan çıkmadan önce fakirlere verilmesidir. Fakat fitrenin bayramdan birkaç gün, hatta birkaç ay önceden verilmesinde de bir beis yoktur. Böylece fakirlerin bayram ihtiyaçlarını önceden karşılamaları, noksanlarını telâfi etmeleri sağlanmış olur. Zamanında ödenmeyip sonraya kalan fitreler ise, mümkün olan ilk fırsatta ödenmelidir.
Bu görüş İmam Ebû Hanife'nindir. Diğer üç İmama göre, fitre, Ramazanın son akşamı güneşin batmasından itibaren vâcib hâle gelir. Ödemenin bayram namazından sonraya te'hiri de câiz değildir.
Ramazan bayramının 1. günü fecrin doğuşundan evvel vefat eden veya fakir düşen kimseye fitre vermek vâcib olmaktan çıkar. Fecrin doğuşundan sonra vefat eden zengine ise, fitre vâcibdir. Mirasından ödenir.
Sadaka i fıtır 2026 itibari ile 240 tl olarak hesaplanmıştır.
5-İtikafa girmek:İtikaf, kelime anlamı olarak "bir yerde kalmak, kendini ibadete adamak" demektir. Dini bir terim olarak ise, akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış bir Müslümanın, Allah’a yakınlaşma niyetiyle belirli bir süre mescitte kalmasıdır.
İtikafın Peygamber Efendimiz Dönemindeki Uygulaması
Hz. Peygamber (sav), Medine’ye hicretten sonra her yıl Ramazan’ın son on gününde itikafa çekilirdi. Hz. Âişe’nin rivayet ettiği üzere Resûlullah, vefat edene kadar bu uygulamaya devam etmiştir. (Buhârî, İtikâf, 1). Aynı zamanda, “Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın.” buyurmuş ve itikafın önemine işaret etmiştir.
İtikafın Amacı Nedir?
İtikaf, dünyevi meşgalelerden uzaklaşarak kişinin Allah’a yönelmesini sağlar. Günahlardan korunmaya yardımcı olur ve bireyin manevi olarak arınmasına vesile olur. Ramazan’ın son on gününde itikafa giren kişi, Kadir Gecesi’ni idrak etme fırsatı da bulur.
İtikaf Ne Zaman Yapılır?İtikaf, hem Ramazan ayında hem de diğer zamanlarda yapılabilir. Ancak en faziletli olanı, Ramazan’ın son on gününde yapılan itikaftır.
İtikaf Nerede Yapılır?
Erkekler için itikaf, cemaatle namaz kılınan mescitlerde gerçekleştirilir. İtikafa giren kişi, mescitte yemek yer, uyur ve ibadet eder. Zorunlu ihtiyaçlar için (tuvalet, abdest vb.) dışarı çıkılabilir ancak gereksiz yere camiden ayrılmak itikafı bozar.
Kadınlar İtikafa Girebilir mi?
Kadınlar da itikafa girebilir, ancak mescitte değil, evlerinin bir köşesinde bu ibadeti yerine getirebilirler. Hz. Âişe’nin naklettiğine göre, Peygamber Efendimiz vefat ettikten sonra hanımları da itikafa devam etmiştir.
6-Peygamberimiz (s.a.v)Tövbe ve istiğfar etmenin üzerinde durmaktadır. Bu da gönlümüzü bu ayda onarmamızı gerektirir.
7- Mukabele :günde en az bir cüz okumak suretiyle kuranla hemhal olmalıyız.Kuran okumalı anlamalı ve hayatımıza hakim olmalı
Velhasıl Ramazan ayı rahmet ayı bu ayda ibadetle ,tilavetle istiğfar ile kalbimizi arındırmalı ruhumuzu ıtmınan ettirmeliyiz.
Ramazanın rahmeti bereketi vesilesiyle rabbim ülkemize ve islam coğrafyasına huzur ve bereket versin.