Bugün Diyarbakır’da şehir içi ulaşım artık bir sorun olmaktan çıkmış, doğrudan işkenceye dönüşmüştür.
Bu kentte yaşayan herkes bunu biliyor, görüyor, yaşıyor. Ama ne gariptir ki çözüm makamında olanlar ya görmüyor ya da görmezden geliyor.
Bugün hava güzel. Ne kar var ne tipi.
Dicle Üniversitesi’nden kalkan bir araç, Oğlaklı TOKİ’ye üç buçuk saatte ulaşıyor.
Üç buçuk saat!
Bu sürede insan Elazığ’a gider, Urfa’ya varır, hatta Antep’e yaklaşır.
Ama Diyarbakır’da, aynı şehir içinde bir noktadan diğerine gitmek neredeyse bir günün yarısını alıyor.
Hastaya, Yaşlıya, Yoksula Reva Görülen Bu mu?
Bu şehirde yaşayan insanların büyük bölümü özel araca sahip değil.
Maddi durumu yetersiz olanlar, yaşlılar, kronik hastalar, öğrenciler…
Hepsi toplu taşımaya mahkûm.
Hastaneye randevu alıyorlar ama ulaşamıyorlar.
Saatlerce yolda kalıyorlar.
Randevuya geç kaldıkları için kapıda azarlanıyorlar.
Muayene olamadan geri dönüyorlar.
Ve o geri dönüş…
Yine 3–4 saat, bazen 6–7 saat.
Soğuk hava mı? Kar mı? Kış mı?
Bunlar bahane değil.
Diyarbakır Sibirya değil.
Bu Şehrin Kaderi Değiştirilebilir Ama…
Diyarbakır’ın makûs talihi değiştirilebilir.
Ama bunun için önce gerçekleri kabul etmek gerekir.
Bu şehirde yıllardır ehil olmayan insanlar belediye başkanı seçiliyor
ve sonra bu beceriksizlik normalmiş gibi kabulleniliyor.
Kusura bakmayın ama buna sessiz kalmak da bir tercihtir.
Ve bu tercih, halkın kendisine yapılan zulmü kabullenmesi anlamına gelir.
Bugün insanlar balık istifi gibi araçlara doluşuyor.
İtiş kakış… Ezilme… Tartışma…
Herkes evine yetişme derdinde.
Bu manzarayı belediye başkanları da görüyor, yöneticiler de biliyor.
Ama çözüm yok.
Çözüm Bellidir: Raylı Sistem
Bu sorunun çözümü harf oyunlarıyla, geçici pansumanlarla olmaz.
Çözüm raylı sistemdir.
Diyarbakır’a bir değil, iki hat lazımdır.
Bu şehir büyümüştür, genişlemiştir, nüfusu artmıştır.
Ulaşım altyapısı ise yerinde saymıştır.
Eğer belediyeler bu yükün altından kalkamıyorsa
Ulaştırma Bakanlığı devreye girmelidir.
Bu insanlar insandır.
Lütfen bu halka insan gözüyle bakın.
Bu Ses Size Ulaşmıyor mu Sayın Cumhurbaşkanım?
Sayın Cumhurbaşkanım,
Diyarbakır halkının çektiği bu ızdırabı gerçekten görmüyor musunuz?
Her gün sosyal medyada insanlar isyan ediyor.
Video paylaşıyor, fotoğraf paylaşıyor, feryat ediyor.
Yoksa bu ses size ulaştırılmıyor mu?
İl başkanları, milletvekilleri, yetkililer…
Bu halkın sesine kulak verin.
Bu mesele siyaset üstüdür.
İktidar–muhalefet ayrımı yapılacak bir konu değildir.
Diyarbakır’da ulaşım ortak bir yaradır.
Bu yaşananlar bir ihmaldir.
Bu yaşananlar bir zulümdür.
Ve bu zulüm, her gün Diyarbakır halkına reva görülmektedir.
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Bu halk bunu hak etmiyor.
Artık bahane değil, çözüm istiyoruz.