diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
TARİH SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ!
Tarih: 24-03-2026 00:01:00 Güncelleme: 24-03-2026 00:01:00



Prof. Dr. İlber Ortaylı — Bir Devri Kapatırken
Türkiye’nin tarih bilincinin en parlak ışıklarından biri olan İlber Ortaylı, 78
yaşında aramızdan ayrıldı. Onun vedası, sadece bir akademisyenin ölümü
değil; geçmiş ile bugün arasında kurduğu köprünün sessizce yıkılışıdır. Bu
satırlar, bir bilgenin yolculuğunu anlatmak, bir ülkenin tarih sesini sayfalarımıza
kazımak için yazılmıştır.
İLK ADIM: BİR GÖÇMEN ÇOCUĞU VE TARİHİN İLK İZLERİ
21 Mayıs 1947’de Avusturya’nın Bregenz kentinde, göçmen kampının tozlu
sınırında doğdu Ortaylı. Kökleri Kırım Tatarı asil bir aileye dayanıyordu; bu
miras, ona tarihî bilincin en temel cevherlerini çok küçük yaşta aşıladı. 2
yaşında ailesiyle Türkiye’ye göç etti ve eğitim hayatı, İstanbul’un sokaklarında
başladı. İlkokul yıllarında minik bir göçmen çocuğu olarak Etlik’in dar
sokaklarında dolaşan İlber, tarihî geçmişin izlerini kendiliğinden toplamaya
başladı bile. 
Annesinin bir akademisyen olması, genç Ortaylı’nın Rusça’yı, Rus tarihini ve
edebiyatını ev ortamında öğrenmesine vesile oldu. Dil ve kültür, onun için
sadece sözcük değildi; tarihin kapılarını ardına kadar açan bir anahtardı. 
Avusturya Lisesi’nde Almanca öğrendi, sonra Ankara Atatürk Lisesi’ne geçti ve
1965’te mezun oldu. Okuyan, sorgulayan bir genç olarak tarih sahnesine hızla
adım attı. 
KARANLIKTAN IŞIĞA DOĞRU YÜRÜYÜŞ
Ortaylı’nın üniversite yılları, tarihî bir yolculuğun miladıdır. Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde tarih okudu;
bununla yetinmedi, Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik ile Batı’nın
tarih kültürünü de derinlemesine çözmeye çalıştı. Ayrıca bir dönem Chicago
Üniversitesi’nde de eğitim alarak akademik ufkunu genişletti.
1969’da üniversiteden mezun olduktan sonra akademik kariyer yolculuğu
başladı. Asistan olarak başladığı Ankara Üniversitesi’ndeki serüveninde kısa
sürede yükseldi. Osmanlı tarihinin sosyal, kültürel ve diplomatik boyutlarını ele
alan ilk eserleriyle akademik çevrelerde dikkat çekti.
O, tarih dersini sadece sınıfta anlatan bir akademisyen değildi; televizyon
ekranlarında milyonlara ulaşan bir öğretmendi. TRT’de, NTV’de programlar
yaptı; tarih sevgisini herkesin damarlarına nakşetti. 
AKADEMİ VE TÜRK TARİHİNİN YENİLEMECİ PORTRESİ

Ortaylı’nın üniversite yıllarında başlayan kariyeri, kısa sürede Türkiye’nin en
etkili tarihçilerinden biri olmasına yol açtı. 1978’deki doktora tezi, Tanzimat
dönemi idari yapısını konu alırken, Osmanlı’nın dönüşüm süreçlerini de
cesurca sorguluyordu. 
1980’lerin başında akademik camiada güçlü eserler verdi; 1981’de
Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkisini araştırdığı çalışmasını
yayımladı. Ancak akademik yolculuğu yalnızca yazılı eserlerle sınırlı kalmadı.
1982’de ülkenin siyasi atmosferinde yaşanan gelişmeler üzerine üniversitedeki
görevinden ayrılarak, tarihsel duruşunun sadece akademik değil ahlaki bir
taahhüt de olduğunu gösterdi.
1989’da tekrar akademik sahneye döndü ve Osmanlı İmparatorluğu’nun idari
tarihini tartışmaya açtı; sadece bir öğretmen değil, bir dönemin yorumcusu
oldu. Galatasaray Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi gibi kurumlarda ders
verdi, yeni kuşak tarihçilere ilham oldu. 
ESERLER, ÖDÜLLER VE KÜLTÜR TARİHÇİLİĞİNİN ÖTESİ
Ortaylı’nın kitapları, tarih yazımının aktığını bir nehir gibi okuyucuya sundu.
“Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu”, “Türkiye İdare Tarihi”, “Osmanlı
Toplumunda Aile”, “Türklerin Tarihi” gibi eserler, tarih bilincinin izini sürerken
okuru düşünmeye çağırdı. 
Bunların ötesinde Ortaylı, eserleriyle birçok ödül de kazandı: Aydın Doğan
Ödülü, Avrupa ile Akdeniz Arasında Lazio Ödülü, Rusya’dan Puşkin Madalyası
ve Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü bunlardan sadece
birkaçıdır. 
TOPKAPI SARAYI, MÜZELER VE KÜLTÜREL MİRASIN NABZI
2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlığını yürütürken
Ortaylı, sadece eserleri restore etmekle kalmadı; aynı zamanda müzecilik
bilincini Türkiye’de modern bir forma kavuşturdu. Sarayın koridorlarında
sadece tarihî objeler değil, tarihin duygu ve ruhu da yeniden canlandırıldı. 
Kültürel mirasın korunması ve bunun halkla paylaşılması konusunda yaptığı
çalışmalar, onun sadece akademik bir figür olmadığını, aynı zamanda kültür
elçisi olduğunu gösteriyordu.
MİRASI, SESİ VE YANSIMALARI
İlber Ortaylı, Türkiye’de tarih okumanın ötesine geçti; tarih söylemini halkın
ortak hafızasına yerleştirdi. Çalışmaları, öğrencileri ve okurları tarafından bir

köprü olarak görüldü: geçmiş ile bugün arasında, gelenek ile modernite
arasında, hatıra ile gelecek vizyonu arasında.
Bugün kaybettiğimiz bu büyük tarihçi, sadece olayları anlatan biri değildi;
olayların ruhunu çözmeye çalıştı. Tarihin sadece bir liste değil, yaşayan bir
hikâye olduğunu gösterdi. Onun eserleri ve öğretileri, bu sessizliğin uğultusunu
yankılandırmaya devam edecek.
Tarih bir daha sessizliğe gömülemez; çünkü Ortaylı, bize tarihin kendi diliyle
konuştuğunu bize öğretmişti. Tarih Susuyor belki, ama O’nun sesi hiç
susmayacak. Çünkü eserleri gelecek nesillere ışık tutacak.
Hakan MUHTAR



Bu yazı 103 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI