İnsan bazen her şeyi anlatır ama asıl meseleyi saklar. Çünkü mesele dilde değil, kalptedir. Kalp susarsa, söz kalabalıklaşır; kalp ölürse, beden ayakta kalsa da insan çöker. Bugün dünyada en büyük kriz ekonomi krizi değil, ahlak krizi değil, siyaset krizi de değil; kalp krizidir. Ama bu kriz ne hastane kayıtlarına girer ne de raporlara yansır. Sessizdir, derindir ve çoğu zaman fark edilmez.
Kur’an’ın insanı muhatap aldığı yer kalptir. Çünkü kalp düzelmeden hiçbir şey düzelmez.
Kalp Nedir?
Kalp, sadece göğsümüzde atan bir organ değildir. O, iman eden, inkâr eden, teslim olan ya da direnen manevî merkezdir. O, insanın iman merkezidir, niyetinin aynasıdır, yönelişinin pusulasıdır. Akıl düşünür, göz görür; fakat kalp karar verir. Bu yüzden Kur’an, insanı çoğu zaman aklıyla değil, kalbiyle muhatap alır.
“Onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar…” (A‘râf, 179)
Kalp Allah’a yönelirse insan yücelir, kalp dünyaya saplanırsa insan küçülür. İnsanın değeri kalbinin istikametiyle ölçülür.
Kalbin Asıl Görevi
Kalbin görevi; Allah’ı tanımak, O’nu sevmek ve O’na teslim olmaktır. Kalp bunun için yaratılmıştır. Mal, makam, şöhret ve güç; kalbin misafiri bile değildir, olsa olsa işgalcisidir.
Kalbin görevlerini birkaç başlıkta toplayabiliriz:
Resûlullah ﷺ bu hakikati şöyle özetler: “Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır; o salih olursa bütün beden salih olur, o bozulursa bütün beden bozulur. Dikkat edin! O kalptir.” (Buhârî, Müslim)
Kalp bozulduğunda, ibadet şekle döner; ahlak maske olur; sözler süslü ama ruhsuz hâle gelir.
Kur’an’da Kalbin Halleri
Kur’an kalbi tek tip anlatmaz; çünkü kalpler aynı değildir.
“O gün ne mal fayda verir ne evlat; ancak Allah’a selîm bir kalple gelenler müstesna.”
(Şuarâ, 88–89)
“Kalplerinde hastalık vardır; Allah da onların hastalığını artırmıştır.” (Bakara, 10) İman ile nifak arasında gidip gelir. Hakikati bildiği hâlde teslim olamayan kalptir.
mühürlemiştir.” (Bakara, 7) Israrla günah işleyip, hakikati reddeden, artık nasihatten etkilenmeyen kalptir.
4. Katı Kalp ise günahlarla sertleşmiş, merhameti kaybetmiş kalptir:
“Sonra kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta taştan da katı…”(Bakara, 74)
Günahla sertleşmiş, merhameti kaybetmiş kalptir. Kur’an’ın bu uyarıları, bize şunu söyler: Kalp ya dirilir ya da çürür; ortası yoktur.
Hadislerde Kalbin İnceliği
Hadislerde kalbin durumları daha derin tasvir edilir:
Peygamber Efendimiz ﷺ kalbi yaşayan bir varlık gibi anlatır: “Kul bir günah işlediğinde kalbine siyah bir nokta konur. Tevbe ederse silinir; devam ederse kalbi kararır.” (Tirmizî) Bu, kalbin canlı olduğunu ve etkilendiğini gösterir.
Bu siyah noktalar çoğaldıkça kalp karanlığa gömülür. Artık nasihat ağır gelir, hakikat rahatsız eder, günah normalleşir. İşte en tehlikeli hastalık budur: Günahın günah gibi hissedilmemesi.
Kalp Hastalıklarının Sebepleri
Kalbi hasta eden şeylerin başında şunlar gelir:
Kalp boşluk sevmez; Allah sevgisiyle dolmazsa, dünya ile dolar.
Kalp Allah’tan uzaklaştıkça, dünya ağırlaşır. Dünya ağırlaştıkça kalp çöker.
Hasta Kalbin Şifası Var mı?
Evet, hem de vardır. Çünkü Allah kalbi yarattığı gibi, şifasını da indirmiştir: Kalbin şifası da yine vahiydedir:
“Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olanı indiriyoruz.” (İsrâ, 82)
Kalbin şifası;
Sonuç
Kalp ihmal edilirse beden ayakta kalsa bile insan çöker. Kalp dirilirse, insan yeniden insan olur. Asıl mücadele dışarıda değil, içeridedir. Kalbini koruyan, imanını korur; kalbini kaybeden her şeyini kaybeder.
Bugün insanlığın ihtiyacı yeni sistemler değil, yenilenmiş kalplerdir.
Kalp düzelmeden aile düzelmez, aile düzelmeden toplum düzelmez. Allah’ın bakacağı yer kalbimizdir; CV’miz değil, unvanımız değil, kalabalıklarımız değil.
Dua
Allah’ım…
Kalplerimizi Sana çevir.
Bizi kalbi diri, imanı sahih kullarından eyle.
Kalplerimizi günahın karanlığından kurtar,
Kur’an’ın nuruyla dirilt.
Bize Selîm bir kalple huzuruna gelmeyi nasip et.
Âmin.
Ahmet YOLDAŞ
Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl Başkanı