diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
AMERİKA VE İSRAİL, MÜSLÜMAN KADINLARI “ÖLDÜREREK” ÖZGÜRLEŞTİRİYOR!
Tarih: 21-03-2026 00:02:00 Güncelleme: 21-03-2026 00:02:00



Geçtiğimiz günlerde bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü daha geride bıraktık.
Modern dünyanın süslü cümlelerle, pembe kurdeleli mesajlarla ve içi boş "hak-
hukuk" edebiyatıyla kutladığı bu gün, İslam coğrafyasının kanayan yaralarına,
feryat eden analarına ve toprağa düşen kız çocuklarına bakıldığında koca bir
ikiyüzlülükten, devasa bir tiyatrodan başka bir şey ifade etmiyor. 
Batı’nın "özgürlük" vaadiyle ayak bastığı her karış toprakta, arkasında bıraktığı
tek bir somut gerçek var: Parçalanmış kadın bedenleri, yetim kalmış çaresiz
çocuklar ve iffeti çiğnenmiş bir nesil.
Görünen o ki, Batılı emperyalist güçlerin ve siyonist terör şebekesinin
lugatında "Müslüman kadını özgürleştirmek", onu hayattan koparmakla, evini
başına yıkmakla ve onu vatansız bırakmakla eşdeğer hale gelmiş durumda.
Bu bir medeniyet götürme iddiası değil; bu, planlı, programlı ve sistematik bir
kadın soykırımıdır.
BATI’NIN "DEMOKRASİ" YALANI VE IRAK’IN UTANÇ VESİKALARI
Tarihin tozlu raflarına değil, daha dün gibi taze olan hafızalarımıza bakalım.
Amerikan gavuru Bush oğlu puşt, Irak’a "demokrasi ve özgürlük" getireceğini,
diktatörlükten kadınları kurtaracağını iddia ederek o topraklara girdiğinde, ilk
hedefi doğrudan İslam’ın kalesi olan aile yapısı ve o yapının direği olan
kadındı. "Kadınları kurtaracağız" dedikleri Irak’ta, yüz binlerce Müslüman
kadını Ebu Gureyb gibi toplama kamplarına doldurdular.
Sözde medeni Amerika, orada kadınlara yönelik toplu tecavüzleri, sistematik
işkenceleri ve infazları birer psikolojik savaş stratejisi olarak kullandı. Bu
sadece bir savaş suçu değil, alenen bir soykırımdı. Irak’ta özgürlük dedikleri
şey; bir annenin evladının gözü önünde kirletilmesi ya da iffetini korumak için
ölümü bir kurtuluş olarak görmesiydi. Bugün Irak’ın sokaklarında yükselen
sessiz feryat, Batı’nın o kanlı "özgürlük" maskesinin en net, en çıplak kanıtıdır.
Milyonlarca dul kadın, babasız çocuk ve harabeye dönmüş bir ülke... 
İşte Amerika’nın zayıflarla dolu "kadın hakları" karnesi budur.
GAZZE’DE DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE TEKNOLOJİK KADIN KIYIMI
Bugün ise aynı kanlı senaryonun en vahşi, en teknolojik versiyonunu Gazze’de
izliyoruz. Terörist Netanyahu ve gözü dönmüş siyonist ekibi, dünyanın canlı
yayında, akıllı telefon ekranlarından izlediği bir soykırıma imza atıyor. Şu ana
kadar 20 binden fazla Müslüman kadın; "gelişmiş teknoloji" ürünü, milyar
dolarlık füzelerle evlerinde, sığınaklarda, hastane koridorlarında veya bir lokma
ekmek sırasındayken katledildi.

