Efendiler, hanımefendiler ve henüz "özgürleşememiş" talihsiz Ortadoğulular!
Müjdeler olsun!
Ufukta süzülen o parıltı, bir kayan yıldız değil, hayır. O gördüğün, üzerine seri
numarası titizlikle işlenmiş, son teknoloji ürünü bir "insan hakları" paketi.
Hazır olun, çünkü Pentagon’un sevgi pıtırcıkları yine yollarda. Emniyet
kemerlerinizi bağlamanıza gerek yok, zaten birazdan yer çekimiyle bağınız
tamamen kopacak.
DEMOKRASİ DEDİĞİN BİR PAKET SERVİSTİR
Biliyorsunuz ki, Batı dünyası paylaşmayı çok sever. Hele ki ellerinde fazla
miktar "özgürlük" biriktiyse, bunu öylece saklamazlar; en yakın Müslüman
coğrafyaya fırlatıverirler. Ama bu bildiğiniz sandıklı, oy pusulalı
demokrasilerden değil. Bu, "Ekspres Teslimat: Gökten Gelen Füze" modeli.
Süreç çok basit işliyor. Önce bir yerlerde petrol kokusu ya da siyonizmin
stratejik bir iştahı beliriyor. Sonra bir bakıyorsunuz, Beyaz Saray’da birileri
düğmeye basmış. Amerikan demokrasisinin ilk kuralı şöyle tanımlanabilir:
“Eğer bir Müslümansan ve henüz ölmediysen, yeterince
demokratikleşememişsin demektir.”
NE KADAR PARÇA, O KADAR ÖZGÜRLÜK
Şimdi size bu ileri düzey siyaset biliminin matematiğini anlatayım. Modern
dünyada özgürlük düzeyi, vücudunuzun kaç farklı koordinata dağıldığıyla
ölçülür. Eğer bir Amerikan füzesi tam tepenize inmiş ve sizi moleküllerinize
ayırmışsa, tebrikler! Dünya tarihinin en üst düzey demokrasisine kavuştunuz
demektir.
* Az Parçalı Ölüm: Orta halli, "gelişmekte olan" bir demokrasi.
* Tam İsabet Süpersonik Yıkım: "İskandinav tipi" gelişmiş, kusursuz bir
özgürlük.
* Paramparça Bir Mazide Kalmak: Tarihin zirve noktası, demokrasi nirvanası!
Eskiden demokrasi için sandığa gidilirdi, şimdi demokrasi sizin olduğunuz
yere, hem de ses hızından üç kat daha hızlı geliyor. Ne büyük hizmet ama!
BİZİM İÇERİDEKİ "SÜPERSONİK" TORPİL YARIŞI
Tabii biz Müslümanlar boş durur muyuz? Amerika tepemize süpersonik füze
gönderirken, biz de içeride kendi "hız rekorlarımızı" kırıyoruz. Amerikan füzesi
saniyede bin metre hızla gelirken, bizim devlet makamlarındaki "torpil
füzelerimiz" ışık hızını zorluyor.
Şu muazzam sisteme bir bakın: Müslüman ülkelerde en büyük spor dalı,
devletin makamlarını kapma yarışıdır. Ama bu öyle liyakatle, bilgiyle, ter
dökerek falan olmaz. O "eski kafa" bir yöntemdir. Bizim yöntemimiz daha
"modern": Bir yakınınızın kartviziti, bir selam, bir "bizim çocuk" referansı... İşte
gerçek teknoloji budur!
Amerikan füzesi gökyüzünden inerken, biz de içeride liyakat sahibi, canını
dişine takmış kadın bilim öğretmenlerimizi Milli Eğitim Bakanlığı’ndan "APS"
(Acele Posta Servisi) hızıyla farklı görev yerlerine fırlatıyoruz. Evet, yanlış
duymadınız! Bilimle uğraşan, yeni nesli en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan o
liyakatli kadınları, kadrolu oldukları kurumlardan Amerikan füzesinden daha
hızlı bir ivmeyle kovup, yerine "kel alaka" birini oturtmakta üstümüze yok. Hani
derler ya, "Hız felakettir" diye; bizimkiler için hız, koltuğu kapma sanatıdır.
BİLİM Mİ? AMAN HA, KOLTUK DAHA TATLI!
Amerika’nın üstün teknoloji füzeleriyle, yapay zekasıyla, lazer sistemleriyle
mücadele edecek yeni nesiller mi yetiştireceğiz? Güldürmeyin beni! Bizim
daha önemli işlerimiz var. Mesela, "Kim kimin akrabası?", "Hangi makama
hangi torpilliyi oturtsak da sistemin canına okusak?" gibi hayati meselelerle
meşgulüz.
