Bu haftaki yazımda Sağlık gündemi çok fazla yoğun olmasına rağmen Dünyayı kasıp, kavuran ve geleceğimizi inşa edecek Çocuklarımıza reva görülen sapık zihniyetin sonucu olan Epstein dosyasına enine boyuna değinmeyi tercih ettik.
**Bazı skandallar vardır; bir kişiyi değil, bir medeniyeti yargılar.
Jeffrey Epstein dosyası tam olarak budur.
Bu dosya, sıradan bir sapığın münferit hikâyesi değil.
Bu dosya, modern dünyanın ahlaki iflas raporudur.
Epstein öldü veya öldürüldü...
Ama onu mümkün kılan sistem hâlâ ayakta.
DOKUNULMAZLAR ÇAĞI
**Epstein hakkında suç iddiaları yıllarca biliniyordu.
Ama hiçbir şey olmadı. Neden?
Çünkü Epstein sıradan biri değildi.
Onun çevresinde siyasetçiler, milyarderler, medya patronları, akademisyenler vardı.
Bu isimlerin büyük kısmı hâlâ açıklanmadı.
Dosyalar hâlâ kapalı.
Gerçekler hâlâ sansürlü.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Modern dünyada adalet, herkese eşit değil.
Suç, suç olmaktan önce “failine” göre değerlendiriliyor.
ÇOCUK HAKLARI MASALI
**Batı dünyası, çocuk hakları konusunda dünyaya ders veriyor.
Ama aynı Batı’nın elitleri, çocukları kendi karanlık adalarında bir meta gibi kullandı.
Bir yanda konferanslar, bildirgeler, kampanyalar…
Diğer yanda gizli uçuşlar, özel adalar, suskun tanıklar.
Bu bir çelişki değil.
Bu, bir sistemin gerçek yüzü.
Çocuk, modern dünyada korunması gereken bir değer değil;
çoğu zaman tüketilecek bir nesneye dönüşüyor.
SORUN EPSTEİN DEĞİL, ZİHNİYET
** Epstein bir istisna değildi.
O, bir zihniyetin ürünüydü.
Gücü kutsayan, ahlakı göreceli hale getiren, insanı araçsallaştıran bir zihniyet…
Bu zihniyet için insanın yaşı, onuru, masumiyeti ikincildir.
Önemli olan haz, çıkar ve güçtür.
Epstein, bu düzenin sahnedeki aktörlerinden sadece biriydi.
İKİ MEDENİYET İKİ İNSAN ANLAYIŞI
** Modern Batı, insanı özgürleştirdiğini iddia ediyor.
Ama özgürlük, ahlaktan kopunca bir boşluğa dönüşüyor.
İslam medeniyeti ise insanı yalnızca birey olarak değil, emanet olarak görür.
Çocuk, bir yük değil; bir sorumluluk ve değerdir.
Güç, bir ayrıcalık değil; bir imtihandır.
Epstein vakası, bu iki yaklaşım arasındaki farkı çıplak biçimde ortaya koydu.
TÜRKİYE BU TABLOYA NASIL BAKMALI?
** Epstein dosyası, Türkiye için sadece bir dış haber değildir.
Bu dosya, küresel düzenin nasıl işlediğini gösteren bir laboratuvardır.
Kimler korunuyor?
Kimler feda ediliyor?
Adalet kimler için çalışıyor?
Bu soruların cevabı nettir:
Dünya düzeninde bazı insanlar yargılanır, bazıları dokunulmazdır.
Türkiye’nin önündeki soru ise daha büyüktür:
Bu düzenin figüranı mı olacağız,
yoksa kendi ahlaki ve siyasi merkezimizi mi inşa edeceğiz?
ASIL SORU: İnsanlık Nereye Gidiyor?
** Tarih şunu gösteriyor:
Ahlakını kaybeden medeniyetler, önce insanı, sonra kendini kaybeder.
Eğer insanlık geçmişten ders almazsa, Epstein’lar bitmeyecek.
Sadece isimler değişecek.
Sadece adresler değişecek.
Ama zihniyet aynı kalacak.
Epstein dosyası bize şunu söylüyor:
Sorun bir adam değil.
Sorun bir sistem.
Ve insanlığın geleceği, şu tercihte gizli:
Gücün peşinden giden bir dünya mı,
yoksa ahlakı merkeze alan bir medeniyet mi?
Selam ve Sevgilerimle
Hayırlı Cumalar...
Mehmet KARAKAŞ