İsrail’in o füzeleri sadece beton binaları yıkmıyor; İslam’ın geleceğini, neslini,
şerefini ve bir medeniyetin taşıyıcı sütunlarını hedef alıyor. Batı dünyası ise bu
devasa kadın kıyımına karşı "kendini savunma hakkı" masalını anlatmaya,
katile silah taşımaya devam ediyor. 
Eğer ölen kadın Müslümansa, Batı’nın "feminist" örgütleri, insan hakları
konseyleri ve sözde özgürlükçü kalemleri aniden kör, sağır ve dilsiz kesiliyor.
Gazze’de ölen her kadın, Batı’nın "insan hakları" maskesinin altına gizlediği o
canavarca yüzünü bir kez daha deşifre ediyor.
LİBYA, SURİYE VE LÜBNAN İÇİN SİSTEMATİK COĞRAFYA TASFİYESİ
Libya’da, Suriye’de, Lübnan’da... İslam coğrafyasının hangi köşesine, hangi
sokağına bakarsanız bakın, aynı sistematik Müslüman kadın soykırımını
görürsünüz. "Arap Baharı" denilen o kanlı kışın en büyük faturasını yine
Müslüman kadınlar ödedi. Evleri başlarına yıkılan, mülteci kamplarında
insanlık dışı şartlarda yaşamaya mahkum edilen, denizin serin sularında
evlatlarını kaybeden hep bizim kadınlarımız oldu.
Emperyalizmin enerji koridorları açmak, madenleri yağmalamak ve İsrail’in
güvenliğini sağlamak için başlattığı her iç savaş, binlerce kadının hayatını
kararttı. Suriye’de zindanlarda unutulan on binlerce kadın, Batı’nın özgürlük
ajandasında tek bir satır yer bulamadı. Çünkü onların ölümü, emperyalizmin
dişlilerinin dönmesi için gerekli birer basit "istatistik" olarak görüldü.
AFGANİSTAN VE AMERİKAN BESLEMESİ YAPILARIN İHANETİ
Afganistan örneği ise Batı’nın ikiyüzlülüğünün zirve noktasıdır. Yıllarca süren
Amerikan işgali, Afgan kadınını güya özgürleştirecekti. Ancak işgal süresince
kadınlar birer savaş ganimeti, birer denek veya Batı’nın propaganda
malzemesi olarak kullanıldı. İşgal bittiğinde ise Amerika, bölgeyi kendi
beslemesi olan, İslam ile uzaktan yakından alakası olmayan karanlık yapılara
terk ederek kaçtı.
Bugün Afganistan’da kadınların eğitimden, sosyal hayattan, hatta nefes
almaktan men edilmesi; aslında Amerika’nın bölge halkını cezalandırma
yöntemidir. Amerika’nın elinin değdiği her yerde kadın, ya emperyalizmin vitrin
süsü ya da karanlık ideolojilerin kölesi haline getirilmiştir. Amerika’nın
"kurtardığı" kadın, ya toprağın altındadır ya da yaşayan bir ölüye
dönüştürülmüştür.
İRAN’DA "KIZ ÇOCUĞU" SOYKIRIMI ÖZGÜRLÜK MÜ İNFAZ MI?
İran’da "Kadınlara özgürlük" sloganları atarak fitne ateşini körükleyen,
sokakları ateşe veren aynı Amerika, tarihin her döneminde en büyük kadın

düşmanı olduğunu kanıtlamıştır. Hatırlayın, savaşların ve müdahalelerin ilk
günlerinde, daha ne olduğunu anlamadan yüzlerce kız çocuğu kasti olarak,
bilerek, teknolojik silahlarla hedef alınarak katledildi.
Bu bir "rejim değişikliği" veya "demokrasi" mücadelesi değildir. Bu, İslam
dünyasının demografik yapısını bozmaya yönelik, geleceğin annelerini yok
etmeye odaklanmış bir kız çocuğu soykırımıdır. Amerika’nın derdi İranlı
kadının saçı veya kıyafeti değil; Amerika’nın derdi, İslam’ın asaletini taşıyan
her bir ferdin yok edilmesidir.
GERÇEK ÖZGÜRLÜK ANCAK ALLAH’IN ÇİZDİĞİ SINIRLARDADIR
Şunu artık kafalara kazımak, kalplere mühürlemek lazım: Müslüman kadın için
gerçek özgürlük, yalnızca ve yalnızca doğru anlaşılan ve doğru uygulanan
İslam’dadır. Beşeri sistemlerin kadını metalaştıran, onu bir reklam objesine
çeviren veya modern köle haline getiren anlayışına karşı; Kur’an-ı Kerim ve
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.), kadına hiçbir sistemin veremeyeceği o yüce
değeri Allah’ın çizdiği sınırlar dahilinde vermiştir.
İslam’da "sınırsız özgürlük" diye bir kavram yoktur. Çünkü sınırsızlık, nefsin
esareti ve hayvani içgüdülerin köleliğidir. Sınırsız özgürlük vaadinin sonu;
ahlaki çöküş, aile kurumunun yok olması, toplumsal sapıklık ve nihayetinde
ebedi cehennemdir. İslam, hem erkeğe hem kadına belirli sorumluluklar ve
sınırlar yükleyerek onları koruma altına almıştır. Allah (C.C.), insan fıtratına en
uygun, en asil ve en huzurlu özgürlük çizgisini belirlemiştir. Bu ilahi ölçünün
dışında kalan her vaat "tırı vırı"dır, koca bir yalandır.
KATİLDEN KURTARICI, ZALİMDEN DOST OLMAZ!
Amerikan gavurundan, İsrailli teröristlerden, Avrupa’nın sömürgeci
başkentlerinden özgürlük medet ummak; celladından hayat iksiri beklemekle
aynıdır. Onlardan gelecek "özgürlük", ya tecavüz edilerek ölmek ya da gelişmiş
füzelerle parçalanmaktır.
Müslüman coğrafyasının kadınları, Batı’nın kirli modernizm tuzaklarına veya
sahte "hak" söylemlerine kanarak değil; kendi öz değerlerine, iffetine ve
İslam’ın sarsılmaz kalesine sımsıkı sarılarak özgürleşecektir. Bizim kalemimiz
de söylemlerimiz de, bu büyük oyunu bozmak, bu küresel soykırımı dünyanın
yüzüne çarpmak için vardır. Batı’nın "özgürleştirme" yalanı, Müslüman kadını
hayattan ve onurundan koparma operasyonudur. Biz ise diyoruz ki: Müslüman
kadının onuru, İslam’ın onurudur ve bu onur asla teslim edilmeyecektir!
Hakan MUHTAR



Bu yazı 110 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI