diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
BU KADAR APTALLIKLA DEVLET Mİ YÖNETİLİR?
Tarih: 04-03-2026 00:03:00 Güncelleme: 04-03-2026 00:03:00


 

Tarih Korkakları Asla Affetmeyecek
 
Stratejik Sabır mı, Stratejik Zelillik mi?

Bir devletin büyüklüğü, sahip olduğu füzelerin menziliyle değil, o füzeleri ateşleyecek iradenin cesaretiyle ölçülür. 
 
Bugün Ortadoğu’da sahnelenen tiyatroya baktığımızda, karşımızda devasa bir "acizlik senaryosu" görüyoruz. Tahran koridorlarından yükselen "stratejik sabır" nakaratları, artık bir savaş doktrini değil, düpedüz bir teslimiyet manifestosuna dönüşmüş durumda. Sormak lazım: “Siz gerçekten aptal mısınız, yoksa celladına aşık birer figüran mı?”
 
Tarih boyunca krallar, şahlar ve sultanlar gelip geçti. Hepsi saraylarının surlarını aşılmaz, ordularını yenilmez sandı. Ancak bir şeyi unuttular: Düşman kapıya dayandığında "Biraz daha bekleyelim" diyen lider, kendi mezarını kazan liderdir. Bugün İran yönetim kadrosunun içine düştüğü durum, tam olarak budur. Cesaret başka bir şeydir, aptallık bambaşka. Bunlar da başlarına gelen her felaketi "kader" diyerek sineye çekip, sıradaki darbeyi bekliyorlar.
 
Listeye Bakın: Ölümü Bekleyen Sıradaki Kim?
 
Süleyman Kazımi (Kasım Süleymani) Bağdat’ın göbeğinde Amerikan füzeleriyle paramparça edildi. “Ortadoğu’nun gölge komutanı" dedikleri adamı, Amerikan gavuru herkesin gözü önünde avladı. Ses yok! Sadece boş tehditler, havaya sıkılan bir-iki füze ve sonrasında derin bir sessizlik.
 
Cumhurbaşkanı Reisi, sislerin arasında şüpheli bir kazaya kurban gitti; İsrail ve Amerika’nın parmak izleri her yerdeydi. Bir ülkenin cumhurbaşkanı "kaza" süsü verilmiş bir operasyonla tasfiye ediliyor, yönetim kadrosu ise hala "teknik arıza" masalları anlatıyor. Ses yok!
 
İsmail Haniye, Tahran’ın en güvenli denilen devlet konuk evinde, en üst düzey koruma altındayken, yatak odasında suikasta uğradı. Kendi başkentinde misafirini koruyamayan bir devlet, nasıl bir caydırıcılıktan bahsedebilir? Yine ses yok!
 
Gazze halkı üç yıldır bir soykırımın pençesinde, kadınlar ve çocuklar Amerikan bombalarıyla haritadan siliniyor. İran yönetimi ise hala "zamanı gelince" diyor. O zaman ne zaman? Herkes öldüğünde mi? Toprak altına girdiğinizde mi? Celladınız kapıyı çaldığında "Bir dakika hazırlanıp geleyim" mi diyeceksiniz?
 
Şahlık ve Sultanlık Rüyasından Uyanın!
Ballı Kaymaklı Düzenin Sonu
 
Anladık; elinize ballı kaymaklı bir düzen geçmiş. Devrim muhafızlığı adı altında kurulan o devasa ekonomik imparatorluk, saraylarda sürülen sefalar, "rehber" sıfatıyla kitleleri parmağında oynatmak... O şaşalı hayatı hiç ölmeyecekmiş gibi ebedi sanmak tatlı geliyor. Koltuklarınız altınızdan kaymasın, o konforlu alanınız bozulmasın diye, o kutsal saydığınız davanızı ve halkınızı küresel güçlerin insafına terk ediyorsunuz.
 
Siz kendinizi dokunulmaz sanıyorsunuz. O şatafatlı sofralarda, lüks malikanelerde otururken dışarıdaki fırtınayı görmezden geliyorsunuz. Fakat beyler, öyle bir dünya yok! Korkaklık, pısırıklık ve "sineye çekme" politikasının bir son durağı vardır. O durak, bugün kapınıza dayandı.
 
Adam seni daha önce ansızın vurdu, yine vurdu ve yarın yine vuracak. Sen lidersin! Sen bir milletin kaderini sırtında taşıyorsun. Akılsız mısın ki ikinci, üçüncü kez yine ansızın vurulmayı bekliyorsun? Bir lider, düşmanının gözündeki kararlılığı okur; siz ise düşmanınızın masasına meze oluyorsunuz. Korkaklık, tırsaklık, pısırıklık, alttan alma bir yere kadar! Adam senin bağrına hançeri sokmuş, sen hala "müzakere masası" diyorsun.
 
50 Yıllık Ambargo ve Korkaklığın Ekonomisi
 
Bu yönetim kadrosu bu kadar korkak ve pısırık olmasaydı, 50 senedir ülkelerine uygulanan o ekonomik ambargo karşısında dünyayı ayağa kaldırırlardı. Kendi halkını açlığa mahkum edip, "direniş" edebiyatı yaparak koltuklarını korudular. Ama mesele düşmana gerçek bir ders vermeye gelince köşe bucak kaçtılar.
 
