diyarbakır escort
Bugun...


MEHMET ALİBEYOĞLU

facebook-paylas
EL CEZİRE - MEZOPOTAMYA 2
Tarih: 03-02-2026 00:02:00 Güncelleme: 03-02-2026 00:02:00


 

Diyarbakır tarihi İpek Yolu üzerinde Mezopotamya ile Anadolu’yu, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ana yolların kesiştiği noktada kurulmuş olması nedeniyle bütün dönemlerde  askeri, siyasi ve sosyal yönden önemini korumuştur. Diyarbakır daha ilk çağlarda şehrin ilk ahalisi olan  Hurrilerin ilk kalesi, Asurluların önemli şehri, Roma ve Bizans devletinin doğu sınırının en önemli kalesi ve askeri üssü, Mervanilerin hükümet merkezi, İnal oğulları ve Nisan oğullarının başkenti, Artukluların merkezi, Akkoyunluların başkenti, Osmanlı İmparatorluğunun 24 Sancaklı en geniş ve en önemli eyaletlerinden birinin merkezidir. Bir çok Medeniyetin izlerini taşıyan dünyanın en büyük ve en sağlam kalesi ünvanına sahip olan Diyarbakır, bir çok bilim ve sanat adamının yerleştiği bir kent olmuştur. 
Bütün bu oluşumların yarattığı ortam, Diyarbakır’dan yüzlerce fikir ve sanat adamının yetişmesini sağlamış, tarih boyunca daima bilim, kültür, sanat ve tica-ret merkezi olmuştur.

İnsanlık ve uygarlık tarihinin başlangıç noktası olarak kabul edilen Mezopotamya ve Amed Diyarbakır kurulduğu günden bu güne yeri değişmeyen sayılı şehirlerden biridir. Hz. Adem aleyhisselam yaratılan ilk insan ve ilk peygamberdir. Hz. Adem aleyhisselam. Hindistan’dan  sonra günümüzde iç savaşla gündemde olan Suriye’nin başkenti Şam şehrine yerleşti. İbn-i Asakir’in Hz. Ali’den rivayet ettiği bir hadisi şerifte Hz.Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu. ”Dımışk (Şam) da Kâsiyun denilen dağda, Adem’in a.s. oğlu kardeşinin öldürdü.”  Yani Hz. Adem aleyhisselamın çocukları Kabil Habil’i bu dağda öldürdü. Bu da Hazreti Adem Aleyhisselam’ın Şam’da yaşadığının kanıtıdır. Kasiyun dağı Şam İlinin kuzeyindedir. Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinin Türbesi bu dağdadır sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir. Hz. Şit (Şis) aleyhisselam Hz. Adem Aleyhisselamın oğludur ve peygamberdir. Hz. Şis aleyhisselam Şam da ikamet etti. Bin şehir kurup, hudutlarını tayın etti. Her şehrin kapısına “Lâ ilahe illallah Adem Seyfetullah Mühammed Habibullah” yazısını yazdırdı. Bu belge ve kaynaklara dayanarak  Amid/Amed şehri (bu günkü Diyarbakır), Hz Nuh Tufanından önce var olan bir şehir olup, Hz. Şis aleyhisselam  zamanında yer yüzünde inşa edilen ilk şehirlerden biri olarak kabul edilebilir mi.? Bazı kaynaklar Hz. Adem’den sonra ikinci baba olarak kabul edilen Hz. Nuh as. Şam diyarında, Diyarbekir’de veya Hindistan’da yetişti diyor. 
Diyarbakır doğunun önemli kültür merkezidir. Bir yönden medreseler, diğer yönden tekkeler yoluyla ulaşmış bu köklü gelişim uzun yıllar sürüp gitmiştir. Diyarbakır da medreseler ve tekkelerde yetişmiş ünlü bilgin ve sanatçıların yanı sıra İslam felsefesinin ışığı altında değişik zaman düşünce alanına getirdikleri yeniliklerin yanı sıra, eylem yönünden de büyük halk yığınlarını etrafına toplamasını bilen bu kişiler, Osmanlı padişahlarını güçleriyle düşündürecek kadar ün salmışlardı. Bunun en güzel örneği IV. Murat’ın Diyarbakır dışında Van, Tebriz, Revan, Erzurum, Urfa ve Musul’a kadar yaygın bir ünlü olan, müritlerinin sayısı kırk bini bulan şeyh Aziz Mahmut Ürmevi’yi öldürtmesidir. 1638 yılında idam edilen Nakşibendî şeyhinin ve diğerlerinin ardından çeşitli düşüncelerin gelişimi durmamış, düşünce alanına değerli kişiler katılmış, bu ortam günümüze kadar ulaşmıştır. Bir bakıma çeşitli düşünce sistemlerinin bir arada yaşamasına olanak tanıyan bu ortam, sürekli gelişme yol açmış, sanat ve bilim yönünden ilginç eserlerin yazılmasına, yayılmasına önayak olmuştur.
El-cezire, sadece bir geçiş noktası olmakla önem kazanmamakta, aynı zamanda kendisi de bir zenginlik kaynağıdır. Zengin verimli ovaları, dağlarındaki altın, gümüş, bakır, demir ve kurşun gibi madenlerin işletilmesine ve ticaretine ait bilgileri Babil ve Asur çağlarına kadar gitmiş olması bunu göstermektedir. Cezire’yi fethe kalkışan kavim ve milletlerin iki hedefi vardı. 1.si bu zengin bölgeye sahip olmak 2.si bu bölge üzerinden daha uzak ülkelere ulaşmaktı. Tarih boyunca El-Cezire Bölgesi’nin ülkeler arasında bir mücadele sahası olmasının sebebi de budur.  

KAYNAK : Abdussettar Hayati AVŞAR, Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi, Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK, Prof.Dr.İbrahim YILMAZÇELİK Abdulgani Bulduk Beyin yazma eseri, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Mehmet Songür Disiad Dergisi 2007



Bu yazı 214 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI