diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
MİLLETE AT YEDİ YEDİREN EŞEK OĞLU EŞEKLER
Tarih: 26-03-2026 00:04:00 Güncelleme: 26-03-2026 00:04:00



Aşevi̇nde Kavurma Skandalı
Kırık Bacaklı Şampi̇yon’un Hazin Sonu
Bir toplumun vicdanı bazen bir tek tabakta gün yüzüne çıkar. O tabakta ne
olduğuna bakarsınız ve bir ülkenin ahlakını, yöneticilerinin karakterini, sistemin
çürümüşlüğünü anlarsınız. Çünkü yemek yalnızca karın doyurmaz; insanın
onurunu, devletin sorumluluğunu, toplumun merhametini de taşır.
Biz de şimdi o tabakta ne olduğunu öğrendik.
İddialara göre, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir aşevinde dağıtılan
kavurmanın içinde “at eti” vardı. 
Üstelik sıradan bir at değil. Bacağı kırıldığı için kesildiği söylenen bir yarış
atı… 
Adı: Smart Latch. Bir zamanlar pistlerde koşan, alkışlanan, yarış dünyasında
“şampiyon” olarak anılan bir İngiliz atı.
Bir zamanlar insanların gurur duyduğu bir hayvanın sonu, yoksul insanların
önüne konan bir kavurma tenceresinde bitmiş olabilir.
Bu yalnızca bir gıda skandalı değil.
Bu, bir zihniyet skandalıdır.
YOKSULLUĞA DA SAYGI GEREKİR
Aşevi dediğimiz yerler toplumun vicdanıdır. Oralarda yemek yiyen insanlar
çoğu zaman hayatın sert darbeleriyle karşılaşmış, ekonomik zorlukların
ortasında kalmış insanlardır. Bir lokma sıcak yemek için sıraya giren insanların
belki tek isteği vardır: Onurlu bir şekilde karın doyurmak.
Ama belli ki bazıları, bu insanlara bunu bile çok görüyor.
Çünkü bir insanın cebinde para yok diye önüne ne koyarsanız koyabileceğinizi
düşünmek, yalnızca bir işletme hatası değil, insanlık hatasıdır.
Yoksulluk kimseyi ikinci sınıf insan yapmaz.
Ama bazı yöneticilerin zihninde yoksulların değeri, tencereye atılan et kadar
bile değil.

BİR ATIN HİKÂYESİ
Smart Latch…
Bir zamanlar yarış pistlerinde koşan bir at. Sahipleri, antrenörleri, bahisleri,
seyircileri olan kıymetli bir hayvan. Onun üzerine hayaller kurulmuş, paralar
yatırılmış, alkışlar yükselmiş.
Sonra bir gün bacağı kırılmış.
Yarış dünyasında bu genellikle bir “son” demektir.
Ama kimse bir şampiyonun hikâyesinin bir aşevinin mutfağında biteceğini
düşünmez.
Bir zamanlar hızın sembolü olan bir hayvanın kaderinin, yoksul insanların
tabağında “kavurma” olarak son bulduğu iddiası bile başlı başına bir utanç
tablosudur.
Burada sadece bir hayvanın dramı yok.
Burada bir toplumun değerlerinin nasıl aşındığı var.
ASLINDA SORU ÇOK BASİT
Türkiye’de milyonlarca insan aşevlerinden yemek alıyor. Belediyeler, vakıflar,
dernekler bu yükü omuzlamaya çalışıyor.
Ama sorulması gereken sorular:
*Bir aşevine giren etin kaynağı nedir?
*Denetimi kim yapıyor?
*Tedarik zinciri nasıl işliyor?
*Bir şampiyon yarış atı nasıl oluyor da bir belediyenin mutfağına kadar geliyor?
Daha önemlisi…
“Bunun farkına varılana kadar kimse neden bir şey söylemedi?”
Çünkü Türkiye’de sorun çoğu zaman bir olayın yaşanması değil.
Sorun, o olayın yaşanmasına izin veren “denetimsizlik” olarak görülüyor.
İNSANLARIN ONURUYLA OYNAMAYIN
Yoksullara yardım etmek bir lütuf değildir.

Bu, bir devletin ve yerel yönetimlerin sorumluluğudur.
Ama yardım adı altında insanların önüne ne koyduğunuzu bilmiyorsanız, ya da
bilip de umursamıyorsanız, orada yardım değil aşağılama vardır.
Bir insanın cebinde para olmayabilir.
Ama o insanın onuru vardır.
Aşevinden yemek alan bir vatandaşın tabağındaki etin nereden geldiğini
bilmeye hakkı vardır.
Çünkü o tabak sadece yemek değil, aynı zamanda vatandaşına duyulan
saygıdır.
TOPLUMUN VİCDANI TEST EDİLİYOR
Türkiye’de son yıllarda en hızlı büyüyen kurumlardan biri aşevleri.
Bu aslında başlı başına bir alarmdır.
Bir ülkede aşevleri büyüyorsa ekonomi küçülüyordur.
Ama bu durum bile bazı yöneticilere ders olmuyor.
Tam tersine, bazıları için aşevleri bir sosyal yardım projesinden çok bir vitrin
projesine dönüşmüş durumda.
Fotoğraflar çekiliyor.
Kameralar kuruluyor.
Kazanların başında pozlar veriliyor.
Ama o kazanların içine gerçekten ne girdiğini sorgulayan pek kimse yok.
Ya da benzer bir vakanın daha önce yaşanmış olma ihtimalini…
Ta ki böyle bir skandal ortaya çıkana kadar.
BU SADECE BİR SKANDAL DEĞİL
Eğer iddialar doğruysa bu olay yalnızca bir gıda skandalı değil.
Bu aynı zamanda bir denetim skandalıdır.
Bir yönetim/işletme skandalıdır.
Bir vicdan skandalıdır.

Çünkü mesele yalnızca at eti meselesi değildir.
Mesele şu soruda gizli:
“Bir ülkenin en yoksul insanlarına verilen yemekte bile şeffaflık yoksa, başka
nerede vardır?”
Toplumlar bazen büyük felaketlerle değil, küçük utançlarla yüzleşerek değişir.
Belki de bu olay, o küçük ama çok şey anlatan utançlardan biridir.
Bir aşevinde dağıtılan bir tabak kavurma…
Bir zamanların şampiyon atı…
O kavurmayı yiyen insanların bilmeden taşıdığı bir hikâye.
Ama asıl mesele şu:
Bu hikâyeyi yazanlar kim?
Daha önemlisi…
Bu hikâyenin hesabını kim verecek?
Çünkü milletin sofrasına ne koyduğunuzu bilmeden yöneticilik veya işletmecilik
yapamazsınız.
Millete at yedirip hâlâ görevde kalabileceğinizi sanıyorsanız…
Sorun yalnızca o tencerede değildir.
Sorun, o tencerenin başında duran zihniyettedir.
Hakan MUHTAR



Bu yazı 115 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI