diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Fesih Bozan

facebook-paylas
İslam Âlemi Ne Zaman Uyanacak?
Tarih: 25-02-2026 00:01:00 Güncelleme: 25-02-2026 00:01:00


 
Müslüman ülkeler; ABD, İsrail ve bazı Batılı ülkelere karşı uyanmak, askerî, siyasi ve ekonomik alanlarda samimi ve ciddi bir iş birliği yapmak için daha ne olmasını bekliyor?
 Sömürü, artan işgaller, Gazze’deki soykırım ve açık itiraflar ortadayken… 
ABD ve İsrail yetkililerinden her gün yeni işgal ve soykırımların itiraf ve tehditlerini duyuyoruz. İşte onların gerçek yüzlerini, inanç ve zihniyetlerini gösteren bu itiraf ve tehditlerden birkaç hatırlatma:
Tabii ki bu tür konuşmalar ilk değil ve son da olmayacaktır.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, “Nil’den Fırat’a uzanan bölgede İsrail’in ‘Tevrat’a dayalı hakkı’ olduğunu” iddia ederek, “Hepsini alsalardı iyi olurdu, çünkü Tanrı onu onlara verdi” diyebilecek kadar açık konuşmuştur.
Türkiye dâhil 14’ten fazla ülke ve bölgesel örgütler bu açıklamayı “tehlikeli” ve “kışkırtıcı” bularak kınadı. Ancak bu ülkelere sormak gerekir: “Arz-ı Mevud” idealini ilk kez mi duyuyorlar? Siyonizm’in söylemlerinde olduğu gibi, 1948’den bu yana yaptığı işgal ve soykırımlar bunu göstermiyor mu?
Bugüne kadar yapılan kınamalar neyi değiştirdi, ABD ve İsrail’in işgal ve katliamlarını durdurdu mu  ki?
Ortadoğu’da ABD’nin Siyonizm Mesaisi: Atom Bombasından Silah Sevkiyatına
Bilinmelidir ki ABD yönetimleri için “kimin koltukta oturduğu” fark etmeksizin İsrail’e destek bir devlet politikasıdır.
ABD, 1948 yılından günümüze İsrail’i her yönden desteklemiş; son Aksa Tufanı’nda İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma güçlü destek verdiğini, Başkan Donald Trump şu sözleriyle açıkça itiraf etmiştir: “Bibi (Netanyahu) beni defalarca aradı ve benden adını bile duymadığım silahları istedi. Biz de verdik, o da çok güzel kullandı.” Bu sadece bir silah desteği değil; bir inanç, zihniyet ve suç ortaklığıdır.
Yine ABD’li Siyonist Senatör Lindsey Graham’ın, “Gazze’yi dümdüz ettik, tıpkı Berlin ve Tokyo gibi... İsrail’in yerinde olsam Gazze’ye atom bombası atardım” sözleri, dünyanın gözü önünde işlenen soykırıma verilen bir “onay” belgesidir.
Benzer açıklamaları çoğaltmak mümkün…
Suriye Denkleminde Yeni Perde: Hedef Büyük İsrail
Irak’ın işgaliyle başlayan, Arap Baharı ile devam eden süreç; Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve Büyük İsrail Projesi’nin (BİP) birer halkasıdır. Suriye’de yaşanan son değişimler ve Ahmet el-Şara (Ebu Muhammed el-Cevlani) ismi, bu projenin Suriye’deki yeni atanmış aktörü olduğunu gösteriyor.
Trump, “Esasen benim göreve getirdiğim Suriye Devlet Başkanı (Ahmet Şara - Colani) olağanüstü bir iş çıkarıyor” diyerek açıkça Suriye’nin bundan sonra duracağı yeri ifade etmiştir.
Bu yeni dönem, İsrail’in güvenliği için karşı bir “kale”nin daha düştüğünü gösteriyor. Ahmet el-Şara’nın bugüne kadarki karnesi, projenin planlandığı gibi işlediğini kanıtlar niteliktedir:
Suriye topraklarını işgal etmiş ve sık sık askerî ve ekonomik tesislerini bombalayan İsrail’e karşı tek bir kurşun sıkmaması,
El Şara’nın “İsrail ile ortak çıkarlarımız ve düşmanlarımız var” açıklaması,
Direniş hattını (İran ve Hizbullah) doğrudan hedef alması ve düşman ilan etmesi,
Yeni Suriye yönetiminin ABD arabuluculuğunda 6 Ocak 2026 tarihinde Paris’te İsrail ile “istihbarat paylaşımı, askerî gerilimin azaltılması ve ekonomik iş birliğini içeren bir mutabakat imzalaması.”
Bu tablo, sahada “görevin gereğinin” eksiksiz yapıldığını gösteriyor. Bu arada AK Parti iktidarı, sırf Kürtler Suriye’de bir statü kazanmasın diye bu projeye her türlü desteği vermiş ve İsrail’in yayılmacı politikasını kolaylaştırmıştır.
Son Durak: Ya D-8 Ruhu, Ya Teslimiyet?
Bugüne kadar devam eden sömürü, işgal ve Aksa Tufanı ile süregelen soykırım ortadayken, İslam ülkelerinin liderlerinin hâlâ ABD ve İsrail ile iş birliğinden çekinmemesi, “celladına âşık” bir tavırdır. Karşı bir güç odağı oluşturulmadığı müddetçe ABD ve İsrail’in bu pervasızlığı artarak devam edecektir.
Tarih tekerrürden ibarettir: İslam ülkeleri ya uyanıp merhum Erbakan Hocamızın temellerini attığı D-8 (Developing 8) zemininde gerçek bir birlik kuracaklar ya da meşhur “Sarı Öküz” hikâyesindeki gibi sırayla yem olacaklardır.
Bugün gelinen noktada kınama mesajları yetersizdir. Müslüman ülkelerin halkları ya bu iş birlikçi lider ve iktidarları tasfiye edecek ya da coğrafyamızın haritaları başkaları tarafından çizilmeye, savaş ve çatışmalar devam edecektir.
Uluslararası ilişkiler sadece kınamalarla değil, güçlü stratejilerle şekillenir. Bölge ülkeleri işgal ve sömürüden kurtulması ve etkili aktörler olabilmesi için:
Kürtleri ve diğer halkları da dahil ederek, her alanda ortak hareket kabiliyeti geliştirmeleri,
Siyasi, ekonomik ve askerî alanlarda iş birliğini güçlendirmeleri,
Kısa vadeli refleksler ve etkisiz kınamalar yerine uzun vadeli caydırıcı politikalar üretmeleri gerekmektedir.
Aksi halde, sömürü, işgal, savaş, soykırım ve acıları konuşmaya devam edeceğiz.
Vesselam.


Bu yazı 83 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI