* Amerika Birleşik Devletleri’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu fiilen esir alması uluslararası hukukun, devletlerin egemenlik hakkının ve halkların iradesinin açıkça çiğnenmesi ve yok sayılması dır.
* Bu çirkin girişim, demokrasi söylemi ardına gizlenmiş klasik bir emperyalist zorbalıktan başka bir şey değildir.
* Bir ülkenin liderini, o ülkenin halkının oylarıyla seçilmiş bir devlet başkanını hedef almak; yalnızca Maduro’ya değil, Venezuela halkının tamamına yöneltilmiş bir saldırıdır. ABD’nin “insan hakları” ve “demokrasi” kavramlarını kendi çıkarları doğrultusunda araçsallaştırması artık kimseyi şaşırtmıyor. Ancak bu pervasızlık, kabul edilebilir değildir.
* Bugün Maduro’ya yapılan, dün başka bir ülkeye yapılmıştır; yarın da ABD politikalarına boyun eğmeyen herhangi bir ülkenin lideri aynı tehditle karşı karşıya kalabilir. Bu yaklaşım, dünyayı hukukla değil güçle yönetme arzusunun açık bir göstergesidir.
* Gücünü askeri ve ekonomik baskıdan alan bu anlayış, küresel barışı değil kaosu beslemektedir.
* Unutulmamalıdır ki; halkların kaderi Washington’da değil, kendi sandıklarında belirlenir. Hiçbir küresel güç, bir ülkenin iç işlerine müdahale etme hakkına sahip değildir.
* Venezuela’nın geleceğine Venezuelalı lar karar verir; ABD değil...
* Bu minval de Maduro’nun esir alınmasına yönelik her türlü girişimi şiddetle lanetliyor, uluslararası toplumu bu hukuksuzluğa karşı sessiz kalmamaya davet ediyorum. Çünkü;
SESSİZLİK ZULMÜ CESARETLENDİRİR, TEPKİ İSE ADALETİ BÜYÜTÜR!
* Bugün Maduro’ya sahip çıkmak, yalnızca bir lidere değil; ulusların onuruna, bağımsızlığına ve dünya düzeninde hukuka sahip çıkmaktır.
DARBESEVERlerin hayallerinin yarım kaldığı, DARBESAVARların ve TEVHİD inancının Galip geldiği günleri görmek dileğiyle....
Selam ve Sevgilerimle Hayırlı Cumalar...
Mehmet KARAKAŞ