Kürtler; ortak amaç, gaye ve hedef olan Kürtlerin özgürlüğü ve Kürdistan’ın kurtuluşu yerine, her biri kendi örgütünü, partisini ve hareketini bu amaç ve hedefin yerine koymuştur.
Müslümanlar ise; ortak amaç, gaye ve hedef olan Kur’an ve amel-i sâlih yerine, her biri kendi devletini, cemaatini ve tarikatını asıl gaye hâline getirmiştir.
Bunun için Kürtler; Koçgiri ve Şeyh Said sonrası operasyonlardan, Ağrı ve Dersim hadiselerinden, faili meçhullerden, Halepçe ve Roboski gibi katliamlardan kurtulamamaktadır.
Bunun için Müslümanlar da; Filistin, Afganistan, Irak, Cezayir ve en son Suriye’de yaşanan katliamlardan, karışıklıklardan ve perişanlıklardan kurtulamamaktadır.
İslâm dünyasının ihlâslı ve hakperest bir şekilde kendine gelememesi, Kürdistan’ın da kendine gelememesinin sebeplerindendir.
Kürdistan’ın gerçekten fıtrî özgürlüğüne kavuşması demek; İslâm âleminin de Batı dünyasının felsefî, menfî milliyetçi ve egoist çıkar anlayışından sıyrılıp kendi özüne dönmesi demektir.
Batı ve Doğu dünyası Müslümanları ve İslâm âlemini sömürmektedir.
Müslüman devletler ve milletler de Kürtleri ve Kürdistan’ı sömürmektedir.
Hem Müslüman devletler ve milletler kirlenmiş ve yorulmuştur.
Hem de Batı dünyası kirlenmiş ve yorulmuştur.
"Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler."
Ey Kürt ve Kürdistan; İbn Haldun’un teorisine göre senin asabiyetin güçlüdür ve yükselme potansiyeli taşımaktadır. Yaşanan bu olumsuzluklar, senin yükselişinin rampaları hükmünde olabilir.
Böylece hem kendine hem de İslâm dünyasına, kadim Mezopotamya medeniyetinin varisi olduğunu yeniden gösterebilirsin.
"Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette, vahşet ve gaflet sizi garet edecektir."
Doç.DrAhmet ÖNEN Öğretim Üyesi