Mardin, geçmişin izlerini bugüne taşıyan, taşında toprağında tarih kokan kadim bir şehirdir. Bu şehrin kalbinde yer alan Mardin Müzesi ise yalnızca bir sergi alanı değil; binlerce yıllık kültürel birikimin, uygarlıkların mirasının ve halkların ortak hafızasının sembolüdür.
Bugünlerde Mardin Müzesi’nin Süryani cemaatine devredileceği yönünde haberler kamuoyuna yansımaktadır. Ancak burada altını çizerek belirtmek gerekir: Mardin Müzesi, yalnızca Süryani cemaatine değil, hiçbir topluluğa, hiçbir kuruma devredilemez. Çünkü bu müze bir binadan ibaret değildir. O, geçmişi göz önüne getiren, kentin tarihini canlandıran, yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği, şehre canlılık katan bir tarih ve kültür merkezidir.
Mardin Müzesi'nin binası da başlı başına tarihi bir yapıdır. Bu yapı ve içindeki miras, yalnızca Mardin’in değil, tüm Türkiye'nin ortak değeridir. Mülkiyeti Kültür Bakanlığı'na ait olsa da, esasen bu müze milletin malıdır. Bir halkın belleğini taşıyan, geçmişten geleceğe köprü kuran böylesi bir kurumun devri; sadece bir mülkiyet değişimi değil, tarihe karşı işlenmiş büyük bir haksızlık olur.
Tarihi belgeleyen, vesikalandıran ve koruyan bu kurumun asli görevi, nesilden nesile aktarılmak üzere kültürel mirası yaşatmaktır. Bu miras ne satılabilir ne de devredilebilir. Hele ki amacı dışında bir yapıya dönüştürülmesi, tarihî kimliğe zarar verir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Mardin Müzesi gibi tarihî ve kültürel değer taşıyan yapılar asla devredilmemeli, aksine daha da güçlendirilerek korunmalı ve tanıtılmalıdır. Bu kurum, geçmişi bugüne taşıyan ve geleceğe emanet eden bir hafıza mekânıdır. Ona sahip çıkmak, tarihe sahip çıkmaktır.
Mardin halkı ve Türkiye kamuoyu olarak, bu değerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü biz, geçmişi unutmadan geleceğe yürümek isteyen bir milletiz
Ali lale