diyarbakır escort
Bugun...


Fesih Bozan

facebook-paylas
ABD, Kürtleri Yine Sattı mı?
Tarih: 21-01-2026 00:02:00 Güncelleme: 21-01-2026 00:02:00


 

Ortadoğu’da değişmeyen tek şey, büyük güçlerin değişmeyen çıkarlarıdır. ABD’nin bölgedeki politikası hak, hukuk, dürüstlük, samimiyet ve ilkelere göre değil, her zaman kendisi ve İsrail’in menfaatlerine göre olmuştur. ABD,  Devlet kurar, işbirlikçi iktidar veya liderleri destekler, darbeler yapar, örgütleri kurar ve besler… sonra günü gelince gözünü kırpmadan müttefik ve dost dediklerini satar, karşı tarafı destekler. ABD’nin değişmeyen tek dostu vardır: O da İsrail’dir.

II. Dünya Savaşı sonrası ABD, süper güç olarak İngiltere’nin Ortadoğu’daki mirasını devralmasıyla birlikte bölge devletlerini ve halklarını birer jeopolitik araç olarak gördü. Kürtler, bu araçların en çok kullanılan tarafı olmuştur. ABD’nin Kürtlerle olan işbirliği hiçbir zaman “hak” “adalet” “insan hakları” ya da “özgürlük” eksenli olmamıştır. Bu ilgi bütünüyle stratejik ve geçici olmuştur. PKK/SDG/YPG’den bağımsız bir analiz.

Tarihi Süreçte Kürt halkı, ABD’den defalarca ihanet görmüştür.

Mahabad, 1946
SSCB desteğiyle kurulan Kürt Mahabad Cumhuriyeti, Sovyetler ABD baskısıyla İran’dan çekilince yalnız bırakıldı. İran ordusu Mahabad’a girdi, Kadı Muhammed ve önde gelen Kürt liderler idam edildi. ABD, Kürtleri ilk kez burada yüzüstü bıraktı.

1975, Barzani ve Cezayir Anlaşması.
ABD ve İran, Molla Mustafa Barzani’yi Saddam’a karşı kışkırtıp destekledi. İran ile Irak anlaşınca destek bir gecede kesildi. Binlerce Kürt kaderine terk edildi.

2017 Referandumu
Kuzey Irak Kürdistan’ında Barzani bağımsızlık referandumuna ABD’ye güvenerek gitti. ABD açıkça destek vermedi ama cesaretlendirdi. Sonuç? Kerkük düştü, Irak Kürdistanı ağır bir darbe aldı. ABD yine seyirci kaldı.

Suriye ve SDG süreci
ABD, IŞİD’e karşı Kürtleri sahaya sürdü, silah verdi, övdü. Ama denklem değişince İsrail açısından daha risksiz gördüğü, terör listesinden çıkarıp meşrulaştırdığı Ahmet El Şara’yı tercih etti.

Çünkü ABD için önemli olan Kürtlerin geleceği değil, İsrail’in güvenliğidir. Ahmet El Şara ve HTŞ iktidarıyla beraber İsrail’in en büyük tehlike gördüğü İran ve Hizbullahın ayağı Suriye’den kesildi, Kuzey Suriye’de savaş sürerken İsrail ise güneyde işgal alanını genişletiyor, kontrol noktaları kuruyor, sınırını tahkim ediyor. Ahmet El Şara bu işgale ses çıkarmadığı gibi 6 Ocak 2026’da Fransa’da ABD arabuluculuğunda İsrail ile işbirliği anlaşması imzaladı. İşte ABD’nin isteği ve önceliği budur.

Görüldüğü gibi ABD’nin bölgedeki devlet ve halklarla dostluğu mevsimseldir. Çıkarı bittiği veya yeni aktörleri devreye soktuğu anda eski müttefikini satar ve desteğini bitirir.

Aslında “ABD sattı” demek eksik bir cümledir. Yılanın veya akrebin, sokması nasıl ki doğası gereği ise, ABD’nin de müttefiklerini satması doğasındandır.

Kürtler sadece Batılı ülkeler tarafından mı mağdur edilmiştir. Elbette hayır. Osmanlıyı ve Kürtleri parçalayanlar her ne kadar emperyalist güçler olsa da, şartları ve dozajı farklı da olsa, Kürt halkını paylaşan, inkar ve asimilasyona tabi tutan ve ikinci sınıf vatandaş görenler; aynı inanç ve dini paylaşan tek ümmet ve kardeşleri olan bölgesel devletler ve halklar olmuştur.

Özelikle bugün Suriye’de yaşanan son gelişmelerde, Türkiye Şam’dan yana değil, Kürt vatandaşlarının soydaşı olan Suriyeli Kürtlerin haklarını koruyan hakem konumunda olmalıdır. Bu Türkiye için bölünme tehlikesi değil; aksine Irak ve Suriye Kürtlerinin sevgisini ve desteğini almış bir Türkiye’yi Bölgede daha da güçlü hale getirecektir.

Çözüm ve Kurtuluş

Asıl sorgulanması gereken şudur:
Ortadoğu devletleri ve halkları neden sürekli kandırılmakta, aynı planlara maruz kalmakta ve aynı hataları defalarca tekrar etmektedir?

Hâlbuki Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:
“Mümin, aynı delikten iki kez ısırılmaz.”

Buna rağmen bölgedeki Müslüman devletler ve halklar; Kur’an-ı Kerim ve hadislerde emredilen “adalet, eşitlik, birlik ve beraberliği”, dilleri ve renkleri farklı olsa da “tek ümmet ve kardeş” olduklarını, “Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin” emrini okurlar fakat ne yazık ki gereğini yerine getirmezler. Bunun sonucu olarak da emperyalist güçlerin proje alanı ve aracı hâline gelirler: Böl, parçala, yut/yönet.

Bölge devletleri ve halkları, dış güçlere yaslanmayı bırakmadıkça; bu tarihsel tekrarlar, savaşlar, bölünmeler, kan ve gözyaşı sona ermeyecektir. Kürtlerin de, Türklerin de, Arapların da, Farsların da gerçek güvencesi ABD ve İsrail değil; bölge halklarının birbirleriyle doğrudan kuracakları diyalogda, hak, hukuk, adalet, komşuluk, kardeşlik, eşitlik ve ümmet şuuru temelinde üretilecek ortak çözümlerdedir.

Ortadoğu’nun ve bölgemizin huzur ve barışı; ABD ve İsrail ile işbirliği yapmakta, dostluk kurmakta, halkların savaşında ve bölünmesinde değil; Erbakan Hocamızın öncülüğünü yaptığı D-8 vizyonu temelinde mümkündür. Türkiye, İran, Irak, Suriye, Kürtler ve diğer tüm halkların; ırkçılık ve mezhep taassubundan uzak, komşuluk ve kardeşlik hukuku çerçevesinde, her alanda işbirliği yaparak barış içinde birlikte yaşaması ve ABD emperyalizmine ve İsrail işgaline karşı mücadele etmesi tek çıkış yoludur.

Aksi takdirde bölgede savaş ve şiddet bitmeyecek, geçmişten günümüze Kürt halkının yaşadığı ihaneti, gelecekte de diğer halklar, liderler ve devletlerde yaşamaya mahkum olacaklardır.

Vesselam.

 



Bu yazı 166 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI