Dünya artık tehlikeli bir eşiği aşmıştır. Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler ilkeleri ve insan hakları söylemleri kâğıt üzerinde kalmış; fiiliyatta yerini güçlünün hukuku almıştır. Bu çöküşün baş sorumlularından biri ise tartışmasız biçimde ABD yönetimi ve onun hoyrat temsilcisi Donald Trump’tır.
Bağımsız bir devletin seçilmiş devlet başkanının, petrol ve stratejik çıkar hesapları uğruna hukuk dışı yollarla kaçırılması, Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlalidir. BM’nin temelini oluşturan egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlık ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. Bu yapılan, ne “operasyon”dur ne de “güvenlik önlemi”; bunun adı devlet eliyle işlenen uluslararası suçtur.
Uluslararası hukuk açık ve nettir: Hiçbir devlet, başka bir devletin yöneticisini zorla alıkoyamaz. Hiçbir güç, kendisini küresel savcı, hâkim ve cellât ilan edemez. Ama ABD yıllardır bunu yapmaktadır. Üstelik demokrasi ve insan hakları nutukları eşliğinde… Trump ve onun zihniyeti dünyaya şunu dayatmaktadır: “Kurallar size, ayrıcalıklar bana.” Bu, hukuk değil; emperyal zorbalıktır. İnsan hakları ise bu düzenin elinde bir değer değil, siyasi şantaj aracıdır.
Asıl ibretlik olan ise Birleşmiş Milletler’in ve sözde demokratik dünyanın sessizliğidir. BM Güvenlik Konseyi nerede? İnsan hakları raportörleri neden suskun? Uluslararası Ceza Mahkemesi neden hareketsiz? Cevap basit: Fail ABD olunca hukuk askıya alınıyor. Bir tane lider çıkıp açıkça şunu söyleyemiyor: “Ey Trump! Uluslararası hukuku çiğneyen, dünyayı güvensizliğe sürükleyen asıl tehdit sensin.”
Bu sessizlik sadece korkaklık değildir; aynı zamanda suça ortaklıktır. Bugün bir devlet başkanı kaçırılabiliyorsa, yarın herhangi bir ülkenin kaderi masa başında yok edilebilir. ABD bu eylemiyle dünyaya açık bir mesaj vermiştir: “Gücüm yettiği sürece hukuk yoktur.”
Trump’ı ve onun şahsında ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan, BM’yi işlevsizleştiren ve insan haklarını istismar eden politikalarını en sert şekilde kınıyorum. Bu anlayış barış getirmez; sadece kaos, güvensizlik ve yeni çatışmalar üretir.
Tarih şunu unutmaz:
Hukuk sustuğunda terör konuşur.
Ve zulüm karşısında susanlar, eninde sonunda zulmün ortağı olarak anılır.
Hamdullah IŞIK / malabub@yasni.com