Ülke olarak derin bir nefes aldık, büyük bir “oh” çektik, tam umudumuzun tükendiği yerde umudumuz yeşerdi.
İnanın ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz!
Gerçekten de ülkemizde büyük bir kuraklık baş göstermiş, susuzluk kapımızı çalmış, çoğu ilde su kesintisi çoktan başlamıştı.
Televizyon kanallarında şu ilde şu kadar su kaldı, haberleri verilmekteydi.
Tabii ki sadece ülkemizin sorunu değildi.
Özellikle orta kuşak ve ekvatora yakın bölgelerde kuraklık resmen kendisini hissettirmişti.
İran için başkentinin başka bir yere taşınacağı bile konuşulmaktaydı.
Yağan kar ne kadar derdimize ilaç olur bilinmez.
Şimdilik tehlike atlatıldı.
Şimdilik…
Umut edelim ki daha çok kar yağsın, barajlarımız dolsun, ülkemiz susuz kalmasın.
Umut etsek de gerçekler gün gibi ortada…
Bir kuraklık var, bu kuraklık insan yaşamını tehdit etmekte…
Ne kadar çok özlemişiz karın yağmasını.
Her yer beyaza büründü, kar manzaraları aldı yürüdü.
Çocuklar bayram etti.
Sosyal medya kar fotoğrafları ile doldu taştı.
Çocuklara verilen kar tatili, doğaya bir teşekkür niyetineydi.
Eskiden kar yağdı mı, hayat durur, çile başlardı.
Kışa lanet okunurdu.
Şimdi karın yağması için kar duasına çıkılıyor.
Ülke olarak anladık, karın ne işe yaradığını.
Kar; bereket, bolluk, yaşam demekmiş.
Hep köşe yazılarımda doğanın döngüsünden bahsederim.
Döngü denilen şey aslında dört mevsimdi.
Yıllardır bu dörtten birisi eksikti.
İşler kötüye gidiyordu. İlkbahar, yaz, sonbahar…
Kış yok!
Kış olmalıydı.
Kar yağmalıydı ki yer altı suları, kaynak suları beslensin; barajlar, göller dolsundu.
Hep denir ya “eskiler” diye…
İlk defa ben de “eskiler” diyorum.
Gerçekten de eskiye özlem duyuyorum.
Karın çok yağmasından dolayı okula gidemezdik.
Günlerce elektrikler kesilirdi.
Lambanın ışığında yaşam sürerdik.
Ben eskinin karından istiyorum.
Kış eski kışlar gibi olsun…
Ülke olarak sular tükenmeden, ülkede kuraklık dibe vurmadan önlem almalıyız, su sorununu çözmeliyiz.
Ciddi bir su sorunu ile karşı karşıyayız.
Suyun yokluğu hiçbir şeye benzemez.
Düşünün ki ülkede su kıtlığı başladı, ne yaparız?
Ne yapacağız?
Bugün çöl diye atfedilen yerler bir zamanların ormanlık alanlarıydı.
Zaman içinde ormanlar yok edildi, bu yerler çöle dönüştü.
Dünya hep aynı kalmıyor.
Dünya tarihine bakıldığında ne demek istediğim çok iyi anlaşılır.
Suyun çözümü bulunmaz, ülkede kuraklık kalıcı hale gelirse göç başlar; ülke insanı ülkeyi terk eder.
Diğer ülkelerde olduğu gibi…
Yaşam sanki orta kuşağın kuzeyine doğru kayacakmış gibi geliyor.
Neyse aklımıza kötü şeyler getirmeyelim, karın tadını çıkaralım.
Daha çok kar yağsın…
Kar berekettir!
Kar yaşamdır!