diyarbakır escort
Bugun...


Ahmet yoldaş

facebook-paylas
TASAVVUF NEDİR?
Tarih: 06-02-2026 00:01:00 Güncelleme: 06-02-2026 00:01:00



Kalpten Hakka Uzanan Yol

Bismillâhirrahmânirrahîm

Tasavvuf… Son yıllarda sıkça sorulan, kimi zaman yanlış anlaşılan, kimi zaman da ifrat ve tefrit arasında savrulan bir kavram. Kimi onu sadece duygusallık sanıyor, kimi dünyadan el etek çekmek, kimi de hayattan kopuş… Oysa tasavvuf, Resûlullah’ın (sav) yaşadığı İslâm’ın kalp boyutudur. Yani dinin ruhudur. Şekille birlikte özü, zahirle beraber batını, amel ile birlikte ihlâsı inşa etme gayretidir.
Tasavvuf, İslâm’ı daha derin, daha sahih ve daha ihsan şuuruyla yaşama çabasıdır. Gelin bu yolu, kitap ve sünnet ışığında, sahih ölçülerle birlikte yeniden hatırlayalım.

Zühd ve Yöneliş: Dünyayı Elden Değil, Kalpten Çıkarmak
Tasavvufun ilk duraklarından biri zühddür. Zühd, dünyayı bütünüyle terk etmek değil; dünyanın kalbi işgal etmesine izin vermemektir. Mal elde olabilir, makam omuzlarda bulunabilir; fakat kalpte yalnızca mekandan münezzeh olan Allah olmalıdır. 
Marûf-i Kerhî’nin ifadesiyle tasavvuf, “hakikatleri almak ve insanların elindekinden ümidini kesmektir.” Zühd, bir hedef değil; kalbi Allah’a ulaştıran bir vasıtadır.
Kur’an, Yusuf aleyhisselâm hakkında “ona değer vermediler” buyururken, hakikatte dünyanın geçiciliğine işaret eder. Tasavvuf, bu geçiciliği idrak edip ebedî olana yönelmektir.

Güzel Ahlâk: Tasavvufun Omurgası
Tasavvuf, ahlâkı merkeze alır. Kötü huyların sökülüp atılması, yerine güzel huyların yerleştirilmesi hedeflenir. Çünkü Resûlullah (sav), “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur. Kur’an’ın “Sen yüce bir ahlâk üzeresin” hitabı, tasavvufun da ana eksenini belirler.
Tasavvuf, ibadetleri ahlâkla taçlandırır. Namaz kılan ama kibirli olan, oruç tutan ama zulmeden bir kalbin tedaviye ihtiyacı vardır. İşte tasavvuf, bu kalbin ilacıdır.

Kalbin Tasfiyesi ve Nefsin Tezkiyesi
Tasavvuf, kalbi arındırma ve nefsi terbiye etme yoludur. Bişr-i Hâfî’nin ifadesiyle, “Sofi, kalbini Allah için tertemiz yapan kimsedir.” Kur’an, ancak selim bir kalple Allah’ın huzuruna gelenlerin kurtulacağını bildirir. Evet, “Sofi, sağ eline kur ’anı, sol eline sünneti alıp lebbeyk Allahumme lebbeyk” diyerek Allah’ın rızasına koşandır.
Bu yol, kolay bir yol değildir. Cüneyd-i Bağdâdî’nin dediği gibi tasavvuf, “sulhu olmayan bir savaştır.” Nefisle yapılan bu mücadele, şeriatın sınırları içinde ve Resûlullah’a (sav), ittiba ile anlam kazanır. Şeriatsız tezkiye, tasavvuf değildir.

İstikamet: Kitap ve Sünnetten Ayrılmamak
Tasavvufun en hayati ölçüsü istikamettir. Kitap ve sünnet dışına çıkan, bid‘at ve hurafelerle beslenen bir anlayış, tasavvuf değildir. Serî es-Sakatî’nin ifadesiyle, “tasavvuf zahire aykırı bir batın ilmi değildir. Keramet, harama kapı aralamaz.”
İmam Şâfiî’nin uyarısı nettir: “Birinin havada uçtuğunu görseniz bile istikametine bakınız.” Ölçü şahıslar değil, vahiydir. Kimse ve hiçbir yapı, Kitap ve Sünnet’in üstünde değildir.

Edep ve Teslimiyet: Kulluğun İnceliği
Tasavvuf edeptir. Her hâlin, her makamın ve her anın bir edebi vardır. Ebu Hafs Haddâd’ın dediği gibi, “Tasavvuf edepten ibarettir.” Edep, kulun haddini bilmesi, Rabbi karşısında yerini tanımasıdır.
Bu edep, tam teslimiyeti doğurur. İtirazı terk etmek, takdire rıza göstermek ve Rabbanî bir duruş sergilemek… İslâm, ruhbanlığı değil; dünyada yaşarken Allah’a kul olmayı öğreten Rabbanîliği emreder.

İhsan ve Manevî Vuslat
Tasavvufun nihai gayesi ihsandır: Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmek. Bu, maddî bir birleşme değil; manevî bir yakınlıktır. Kur’an’ın “Biz ona şah damarından daha yakınız” hitabı, bu hakikati hatırlatır.
Kudsî hadiste bildirildiği üzere, kul farzlar ve nafilelerle Allah’a yaklaşır; Allah da onu sever. Bu sevgi, kulun hayatına nur olur, yön olur, ölçü olur.

Ruh Hayatı: İbadetin Derinliği
Tasavvuf, İslâm’ın ruh hayatıdır. Teheccüdle, zikirle, murakabeyle ruhun olgunlaşmasıdır. Resûlullah’ın (sav), sohbeti sahabilerin ruhlarını nasıl diri tutuyorsa, tasavvuf da bu dirilişi hedefler.
Hanzala hadisi bize şunu öğretir: Yükseliş anları olduğu gibi, inişler de olacaktır. Mühim olan istikameti kaybetmemektir.

Havf ve Reca Dengesi
Tasavvuf, korku ile ümit arasında yürümektir. Allah’ı kaybetme korkusu ve O’nun rızasına kavuşma ümidi… Şeyh Seyda el-Cezerî’nin ifadesiyle bu iki kavram, tasavvufun temelidir. Mümin ne ümitsizdir ne de gevşek.

Sonuç: Kısacası Tasavvuf
Tasavvuf; Resûlullah’ın (sav), yaşadığı gibi İslâm’ı yaşamaya çalışmaktır. Kalbi arındırmak, nefsi terbiye etmek, ahlâkı güzelleştirmek ve istikamet üzere Allah’a kul olmaktır. Ne eksik ne fazla… Sahih, dengeli ve ihsan şuuru taşıyan bir kulluk yoludur.
Rabbim bizleri zahiriyle batınıyla, ahlâkıyla ameliyle İslâm’ı yaşayan kullarından eylesin. Kalplerimizi kendisine yaklaştırsın, istikametten ayırmasın. Âmin

Ahmet YOLDAŞ
Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl Başkanı



Bu yazı 242 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI