Türkiye’nin eğitim gündemi, bir Milli Eğitim Bakanı’nın vizyonundan ziyade,
ideolojik bir kuşatmanın gölgesinde can çekişiyor.
“Bugün Yusuf Tekin isminin temsil ettiği o zihniyet yapısı, sadece bir "yönetim"
tercihi değil; aynı zamanda modern dünyayla bağlarını koparmış, dogmaların
içine hapsolmuş bir "milli felaket"in ilanıdır.”
Peki, gelin bugün bir simülasyon yapalım. Siyasetin gölgesinden, aile
nüfuzundan arınmış, sadece kendi emeğiyle dirsek çürüterek öğretmen olmuş
bir Nevşin Mengü hayal edelim. Bir elinde tebeşir, diğer elinde kalemi olan bir
gazeteci-öğretmen...
BÖYLE BİR SİSTEMDE KADININ YAŞAMA ŞANSI VAR MI?
YEREL DEREBEYLERİNİN BREMEN MIZIKACILARI KORO HALİNDE
SAHNEDE
Nevşin Mengü, sınıfa girdiğinde sadece müfredatı anlatmakla yetinmeyecekti.
Çünkü öğretmenlik sadece bir memurluk değil, bir vicdan işidir. Okul idaresinin
usulsüz bir harcamasını, okul-aile birliğinde oluşmuş karanlık döngüleri ya da
bir vakfın sınıflara sızma çabasını köşesinde yazdığını düşünün.
İşte o an, "Bremen mızıkacıları" gibi sıraya dizilen yerel yöneticiler harekete
geçerdi. Fısıltı gazetesi çalışmaya başlar, yalakalar ve ispiyoncular odasının
kapısını aşındırırdı:
"Yazma Nevşin Hanım, bak başına iş açarsın..."
"Sana mı kaldı düzeni kurtarmak?"
"Çocukların var, huzurun kaçmasın..."
Aslında mesaj çok net: Yazmasın ki rahat rahat tepeleyelim. Yazmasın ki bu
okulda, bu şehirde kurduğumuz o küçük krallıklar sarsılmasın.
LİYAKATSİZLİK ORDUSUNUN SANSÜR VE KORKU İMPARATORLUĞU
Ne tuhaftır ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın koridorlarında liyakat artık "istenmeyen
ot" muamelesi görüyor. Eğer bir öğretmen, kalemini haksızlığa karşı sivriltirse,
karşısında bulacağı ilk şey "abidik gubidik" soruşturmalar.
Önce internet sitelerine telefonlar gider: "O yazıyı kaldırın!"
Sonra yerel haber ajansları tehdit edilir: "Bu kadının adını bir daha ajansta
geçirmeyin!"
Çünkü onların istediği öğretmen profili; soru sormayan, itiraz etmeyen, sadece
kendilerine biat eden bir "mürit-memur" modelidir. Eğer torpilin yoksa, eğer bir
yerlere sırtını dayamamışsan, bu sistem seni yutmak için ağzını açmış
bekleyen bir canavardır.
“TORPİLİ YOKSA ÖLSÜN, YAŞAMASIN DAHİ” KAFASI!
SÜRGÜNDEN AFOROZA: ŞEHİRDEN KOVULAN AYDINLIK
Nevşin Mengü gibi bir karakterin, bu baskılara boyun eğmeyeceğini biliyoruz.
Peki, sonuç ne olurdu?
Soruşturmalar yetmeyince, "Kaza süsü" altında suikast imaları mı? Yoksa
evinde ölü bulunup "intihar etti" süsü verilen faili meçhul vicdanlar mı?
Kendi torpilli dalkavuklarını makamlara oturtmak için liyakat sahibi kadınları
aforoz etmekten çekinmiyorlar.
Rahatça "Bu şehirde onu görmek istemiyorum" diyen bir il müdürünün egosu,
binlerce öğrencinin geleceğinden daha değerli sayılıyor bugün.
BU BİR EĞİTİM DAVASI DEĞİL, BİR VAROLUŞ SAVAŞIDIR
Nevşin Mengü’nün bugünkü söylemiyle; “Bakan Yusuf Tekin’in "yobaz" kelime
karşılığını dolduran o dünyası, aslında tam olarak bu karanlığın mimarıdır.”
Onlar; ne güçlü, ne bilgili, ne de bağımsız kadın öğretmen istiyorlar. Onların
tek derdi, kendi ideolojik laboratuvarlarında ürettikleri o "uysal toplum" hayalini
gerçekleştirmek.
Bugün Nevşin Mengü’nün "Allah’tan çocuğum yok, okula yollamaya
korkardım" demesi, bireysel bir korku değil, toplumsal bir çığlıktır. Susanların
neden sustuğunun sessiz bir açıklamasıdır.
Sistem, kendisine benzemeyeni yok eden, liyakati torpile kurban eden ve
gerçeği söyleyenin çanına ot tıkayan bir yapıya dönüştürülmüştür.
SİLEMEZSİNİZ, SUSTURAMAZSINIZ!
Yazıları silmeye çalışabilirsiniz, internet sitelerine erişimi engelleyebilirsiniz,
öğretmenleri sürgün edip şehirden şehire kovabilirsiniz. Ama gerçeğin o inatçı
huyuyla başa çıkamazsınız. Gerçek, elbet bir gün ortaya çıkar.
Nevşin Mengü öğretmen olsaydı, belki bugün o sürgün yediği kasabada yine
hakkı ve doğruyu haykırırdı.
Çünkü ışık, karanlıktan korkmaz; karanlık, ışıktan korkar.
Eğitim, bir ülkenin geleceğidir. Ülkemizin geleceğini, eğitimi, torpilli
dalkavukların ve yalamuk arkadaşların insafına bırakmayacak kadar ülkemizi
seviyorum.
O yüzden kadın öğretmenlere uygulanan ve özel olarak tasarlanmış torpil ve
mobbing sistemini eleştiriyoruz.
Hakan MUHTAR