İsrail, tüm dünyayı bir kan gölüne çevirme hırsıyla hareket ederken, inanıyoruz ki İran; stratejik gücü ve "Fettah" füzeleriyle bu gidişata dur diyecektir. Bu müdahale ile Orta Doğu’ya huzur gelecek ve tüm dünyanın refah seviyesi yükselecektir. Avrupa ülkeleri, İsrail’in yanında sonsuza dek yer almayacaktır; çünkü onlar da Siyonist anlayışın dünyayı ateşe verme niyetinde olduğunu ve kendi menfaatleri uğruna dünya halklarını feda edebileceğini bizden daha iyi bilmektedir.
Bu sebeple, ABD’nin yalvarışları veya tehditleri Avrupa’yı yerinden kıpırdatmayacaktır. Amerika dışındaki Avrupa'da, "insan hakları" kavramının hala bir karşılığı olduğuna inanmak istiyoruz. Müslüman siviller katledilirken sessiz kalanların, kendi taraflarından birkaç kişi ölünce "siviller öldürülüyor" diye ayağa kalkması büyük bir tutarsızlıktır. Karşımızda, kendisi dışındaki insanlara değer vermeyen, kendi çıkarları için fitne çıkaran ve dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen "maskeli bir canavar" var.
Türkiye’nin geçmişine baktığımızda, neredeyse her on yılda bir gerçekleşen darbelerin arkasında da aynı odakları görüyoruz. Bu darbelerin temel gayesi; Türkiye gelişmesin, kendi yerli teknolojisini üretmesin ve daima birilerine bağımlı kalsın düşüncesidir.
Tarihimizden bir örnek vermek gerekirse; Nuri Demirağ, Atatürk’ün talimatıyla uçak fabrikası kurmuş, pilot okulu açmış ve o dönemin A sınıfı çift motorlu uçaklarını üretmiştir. Ancak dönemin hükümetine, Amerika ve İngiltere elçileri tarafından baskı yapılmış; "Biz size daha ucuza veririz, bunları üretmeyin" denilerek yerli üretimin önü kesilmiştir. Vatanseverliğiyle bilinen Nuri Demirağ’ın bu insanüstü gayreti maalesef engellenmiştir. Türk savunma sanayii uzun yıllar yerinde saymış olsa da, son 20 yılda yerlilik oranının %80’lere çıkması bu makus talihi yenmeye başladığımızı gösteriyor.
Geçmişteki her darbe, binlerce aileyi perişan etmiş; insanları evsiz, çaresiz ve babasız bırakmıştır. Tüm bunlar, bölgedeki bazı güçlerin keyfi yerinde kalsın diye yapılmıştır. Bugün ise İran, bölgede bu oyunlara karşı duran önemli bir aktördür. Uluslararası hukuka sadık kalmasına rağmen, sırf bu hegemonik yapıya boyun eğmediği için hedef alınmaktadır. Karşıdaki güç ise ne hukuk, ne adalet ne de vicdan tanımaktadır.
Ukrayna’daki savaş da benzer bir planın parçasıdır. Gaye, Rusya’yı zayıflatmak ve bölgeye hakim olmaktır. ABD ve NATO’nun kışkırtmalarıyla, Zelenski kendi halkını ve aynı kökten geldiği Rus halkını büyük bir felakete sürüklemiştir. Siyasi bir uzlaşma mümkünken, savaş tercih edilmiş ve halk perişan edilmiştir.
Sonuç olarak; silah lobileri para kazanırken, dünyanın diğer tarafında kan akmaktadır. Bu yapıların ne vicdanı ne de insanlığı vardır. Allah tüm Müslümanlara basiret, hidayet ve birlik nasip etsin; kendi içlerinde adaleti tesis etmelerini sağlasın. Amin.