Diyarbakır’ın binlerce yıllık hafızası, bugün ağır bir sınavdan geçiyor.
Özellikle Sur’da yaşanan çukur çatışmaları sonrası ortaya çıkan tablo, kentin kültürel kimliğini derinden yaraladı.
Yıkılan tarihi yapıların yerine yapılanların aslına uygun olmaması bir yana, ortaya konan estetikten uzak ve ruhsuz yapılar, bu kadim şehre yapılabilecek en büyük haksızlık olarak karşımızda duruyor.
Oysaki bu şehir, UNESCO’ya sahip bir mirası taşırken, aynı zamanda onun gözünün önünde yok oluyor.
Buna rağmen, kültürel tahribatın yaşandığı alanlarda yeterli ve etkili bir sahiplenme görmediğimizi söylemek artık bir zorunluluk.
Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi: Günden Güne Erimeye Devam Ediyor
Diyarbakır’ın akciğerleri olan Hevsel Bahçeleri…
Binlerce yıldır Dicle’nin bereketiyle yaşam bulan bu alanlar, bugün rant ve duyarsızlık uğruna yavaş yavaş tükeniyor.
Dicle Nehri’nin çevresindeki eşsiz tarihi dokular ise kaderine terk edilmiş durumda.
Sadece korunmamakla kalmıyor; tahrip ettikçe edenlere göz yumuluyor.
Birkaç kişi rant elde edecek diye bu şehri geleceksiz bırakmaya hakkımız yok.
Dicle Nehri: Sesi Kesilen Bir Yaşam Kaynağı
Bir zamanlar kuş cıvıltılarıyla yankılanan Dicle Vadisi, bugün bir sessizliğe gömülmüş durumda.
Balık ölümleri sıradan bir haber haline geldi. Nehrin içine kimlerin ne boşalttığı, hangi kirleticilerin karıştığı belli değil.
Dicle kıyısında yaşayan köylüler, özellikle bahar ve yaz aylarında kötü kokudan kapı-pencere açamaz hale gelmiş durumda.
Bu tablo sadece çevresel değil, kültürel bir yıkımdır.
Dicle, Diyarbakır’ın tarihidir, ruhudur, karakteridir.
Dicle’ye yapılan ihanet, Diyarbakır’a yapılmış demektir.
Kurumlardan beklenen ortak tavır ne olmalı?
Bu kentin kaderi birkaç kişinin rant hırsına bırakılamaz.
Diyarbakır’da kültürel mirasın korunması;
• Diyarbakır Valiliği,
• Çevre Şehircilik Bakanlığı,
• Kültür ve Turizm Bakanlığı,
• Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi gibi kurumların birlikte ve kararlı bir şekilde adım atmasını zorunlu kılıyor.
Bugün Hevsel’i, Sur’u, Dicle’yi korumayanlar; yarın Diyarbakır’ın başka değerlerinin de yok edilmesine göz yummuş olacak.
Tarihi tahrip edenlere karşı sessizlik, suç ortaklığıdır
Diyarbakır’da bazı grupların, bazı güç odaklarının tarihi alanlara zarar verdiği herkes tarafından biliniyor.
Buna rağmen sessiz kalınması kabul edilemez.
Sur’da, kentin kültürel mirasına göz diken feodal yapılara karşı durmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Bu şehir bizim. Miras bizim.
Bu nedenle hem kurumlar hem Diyarbakır halkı, kültürel değerlere sahip çıkmak için omuz omuza mücadele etmek zorundadır.
Bugün korumazsak, yarın geri alamayız
Diyarbakır’ın tarihine, kültürüne, doğasına yönelik saldırılar artık sıradan bir olay haline gelmiş durumda.
Biz sıradanlaşamayız. Çünkü bu şehrin hafızasını kaybetmesi, Diyarbakır’ın kimliğini kaybetmesi demektir.
Dicle Nehri yok olurken, Hevsel Bahçeleri daralırken, Sur’un tarihi dokusu silinirken susmak; geleceğe karşı yapılacak en büyük ihanet olur.
Bugün sahip çıkmazsak yarın çok geç olacak.
Bu şehir için, bu tarih için, bu miras için susmamak zorundayız.