Bugun...


Ahmet yoldaş

facebook-paylas
KALBİN İMANI VE NEFSİN İMTİHANI
Tarih: 02-01-2026 00:01:00 Güncelleme: 02-01-2026 00:01:00


 

“O gün ne mal fayda verir ne evlat; ancak Allah’a selim bir kalp ile gelenler müstesna.” (Şuarâ 88–89)
İman, kalpte doğar, amelle büyür, ihlasla kök salar. Ama bu kalp, daima iki çağrı arasında kalır: Rahmanın daveti ve nefsin fısıltısı.
Müminin imtihanı, işte bu iki çağrı arasındadır. Bir taraf huzur, diğer taraf hevestir. Bir taraf secde, diğer taraf dünya lezzetidir. Ve kul, bu iki ses arasında Rabbini seçtiği anda gerçek imanı bulur.

1. Kalbin İmanı
İman sadece “inandım” demek değildir; kalbin tüm benliğiyle “teslim oldum” demesidir. Sözle başlayan bu yol, amelle kemale erer. “Ey iman edenler! Allah’a iman edin.” (Nisâ 136)
Bu ayet, “iman ettik” diyenlere tekrar “iman edin” diye seslenir. Çünkü iman, bir defalık değil; her gün yeniden tazelenen bir bağlılıktır.
Hz. Ebû Bekir (r.a) şöyle der:  “İman, artar ve eksilir; itaatle artar, günahla eksilir.”
Kalp Allah’a yöneldikçe iman parlar, kalp gaflete dalınca o ışık solar. O yüzden mümin, kalbini her gün tecdîd-i iman ile diri tutmalıdır.

2. Nefsin İmtihanı
Nefs, insanın içindeki en yakın düşmandır. Kimi zaman fısıldar, kimi zaman süsler, kimi zaman da kandırır. “Nefis daima kötülüğü emreder.” (Yusuf 53)
Bu yüzden Rabbimiz, nefisle cihat etmeyi “büyük cihat” olarak öğretmiştir. Zira dış düşman seni öldürür, ama nefis, seni diriyken ölü kılar.
Hz. Ali (r.a) der ki: “Nefsini yenen, en büyük zaferi kazanandır.”
İnsan nefsini terbiye etmedikçe, Allah’a hakkıyla kul olamaz. Nefsin arzularını dizginleyen kalp, Allah’ın nuruna layık olur.

3. Kalbin Arınması
Kalp, insanın manevî merkezidir. Orası kirlenirse, beden de karanlıklaşır.
Hz. Peygamber (s.a.s) buyurur:  “Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır; o düzgün olursa bedenin tamamı düzgün olur, o bozulursa bedenin tamamı bozulur. Dikkat edin, o kalptir.” (Buhârî, Müslim)
Kalp, günahlarla kararır; tevbe ile temizlenir.Kibir, haset, riya, kin gibi duygular onu paslandırır. Ama zikir, tevbe, sabır ve infak bu pası siler. Kim kalbini Allah’a bağlarsa, O da onu hidayetle doldurur.

4. Tevbe: Kalbin Yeniden Doğuşu
Tövbe, bir hatadan dönmek değil; Allah’a dönmektir. Tövbe, kulun Rabbine “Ben geldim ya Rabbi” deyişidir. “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün.” (Tahrîm 8)
Samimi tövbe, sadece dilde değil, kalpte başlar. Göz yaşla değil, yön değiştirerek tamamlanır. Bir daha aynı hataya dönmemeye niyet etmektir tövbe.
Hasan-ı Basrî şöyle der: “tövbe, sadece dille ‘estağfirullah’ demek değildir; tövbe, işlediğin günahı terk etmek, bir daha o kapıya dönmemektir.”

5. Sabır: Kalbin Dayanma Gücü
Sabır, sadece beklemek değil; direnmektir. Sabır, imanın yarısıdır. “Şüphesiz sabredenlere ecirleri hesapsız verilecektir.” (Zümer 10)
Sabır, zorlukta tevekkül, nimette şükür, günah karşısında dirençtir. Kalbinde sabır olmayan, kullukta sebat gösteremez.
Hz. Ömer (r.a) der ki: “Sabır imanın başı gibidir; başsız beden olmaz.”

Dua:
Allah’ım, kalbimizi imanla dirilt, nefsimizi terbiye eyle.
Günahlarımızı affet, tövbe kapısından bizi mahrum etme.
Sabırla, ihlasla, rızanla yaşat.
Kalplerimizi nurunla temizle, sevgini yerleştir.
Kalbimizi, Senin rızana en yakın hâle getir. Âmin.

Ahmet YOLDAŞ



Bu yazı 184 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI