8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, vitrinleri süsleyen sahte kutlama mesajlarının ardındaki karanlık bir gerçeği, eğitimin mutfağında emeği ve onuru çiğnenen liyakat sahibi kadın öğretmenlerin hikayesini konuşmanın vaktidir. Bugün kadın öğretmenler için mesele sadece bir takvim günü değil; gasp edilen kadrolar, çalınan gelecekler ve sistematik bir kıyımdır.
KADINA ŞİDDETİN YENİ ADI: TORPİL VE KADRO GASPI
Milli Eğitim Bakanlığı koridorlarında liyakat yerini sadakate, bilim ise yerini "tanıdıklara" bıraktığından beri, en büyük darbeyi kadın öğretmenler yedi. Bilimi rehber edinen, yüksek lisanslı, doktoralı, emeğiyle tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yere gelen kadınlar; arkasına siyasi güç alan ama hiçbir vasfı olmayan "gaspçı ve hırsız" torpilliler tarafından makamlarından edildiler.
Bir kadın öğretmenin birinci önceliği güvenliktir. Ancak bu güvenlik sadece fiziksel saldırılardan korunmak değildir; iş güvencesi, makam güvencesi ve psikolojik güvenliktir. Torpilciler o koltuklara otursun diye kadın öğretmenlerin ne huzuru bırakıldı ne de mutluluğu. Kadına şiddet, MEB’de torpilcilerin eliyle "idari karar" kılıfı altında arka plandan yapılıyor.
ALTIN MOBBİNG: ŞEHİRDEN KOVMA VE AFOROZ İLAN ETME!
Bu sadece bir mobbing değil, bu bir imha operasyonudur: ALTIN MOBBİNG.
Kendinden olmayanı, biat etmeyeni, sadece işini iyi yapanı sistem dışına itmek için uygulanan sistematik bir sürgün operasyonu!
"Geçici görevlendirme" kılıfıyla yapılan haksız yer değişiklikleri, kadının düzenini bozmak, onu ailesinden ve sosyal çevresinden koparmak demektir. Bu bir tayin değil, modern bir AFOROZ mekanizmasıdır. Şehirden kovma derecesine varan bu uygulamalarla, liyakatli kadın öğretmenler adeta sivil dışlanmaya terk edilmektedir.
UYDURMA SORUŞTURMALAR VE CEZA YAĞMURU
Torpille makam gasp edenlerin en büyük korkusu, karşılarında liyakat sahibi, dik duran bir kadın öğretmen görmektir.
Bu korkuyu bastırmak için devreye "uydurma ve keyfi soruşturmalar" girer. Sırf makamı boşaltmak ya da susturmak için açılan bu soruşturmalarla kadın öğretmenlere ceza üstüne ceza yağdırılıyor.
İlim ve bilimin hiçbir öneminin kalmadığı bu düzende; kadın öğretmen mobbing görüyor, psikolojik şiddete maruz kalıyor ve emeği bir hırsız gibi çalınan torpilliye göz göre göre peşkeş çekiliyor.
MEB LİYAKAT SAHİBİ KADIN ÖĞRETMENLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ!
Milli Eğitim Bakanlığı, sadece kağıt üzerinde kalan kutlama mesajlarını bir kenara bırakmalıdır. Makam hırsı uğruna hayatı karartılan, "torpilliler" rahat etsin diye mobbinge uğrayan, kadrosu gasp edilen her bir kadın öğretmenden kamuoyu önünde ÖZÜR DİLEMELİDİR.
Liyakat sahibi bir kadının emeğini çalmak, bir milletin geleceğini çalmaktır. 8 Mart’ta çiçek değil, gasp edilen haklarımızı, çalınan kadrolarımızı ve iade-i itibarımızı istiyoruz.
Torpilci zihniyetin yarattığı bu karanlık, elbet bir gün bilimin ışığıyla dağılacaktır.
Bilim susmaz, liyakat eğilmez, kadın öğretmen ise kanun dışı uygulamalara asla boyun eğmez!
Hakan MUHTAR