|
Tweet |
Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde Kent Parkı’nda bir araya gelen vatandaşlar, her türlü bağımlılığa karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yürüyüş düzenledi.
Katılımcılar, Kent Parkı’ndan Kent Meydanı’na kadar yürüyerek bağımlılıkla mücadeleye dikkat çekti.
Program kapsamında düzenlenen basın açıklamasında konuşan HÜDA PAR Mersin Milletvekili ve HÜDA PAR Gençlik Komisyonu Başkanı Faruk Dinç, bağımlılığın gençler ve toplum üzerinde oluşturduğu tehditlere dikkat çekerek, bu konuda toplumsal bilinç oluşturmanın önemine vurgu yaptı.
Açıklamada ayrıca gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunmasının sadece bireysel değil, aile ve toplumun ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi.
“Türkiye'nin dört bir tarafından bu zehire karşı seferberlik başlatacağız”
Uyuşturucunun tüm Türkiye’ye hatta köylere kadar ulaştığını dile getiren Dinç, “Biz bugünkü yürüyüşümüzle esarete hayır dedik, ruhumuzu köleleştirenlere hayır dedik, kendi çıkarları için evlatlarımızı zehirleyenlere hayır dedik, kendi çıkarları için çocuklarımızı köleleştirenlere hayır dediğimiz için bugün Hilvan'dan yürüdük ve sadece Hilvan'da değil, bugünden sonra bu saatten sonra Türkiye'nin dört bir tarafından bu zehire karşı Allah'ın izniyle seferberlik başlatacağız. Çünkü biz evlatlarımızın gözlerimizin önünde zehirlenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bugün madde bağımlılığı, dijital bağımlılık, kumar bağımlılığı, davranış bağımlılığı ve maalesef zehirli maddelerle, zehirli düşüncelerle gençlerimiz kendi ailesinden, kendi değerlerinden, kendi medeniyetlerinden koparılıyor ve bugün bunun acısını en çok melek gibi olan annelerimiz çekiyor. Bugün öyle bir duruma gelmiş ki bu zehir maalesef Türkiye'nin tüm illerine, tüm ilçelerine, hatta tüm köylerine kadar ulaşmış ve çocuklarımıza kadar, sevmeye kıyamadığımız yavrularımıza kadar maalesef bu zehir ulaşıyor ve biz bugün bu duruşumuzla şunu ilan ediyoruz: Bugün uyuşturucu baronları, uyuşturucu dağıtıcıları, uyuşturucu üreticilerine karşı açıkçası bir isyan başlatıyoruz ve diyoruz ki bugün bu saatten sonra zehirlenecek tek bir evladımıza karşı artık sabrımız kalmamıştır, sabrımız taşmıştır ve buna yönelik etkin yöntemlerle mücadele geliştirilmeli. Sadece polisiye tedbirlerle, sadece bir bakanlıkla ya da sadece bir sivil toplum kuruluşu ve bir kurumun baş edebileceği bir durum değildir. Bu uyuşturucu zehrine karşı topyekûn bir mücadele başlatılmalıdır. Bugün öyle bir duruma gelmiş ki gençlerimiz köprü altlarında ayakları birbirine dolanmış, ağızlardan köpük akacak şekilde yerlerde sürünüyorlar. Bugün sadece gençliğimiz değil, geleceğimiz karartılıyor. Bu yönüyle biz diyoruz ki bu mesele bir siyasi partinin meselesi değildir. Bu mesele bir kurumun meselesi değildir. Bu mesele partiler üstü bir meseledir ve bu meseleye karşı topyekûn mücadele etmek zorundayız. Çünkü bu zehir tacirleri bizimle, daha doğrusu çocuklarımızı zehirlerken kim olduğumuza bakmıyorlar, hangi partiye mensup olduğumuza bakmıyorlar, hangi düşünce veya fikirde olduğumuza bakmıyorlar, çocuk mu kız mı erkek mi, Kürt mü Türk mü olduğuna bakmıyorlar; hepimizin evlatlarını zehirliyorlar ve biz bugün burada çağrımızı yineliyoruz tüm siyasi partilere, diyoruz ki tüm sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerine ve tüm yetkililere diyoruz ki gelin birlikte bu zehire karşı mücadele edelim.” ifadelerini kullandı.
