“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için en güzel örnek vardır.” (Ahzâb, 21)
İnsan, yolunu şaşırdığında bir işarete ihtiyaç duyar. Karanlıkta yönünü kaybeden yolcu, bir ışık arar. İşte Resûlullah ﷺ, insanlık için gönderilmiş ilahî bir ışıktır. O, sadece bir tarih şahsiyeti değil; her çağda, her şartta mü’minin yolunu aydınlatan diri bir örnektir. Allah Teâlâ, kulluğun nasıl yaşanacağını teoride bırakmamıştır. Kulluğu Resûlullah’ın hayatında ete kemiğe büründürmüştür.
Kulluğun Zirvesi Bir Hayat
Resûlullah ﷺ, kulluğun zirvesidir. Onun hayatı; namazda huşû, duada teslimiyet, ahlâkta kemal, merhamette derinliktir. O, Allah’a en yakın olan kul olduğu hâlde, secdeden başını kaldırmayan bir peygamberdi. Ayakları şişinceye kadar namaz kılar, sorulduğunda ise şu cevabı verirdi: “Şükreden bir kul olmayayım mı?” (Buhârî)
Bu söz, kulluğun özünü özetler. Peygamber Efendimiz ﷺ, nimet içinde şımarmayan, zorlukta isyan etmeyen bir denge insanıydı. Hayatı boyunca “ben” demedi; hep “Rabbim” dedi.
Sünnet: Bilgi Değil, Ölçü
Bugün sünnet, çoğu zaman sadece bilinen ama yaşanmayan bir mirasa dönüştü. Oysa sünnet; bilgi değil, yöndür. Ölçüdür. Hayatın her alanında “Resûlullah olsaydı nasıl davranırdı?” sorusunu diri tutmaktır.
İmam Nevevî’nin şu sözü ne kadar da derindir: “Kim sünneti yaşarsa, Resûlullah’ın nefesini kalbinde hisseder.”
Evet, sünneti yaşamak; Peygamber’i anmak değil, onunla yürümektir. Alışverişte, aile hayatında, öfkelendiğimizde, sevindiğimizde, susacağımız yerde susup konuşacağımız yerde konuşabilmektir.
Zamanın Yaralarına Merhem
Bugün ümmetin yüreği kanıyor. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, nice mazlum beldede gözyaşı dinmiyor. Mesafeler uzak olabilir ama acı aynı acıdır.
Resûlullah ﷺ, ümmetini tek bir beden olarak tarif ederken boşuna söylemedi: “Mü’minler, birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte tek bir beden gibidir.” (Müslim)
Peygamber’in izinden gitmek, mazlumun derdiyle dertlenmektir. Zulme alışmamaktır. Kalbi katılaştırmamaktır. Dualarımızı sadece dilimizle değil, hayatımızla da etmektir.
Sevgi, Merhamet ve Denge
Resûlullah ﷺ, sertliğin değil merhametin peygamberidir. Taşlandığında beddua değil, hidayet dilemiştir. Kendisine kötülük edene bile adaletle yaklaşmıştır. Allah Teâlâ onu şöyle tanımlar:
“Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 107) Onun izinde yürüyen bir mü’min; kıran değil onaran, dışlayan değil kuşatan, ümitsizlik yayan değil umut taşıyan insandır.
İz Sürmek Cesaret İster
Peygamber’in izinde yürümek kolay değildir; ama en doğru yoldur. Bu yol, nefsin hoşuna gitmeyebilir. Sabır ister, fedakârlık ister, samimiyet ister. Fakat bu yolun sonunda Allah’ın rızası vardır. Ve bundan daha büyük bir kazanç yoktur.
Dua
Allah’ım!
Kalplerimizi Resûlullah ﷺ sevgisiyle dirilt.
Sünnetini hayatımıza rehber eyle.
Bizi sözde değil, özde onun izinden giden kullarından eyle.
Ümmetin yaralarına merhem olmayı bizlere nasip et.
Son nefesimizi, onun sancağı altında vermeyi bizlere lütfet. Âmin.
Ahmet YOLDAŞ