Çok okunan ama az yaşanan kitap: Kur’an
İslam coğrafyası, ABD ve İsrail’in öncülük ettiği emperyalizmin; fitne, şiddet, savaş, işgal ve soykırımın yaşandığı, kan ve gözyaşıyla mazlumların feryadının göklere yükseldiği,
ABD ve İsrail’in yağdırdığı bombalarla masum bebek, çocuk, kadın ve sivillerin katledildiği; şehirlerin ve insanlığın yok edildiği,
Parçalanmış ümmetin liderlerinin sessizliği veya ihanetlerinin yaşandığı,
Müslüman toplumların içinde bulunduğu; yalanın, rüşvetin, torpilin, yolsuzluğun ve ahlaki yozlaşmanın sıradanlaştığı; hak, hukuk, adalet, liyakat ve dürüstlüğün giderek yok olduğu bir çöküş döneminde, bir Kadir Gecesi’ne daha ulaştık.
Camiler doldu, eller semaya açıldı, dualar edildi. Kandil mesajları paylaşıldı, Kur’an tilavetleri yapıldı… Allah kabul etsin.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Suresi)
Peki Kadir Gecesi’ni bu kadar büyük ve değerli kılan nedir?
Demek ki bu gecenin değerini belirleyen şey, Kur’an’ın bu gecede indirilmeye başlanmış olmasıdır. O hâlde asıl soru şudur:
Biz Kur’an’ı gerçekten anlıyor muyuz? Kur’an Hayatımızın Neresinde?
Bugün Müslümanların büyük bir kısmı Kur’an’ı hayatın merkezine koymak yerine onu belirli zamanlara ve törenlere hapsetmiş durumda. Kendimize şu soruları sormak zorundayız:
Kur’an-ı Kerim;
• Ramazan aylarında ve yıl boyunca okunan bir okuma kitabı mıdır?
• Cuma günlerinde cuma mesajları için ayetlerin seçildiği bir kitap mıdır?
• Cenazeler için okunan bir uğurlama kitabı mıdır?
• Kıraat hocalarının “kim daha güzel okur” diye yarıştığı bir kitap mıdır?
• Bazı siyasilerin kameraların önünde okuduğu veya mitinglerde havaya kaldırdığı oy toplama kitabı mıdır?
Elbette Kur’an’ın okunması, saygı gösterilmesi ve hürmet edilmesi gerekir. Ama Kur’an sadece okunmak, saygı duymak, yüksek raflara koymak veya ölülerin arkasından okumak için indirilmedi.
Kur’an-ı Kerim;
* Yaşayanların hayatı düzenlemek,
* Adaleti tesis etmek,
* İnsanı ahlaklı kılmak ve
* Yaşanabilir bir toplumu inşa etmek için indirildi.
Kur’an’ın temel amacı, hayatı olumlu yönde değiştirmektir. Allah Teâlâ bu gerçeği çarpıcı bir benzetmeyle hatırlatır:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (Cuma Suresi, 5)
Bu ayet-i kerime bütün ilahi kitaplara karşı yaşanmayan “şekilci yaklaşımı” eleştirir.
Okuyoruz Ama Yaşamıyoruz
Bugün Müslümanların yaşadığı en büyük çelişki; okuyup yaşamamaktır.
Kur’an okuyoruz, hatimler indiriyoruz; ama Kur’an’ın emrettiği;
* Adalet
* Doğruluk
* Liyakat
* Kardeşlik
* İnfak
* Merhamet ve diğer emirleri, hayatımızda gereği gibi yaşamıyoruz.
Kur’an okuyoruz ama Kur’an’ın yasakladığı;
* Yalan
* Rüşvet
* Torpil
* Haksız kazanç
* Faiz
* Irkçılık gibi yasakları tam anlamıyla hayatımızdan çıkarmıyoruz.
Kur’an okuyoruz ama “Müminler ancak kardeştir.” (Hucurat, 10) ayetinin gereğini yerine getirmiyoruz.
Kur’an okuyoruz ama “Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileri olanınızdır. ”(Hucurat, 13) uyarısını unutuyoruz.
Kur’an bize birliği ve izzeti emrederken, biz tefrikayı ve zilleti seçiyoruz.
İslam Düşünürlerinin Uyarısı
Bediüzzaman Said Nursi: “Kur’an’ın hükümlerine uymayan bir Müslüman, Müslüman ismini taşısa da İslam’ın hakikatini tam temsil etmiş sayılmaz.”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: “Kur’an sadece okunmak için değil, yaşanmak için indirilmiştir. Müslümanlar Kur’an’ı hayatlarının nizamı yapmadıkça izzet bulamazlar.”
Hasan el-Benna: “Kur’an bizim anayasamızdır.”
Seyyid Kutub: “Bu Kur’an mezarlıklar için değil, hayatı inşa etmek için indirilmiştir.”
Ebu’l A‘la Mevdudi: “Kur’an’ı rafta bırakıp hayatı başka sistemlerle yönetmek Müslümanların en büyük trajedisidir.”
Asıl Problem: Şuur ve Amel Eksikliği
Bugün Müslümanlar milyonlarca hatim indiriyor, milyonlarca insan hac ve umre yapıyor, ama:
Müslümanlar üzerindeki sömürü ve zulüm neden bitmiyor?
Neden Müslümanlar parçalanıyor?
Neden torpil, rüşvet azalmıyor, hırsızlık ve yolsuzluk bitmiyor?
Neden, neden, neden… sorularını çoğaltmak mümkün.
Belki de cevap çok basit:
Müslümanların İnanç, İslam, Kuran ve İbadetteki şuur ve amel eksikliği.
Kadir Gecesi’nin Asıl Mesajı
Kadir Gecesi’nin anlamı “sadece bir gece ibadet et, kurtul” olmasa gerek.
Bu gece aslında bize şu çağrıyı yapar:
Geçmişinizi silerek, bundan sonra fert, toplum ve devlet olarak Kur’an’a dönün, yönetimde, yargıda, eğitimde, ekonomide, dış politikada kısaca her alanda Kur’an’ı hayatınızın merkezine koyun ve bir ömür yaşayın.
Onu sadece okuyarak değil, yaşayarak hayatınıza taşıyın. Çünkü Müslümanlar ancak Kur’an’la izzet bulur.
Özetle
Ya Kur’an’ı anlayacak, yaşayacak ve onun ahlakıyla ahlaklanarak izzet bulacağız, ya da Allah korusun, Kur’an’ı “taşıyan eşekler” tehdidine muhatap oluruz.
Kadir Gecesi’nde yalnız gecenin feyzine değil, Kur’an’ın hayat veren mesajına da talip olalım.
Belki o zaman Kur’an, hayatımızı ve dünyamızı değiştirmeye başlar; fert, aile, toplum ve bütün olarak insanlık adalet, huzur ve barışa kavuşuruz.
Vesselam.