Eğer bir yönetim 50 yıl boyunca halkının cebindeki paranın erimesine, sanayisinin çökmesine, gençlerinin geleceğinin kararmasına sadece izleyici kalıyorsa, o yönetim zaten çoktan teslim olmuştur. Bu pısırıklık, sadece askeri değil, zihinsel bir çürümedir. Kendi sınırlarını korumaktan aciz olanlar, acaba bölgeyi nasıl koruyacak? Cevap belli: Koruyamayacaklar. Zaten koruyamadılar.
 
“Kim Milyoner Olmak İster?” Jokerlerinizi Cehenneme Götürün!
 
Bu durum tam bir "Kim Milyoner Olmak İster?" trajedisidir. Elinizde binlerce füze var, "direniş ekseni" diye övündüğünüz jokerleriniz var. Hizbullah dediniz, Husiler dediniz, “Füzelerimizin menzili Tel Aviv’i aşar” dediniz. Ama en kritik anda, en ihtiyaç duyulan saniyede o jokerleri kullanmaya korkuyorsunuz.
 
Sanki bir yarışma sunucusunun karşısında ter döküyorsunuz. Ama bu bir oyun değil, bu bir varoluş savaşı! Oktay Kaynarca’nın o meşhur repliği gibi: "Jokerleri al şimdi eve götür!" Çünkü o jokerlerin süresi doldu. Gazze yerle bir edilirken kullanmadığın füzeyi, Haniye suikasta uğrarken ateşlemediğin mermiyi şimdi ne yapacaksın? Hamaney o füzeleri alsın, şimdi cehennemin dibine götürsün. Korkudan kullanamadığın silah, senin onurun değil, sadece sırtındaki yükündür.
 
Hamaney ve Amerikan Gavurunun Füzeleri İçin Korkunun Ecele Faydası Yoktur
 
En sonunda ne oldu? O kaçtığınız son sizi buldu. Korkunun ecele hiç faydası olmamıştır, olmayacaktır. Hamaney başta olmak üzere, en üst düzey lider kadrosu, savunma bakanları, genelkurmay başkanları... Hepsi o "korktukları" Amerikan gavurunun füzeleriyle can verdi. En üst düzey liderler aileleriyle, çocuklarıyla birlikte yok edildi.
 
Siz "Aman savaş çıkmasın", "Aman düzenimiz bozulmasın" dedikçe, düşman cesaretlendi. Siz sustukça, onlar daha büyük bombalar hazırladı. Trump denen gavur "Vuracağım" diye her tarafı oynarken, siz liderlik gösterip ondan önce vuramadınız. "Acaba ne derler?" diye düşünmekten, "Acaba ambargo ağırlaşır mı?" diye titremekten savaşmayı unuttunuz.
 
Lider dediğin, düşmanı ikinci kez ansızın vurmasın diye önlemini alan değil, düşmanı vurmaya yeltenemeyecek hale getirendir. Siz ise adeta "Gel beni vur" diye hedef tahtası oldunuz. En sonunda Amerikan gavurunun füzeleri saraylarınızın tavanını delip geçtiğinde, o çok sevdiğiniz ballı kaymaklı hayatlarınız da birer küle dönüştü.
 
Utanın! Tarihin En Büyük Zelilliği
 
Utanın! Çünkü siz sadece kendinizi değil, size umut bağlayan milyonları da hayal kırıklığına uğrattınız. Gazze’de toprağa düşen her çocukta sizin pısırıklığınızın da payı var. Lübnan’da patlayan her çağrı cihazında sizin teknolojik ve zihinsel acizliğinizin izi var.
 
Siz liderliği, sadece kürsülerden vaazlar okuyup batıya parmak sallamak sandınız. Ama gerçek liderlik, o parmağı koparmaya çalışan eli kırmaktır. Siz o eli sıkmaya, o elden merhamet dilenmeye çalıştınız. Amerikan gavuru ise size merhamet değil, ölüm kustu.
 
Füzeleri Cehennemin Dibine Götürün
 
Şimdi o çok övündüğünüz yer altı şehirlerindeki füzeleriniz, o insansız hava araçlarınız, o devasa mühimmat depolarınız ne işe yarayacak? Lideriniz öldü, genelkurmayınız yok edildi, prestijiniz yerle bir oldu.
 
Hamaney ve ekibi, zamanında Gazze için, onur için, izzet için kullanmaya korktuğu o tüm jokerleri şimdi öteki dünyaya götürsünler. Orada hesap verirken, "Neden sustunuz?" sorusuna "Stratejik sabır gösteriyorduk" dersiniz. Belki orada size inanırlar, ama bu dünya sizin korkaklığınızı ve aptallığınızı asla unutmayacak.
 
Siz lider değilsiniz; siz, celladının önünde diz çökmeyi diplomasi sanan zavallılarsınız. Tarih, diz çökenleri değil, sadece onuru için ölenleri ve öldürülenleri yazar. Sizin payınıza düşen ise görünen o ki, sadece utanç ve Amerikan füzelerinin soğuk ölümüdür.
 
Aptal mı bunlar? Evet, hem de tarihin gördüğü en görkemli aptallar!
 
Hakan MUHTAR



Bu yazı 119 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI