İncecikten bir kar yağar,
Tozar elif elif diye!
Deli gönül abdal olmuş,
Gezer Elif Elif diye...
Halk şairimiz Karacaoğlan, kar yağışı sırasında gökten inen kar tanelerinin yukarıdan aşağıya doğru bir ip gibi görünüşünü Kuran-ı Kerim alfabesindeki “elif” harfine benzetiyor. Elif harfi, aynı zamanda “Allah” adının ilk harfi olması nedeniyle şiire ilahi bir özellik katmakta ve Anadolu halk inancının tercümanı olmaktadır. Halk edebiyatının ozanları halkın inanışlarını, geleneklerini, göreneklerini, beğenilerini, yaşayış biçimlerini, folklorunu kısaca Anadolu İnsanı Faktörü’nü şiirin ayrılmaz parçası olarak görmüşler ve halkla bütünleşerek şiirlerini sazla beraber halk meclislerinde terennüm etmişlerdir. Günümüzdeki iletişim araçlarının olmadığı bir dünyada böylesi etkinliklere şiddetli ihtiyaç duyulduğu bir zamanda halk şairlerimizin yaptığı bu hizmet paha biçilmez bir değerdir. Çünkü o zamanlarda halkın hoşça vakit geçirecek; eğlenecek araçları kısıtlıydı.
Rivayet odur ki Karacaoğlan’ın sevdiği kız; ona: “Sen karasın demiş!” Gerçekte de Karacaoğlan esmermiş. Bunun üzerine ozanın ağzından nazik ve kibarca savunma mısraları şöyle dökülmüş:
Beni kara diye yerme!
Mevlam yaratmış hor görme!
Ela göze siyah sürme,
Çekilir kara değil mi?
. Her yoldan gelir geçerler,
. Aktan karayı seçerler,
. Ağalar beyler içerler,
. Kahve de kara değil mi?
. Karacaoğlan der maşallah!
. Bir gün görünür inşallah,
. Kara doludur Beytullah,
. Örtüsü kara değil mi?
Görüldüğü üzere şair, halkın kutsal değerlerine değinerek ikna edici kanıtlarla kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. Öyle ustaca ifadeler kullanıyor ki karşısındakinin itiraz edecek bir durumu olmuyor. Çünkü halk inancına göre kutsala itiraz etmek mümkün olmuyor.
Şair başka bir “koşma” da ise insanlara teselli vererek karşılaşılan olayların olumsuz olması halinde bile üzülmek yerine sabırla gerekeni yapmaya çalışmak tek çıkar yoldur der:
Koyun meler, kuzu meler,
Sular hendeğine dolar,
Ağlayanlar bir gün güler,
Gamlanma gönül gamlanma!
. Yiğit yiğidin yoldaşı,
. At yiğidin öz kardaşı,
. Sağlıktır her şeyin başı,
. Gamlanma gönül gamlanma!
Naçar Karac'oğlan naçar,
. Pençe urup göğsün açar,
. Kara gündür gelir geçer,
. Gamlanma gönül gamlanma!
Dünyanın geçici olduğunu, dünyadaki makam ve gücün günün birinde sona ereceğini, neşeli ve şen şakrak günlerin de bir gün sona ereceğini, nice insanların ayrılık, yoksulluk ve ölüm olgusu yüzünden güzel günlerine kavuşamadığını ve bunun hayatın bir gerçeği olduğunu insanların bilmesi gerektiğini ve bu çeşit musibetler den ötürü de kendilerini paralamamalarını öğütlüyor:
. Nice sultanları tahttan indirdi,
. Nicesinin gül benzini soldurdu,
. Nicelerin gelmez yola gönderdi,
. Bir ayrılık bir yoksulluk, bir ölüm!