Toplumsal hayatın temeli eğitim; eğitimin temeli de ailedir. Eğitimin, toplumun geleceğinde olumlu sonuçlar vermesi için aile hayatının sağlıklı, mutlu, sorunsuz olması gerekir. Eğitimsiz, sorunlu, mutsuz ailelerden oluşan toplum kalkınamaz! Ekonomik ve sosyal yönden kalkınamamış toplumda huzur ve güven de olmaz!
Ailenin sağlıklı olması aile içi huzur ve mutluluğa bağlıdır. Yani aileyi oluşturan anne, baba (ailenin temel taşları) ve çocuklar arasında karşılıklı saygı ve sevgi olması gerekir. Aile içinde bireyler kavgalı, huzursuz, saygısız ve sevgisizse yetişecek çocuklar da sevgisiz, saygısız ve zararlı bireyler olur. Bu da toplumun yapısına dinamit koymak demektir! Ailenin sağlıksız, anne babanın geçimsiz ve kavgalı olması çocuk üzerinde travma yaratır! Bu travma çocuğun geleceğinde olumsuz sonuçlar doğurur. Kaldı ki anne babanın boşanması, ya da çocuğun gözleri önünde şiddet kullanması, birbirlerini canavarca öldürmeleri çocuğun hayatını alt üst eden ve çocuğu toplumsal hayata zehir enjekte eden bir birey haline getirir. Toplum sağlığı için ailenin ekonomik, sosyal, psikolojik yönden güçlendirilmesi gerekir. Sağlıklı toplum için eğitimli, huzurlu ailelere sahip olmak gerekir.
Toplumun yapısını bozan diğer deyimle toplumun yapısı için zararlı, sağlıksız bireyler yetişmesine neden olan önemli faktörler günden güne çoğaliyor! Görsel yayın organları, sanal medya platformları, dijital yayınlar, sosyal medya gençlerin hayatında olumsuzluklara neden oluyor. Bu platformlarda suç örgütleri, çocukları suça itici ve özendirici programlar yapıyor! Üstelik bu suç örgütleri, çocuklara para vererek gasp, saldırı, öldürme, olaylarını gerçekleştiriyorlar.
Ayrıca televizyon programlarında aile ve evlilik kurumuna yönelik olumsuz yayınlar yapılmaktadır. Bu yayınlar evlilik kurumunu sabote edici, aile kavramını zedeleyici yayınlardır! Özellikle de evlilik dışı birliktelikleri normalleştirici açıklamalar yapılarak ahlak kuralları çiğnenmekte, gayr-i meşru bir yaşam biçimi empoze edilerek yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize kötü örnek olunmaktadır.
Biz eğitilmiş bir toplumla ancak insanca yaşama koşullarına kavuşabiliriz. Bunun yolu da okumak, okumak ve yine okumaktan geçer! Bilgisiz bireylerden oluşan toplumlar kalkınamaz ve dünyadaki diğer toplumlarla boy ölçüşemez! Kalkınmamış toplum, başka toplumlara muhtaç olur; kendi öz kaynaklarına dahi sahip çıkıp işletemediği için yoksullukla boğuşur! Varlık içinde yokluk yaşar! Kalkınmış ve ilerlemiş ülkeler onların yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarına el koyar; onlar da aç, susuz uzaktan izlerler! Bugün emperyalist batı ülkelerinin baskısı altında Orta Doğu ve Güney Asya ülkelerinin inim inim inlemesi, aç, susuz, hastalıklarla, problemlerle boğuşmalarının nedeni bilgisiz kalıp bilim ve teknikte ilerlememiş olmalarıdır!
Şairimiz M. Akif bizi şöyle uyarıyor:
“Çiğner ya, tabî’î, ne düşünsün de bıraksın?
Bir parça kımıldan, diyorum, mahvolacaksın!
Dünyâ koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;
Davranmayacak kimse bu meydâna atılmaz.
Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;
Mâzîyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.
Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabâha:
Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vâha!”
Tabî’î: Alışılmış olan, normal