Liyakat sahibi öğretmenleri kapının önüne koyup, yerlerine sadece "baş
sallamayı" bilenleri getirdiğimizde aslında biz de bir nevi "demokrasi"
uyguluyoruz. Ama bu, "Torpil Demokrasisi."
Amerika füzeyle paramparça ederken, biz de torpille her türlü sistemi, içeriden
atomlarına ayırıyoruz. Sonuç aynı: Yıkım! Ama bizimkisi daha "nev-i şahsına
münhasır" bir yıkım.
BEDAVA FÜZE KAMPANYASI, KAÇIRMAYIN!
Piyasadaki en büyük yanılgı, demokrasinin pahalı bir şey olduğudur. Aksine,
Müslümanlar için Amerikan demokrasisi tamamen bedava!
Evet, yanlış duymadınız. O milyon dolarlık füzeler, o süpersonik teknolojiler
sizin için özel olarak bütçelendiriliyor. Tek yapmanız gereken, evinizde oturup o
meşhur ıslık sesini beklemek.
"Daha çok özgürlük istiyorum!" diyen bir İslam ülkesi mi var? Hiç sorun değil.
Washington hemen envanterdeki en büyük, en teknolojik, "insan hakları
garantili" füzeyi seçip yola çıkarıyor. Kafanızdan aşağı inen o devasa metal
yığını aslında bir "tebrik kartı" hükmündedir. Üzerinde görünmez harflerle şu
yazar: “Seni o kadar çok özgürleştirmek istiyoruz ki, bedeninin dünyadaki
ağırlığından tamamen kurtarıyoruz.”
SİYONİST SOSLU ÖZGÜRLÜK SALATASI
Tabii bu işin bir de mutfak kısmı var. Bu demokrasinin sosu Tel Aviv’de
hazırlanır, pişirme işlemi Washington’da yapılır, servis ise Müslümanların
tepesine sunulur. Siyonizmin bekası için gereken her bomba, aslında birer
"medeniyet tohumu"dur. Siz bakmayın onların soykırım dediğine; Amerikan
sözlüğünü açarsanız orada "toplumsal dönüşüm" ve "nüfus seyreltme
yöntemiyle liberalleşme" yazdığını görürsünüz.
Eee, bu ahval ve şerait içinde Amerikan demokrasisi hiç boş durur mu? Siz
bilim insanlarını kovup, torpille uğraşırken, onlar da size "en gelişmiş"
hediyelerini paketliyor. İçeride liyakat bittikçe, dışarıdan gelen füzenin isabet
oranı artıyor. Ne kadar az bilim, o kadar çok Amerikan füzesi! Denklem bu
kadar basit.
DÜNYA TARİHİNE GEÇEN O MEŞHUR LİSTE
Geleceğin tarih kitaplarını şimdiden görür gibiyim. Arkeologlar bin yıl sonra
Ortadoğu’yu kazdıklarında, toprağın altında oy pusulası değil, Amerikan füzesi
parçaları ve torpille atanmış müdürlerin tozlu dosyalarını bulacaklar ve şöyle
yazacaklar:
"Burada yaşayan halk o kadar çok demokrasi istemişti ki, Amerika onları
füzeyle atomlarına ayırdı, kendi yöneticileri ise onları torpille sistemden eledi.
Sonunda herkes özgür kaldı; biri toprağın altında, diğeri makam koltuğunda..."
Eğer bir gün gökyüzünde parlayan, hızla yaklaşan ve "Ben buradayım" diyen
bir ışık görürseniz sakın kaçmayın. Amerika size değer veriyor. Sizi, sizden
kurtarmaya geliyor. Belki bu süreçte biraz "parçalanabilirsiniz" ama unutmayın;
tarihin en büyük demokratları her zaman en çok parçaya ayrılanlar arasından
çıkmıştır.
YAŞASIN YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÖLÜM!
Sonuç olarak sevgili dostlar, Amerikan demokrasisi bir gönül işidir. Önce
gönlünüzü, sonra gövdenizi, sonra da şehrinizi paramparça ederler. Biz ise
içeride torpil yarışına devam edip, bizi bu füzelerden koruyacak tek şeyi, yani
aklı ve liyakati kapı dışarı ediyoruz.
Ne kadar çok füze, o kadar çok medeniyet! Ne kadar çok torpil, o kadar çok
"kader"!
Eğer hala nefes alıyorsanız, acele edin. Bir dilek tutun ve gökyüzüne bakın.
Belki de bir sonraki "özgürlük paketi" tam da sizin koordinatlarınıza
ayarlanmıştır. Şimdiden iyi demokratikleşmeler!
Hakan MUHTAR