Siyonizmin yayılmacı politikaları, tüm dünyayı bir ateş çemberinin içine sürüklemektedir. İspanya gibi istisnai örnekler haricinde, dünya genelindeki devletlerin bu vahşete karşı sessiz kalması, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturmaktadır. Bugün dünya, cehaletin ve vicdansızlığın hüküm sürdüğü tarihsel bir kırılma noktasından geçmektedir. Özellikle İsrail'in sınır tanımayan saldırganlığı ve bu politikalara verilen destek, küresel barışı ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Uluslararası Hukuk ve Adalet Krizi
Kadın, çocuk demeden masum insanların hedef alındığı bu çatışmalarda, uluslararası hukukun sadece kâğıt üzerinde kaldığına tanıklık ediyoruz. Eğer küresel ölçekte bir hukuk düzeninden söz edebilseydik, bu vahşetin failleri çoktan hesap veriyor olurdu. Ancak görüyoruz ki, güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir düzende, saldırganlığa "dur" diyecek caydırıcı bir mekanizma işlememektedir. İspanya'nın gösterdiği tepki; elçilerin geri çağrılması ve boykot gibi somut adımlar, bu zor dönemde bir insanlık sınavıdır.
İslam Dünyasının Birliği ve Çözüm Arayışı
Ortadoğu'da Müslüman toplumların birbirine düşman edilerek parçalanması, bölgeyi dış müdahalelere açık hale getirmiştir. İslam ülkelerinin liderlerinin sergilediği seyirci tutum, bu "şeytani" oyunun meyvelerini vermesine neden olmaktadır. Bugün Filistin’den Lübnan’a, İran’dan diğer coğrafyalara kadar uzanan bu saldırganlık, Müslüman dünyasının derin bir tefrika içinde olmasından güç almaktadır.
Çözüm ise oldukça nettir: Müslüman halklar, inançlarının ve tarihlerinin kendilerine yüklediği sorumluluğun bilincine varmalıdır. Fatih Sultan Mehmetlerin, Selahaddin Eyyubilerin birleştirdiği o "Tevhid" şuuru, bugün de en güçlü çözüm anahtarıdır. Teferruatlarla uğraşmak yerine, adalet ve birlik bayrağı altında toplanmak; düşmanın silahıyla silahlanarak caydırıcı bir güç haline gelmek, saldırganların ayakları altında ezilmekten kurtulmanın tek yoludur.
Sonuç: Bir İmtihan Olarak Yaşam
Yüce Allah, yeryüzünü bir denge ve düzen üzerine yaratmıştır. Bu düzeni korumak, adaleti ayakta tutmak ve zalime karşı durmak, insanın en temel görevidir. Kendi inanç değerlerinden kopan ve birbiriyle çatışan toplumlar, yardımsız ve yalnız kalmaya mahkûmdur.
Bugün Müslüman ülkelerin yaşadığı bu acılar, aslında bir uyarı ve imtihandır. Kur’an’ın evrensel adalet ve birlik çağrısına sarılmak, sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için huzuru getirecektir. Unutulmamalıdır ki; zalimlerin bir planı varsa, hak ve adaleti gözetenlerin de bir dayanağı vardır.