“Bu sorun halının altına süpürülecek bir sorun değildir”
Uyuşturucu ve bağımlılık konusunun terörsüz Türkiye konusu kadar önemli olduğunu vurgulayan Dinç, “Bu yönüyle mecliste de bir kanun teklifi verdik ve bu kanun teklifimizde dedik ki bağımlı olan bir genç, bağımlı olan bir şahıs, onun böyle sulh hukuk mahkemesine, doktorlar heyetine veya rızasına bırakılmaksızın bunun zorunlu tedavi olması lazım. Ve maalesef çoğu bağımlı tedavi olmadığından dolayı sadece kendileri için değil, aileleri için, toplum için tehdit olduğunu yakın tarihte gördük. İstanbul'da 3 saat içerisinde 3 farklı mekânda 7 genci katleden bir bağımlıydı. Bingöl'de çarşıya dalarak 4 kişiyi katleden ve 4 kişiyi yaralayan bir bağımlıydı. Hem de bu bağımlının babası yalvarmıştı ‘çocuğumu tedavi edin’ diye ama bu konuda kanuni boşluk olduğundan dolayı tedavi olmamış ve evlerimize ateş saçmıştır. Bundan dolayı diyoruz ki bağımlı zorunlu tedavi olmak zorundadır. İkincisi, kamu görevlileri özellikle bu uyuşturucu zehrinin satılmasında veya taşınmasında bu konuda eğer onlar bu işe bulaşmışlarsa bunların cezası iki katı olmalı ve bu yönde özellikle son günlerde de dijital mecralarda, televizyonlarda ve rol model olarak tanınan şahısların madde bağımlısı olması ayrı bir tehlike arz ediyor. Bunların rol model olarak televizyon ekranlarına çıkması veya platformlara çıkması, konserler vermesi tamamen yasaklanmalıdır. Rol model olarak sunulan bu konuda yani gençlere örnek olacak şahıslar kendi değerlerimize, manevi olarak bizim medeniyetimize bağlı olan şahıslardan oluşmalıdır ve son olarak şunu söylüyorum: Bu sorun halının altına süpürülecek bir sorun değildir. Bu sorun her yıl 100.000 genç madde bağımlılığına bağlı olarak cezaevlerine giriyor. Bu sorun en az terörsüz Türkiye konusu kadar önemlidir. Hangi terör örgütü iki yılda 100.000 kişi cezaevine giriyor ve bu terör örgütü, bu zehir tacirleri görülmeli ve bunlara yönelik somut adımlar atılmalı ve özellikle uyuşturucu baronlarına, dağıtıcılarına ve organizeli olarak bu suçu işleyenlere yönelik net somut adımlar atılmalı ve son olarak da tabii sadece polisiye tedbirlerle bu mesele çözülmez. Biz diyoruz ki eğitim sistemimiz sadece çocukların beynine bilgi yüklememeli; bu eğitim sistemimiz çocukların ruhlarına, çocuklarımızın kalplerine, karakterlerine, çocuklarımızın şahsiyetlerine dokunmalı ve bizim manevi değerlerimizle biz bu çocuklarımızı eğitmeliyiz, iradelerini güçlendirmeliyiz. Ancak o zaman kendi toplumuna, memleketine iyi bir nesil yetiştirmiş oluruz. Yoksa madde üzerine inşa edilen bir eğitim sistemi madde bağımlısı bir nesil yetiştirir diyorum ve sizi Allah'ın selamı ile selamlıyorum, sağ olun, var olun.” dedi.
Etkinlik, yapılan dua ve atılan sloganların ardından sona erdi.