Newroz, yalnızca bir bayram değil; tarih boyunca zulme karşı direnişin simgesi olarak varlığını sürdürmüş kadim bir gelenektir. Kökeni İran coğrafyasına uzanan bu anlamlı gün, bugün yeniden ve daha güçlü bir anlam kazanıyor.
Ancak dikkat çekici bir ironi var: Newroz’un doğduğu topraklar, bugün emperyalist ve Siyonist saldırıların gölgesinde. Tarih, zulmedenleri defalarca yargıladı; bugün de benzer bir sürecin yaşandığına dair güçlü bir inanç söz konusu. Çünkü her karanlık dönem, er ya da geç yerini direnişin ateşine bırakır.
Bu yıl Diyarbakır’da kutlanacak Newroz, sadece kültürel bir etkinlik olmanın ötesine geçerek politik mesajların güçlü biçimde dile getirileceği bir alan olacak. Yağmurlu hava beklentisine rağmen halkın alanlara akın etmesi bekleniyor. Hatta yağmur altında yükselen seslerin, verilen mesajların kararlılığını daha da görünür kılacağı ifade ediliyor.
Mazlum halklar açısından bu dönem, iki önemli bayramın iç içe geçtiği bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor: Ramazan Bayramı ve Newroz. Biri inancın, diğeri ise direnişin sembolü olarak yan yana duruyor.
Öte yandan bu yılki Newroz’un öne çıkan başlıklarından biri de “terörsüz Türkiye” söylemi çerçevesinde yeni bir sürecin işaretlerinin verilecek olması. Ancak bu söylemle sahadaki uygulamalar arasında dikkat çekici çelişkiler olduğu yönünde eleştiriler de mevcut.
Özellikle basına yönelik uygulamalar bu çelişkilerin başında geliyor. Yabancı basına tanınan geniş hareket alanına karşın, Kürt basınına getirilen kısıtlamalar; protokol alanına giriş engelleri ve kişi sayısına yönelik sınırlamalar, “özgürlük” vurgusunu tartışmalı hale getiriyor. Bu durum, organizasyonun ticari kaygılarla hareket ettiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getiriyor. Halkın bayramı üzerinden rant sağlandığı iddiaları ise henüz yanıt bulmuş değil.
Siyasi açıdan dikkat çeken bir diğer unsur ise sürecin önemli aktörlerinden biri olan Devlet Bahçeli’nin etkinliğe katılmayacak olması. Gelecek yıllarda daha kapsayıcı ve farklı siyasi figürlerin bir araya geldiği bir tablo oluşup oluşmayacağı ise merak konusu.
Bununla birlikte, Abdullah Öcalan’ın mesajının okunacak olması, bu yılki Newroz’u daha da kritik bir noktaya taşıyor.
Sonuç olarak Diyarbakır’daki Newroz, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda çelişkilerin, beklentilerin ve politik mesajların iç içe geçtiği bir sınav niteliği taşıyor. Yağmur altında verilecek mesaj ise belki de en net olanı: Halk, her koşulda meydanlarda olmaya ve sözünü söylemeye devam edecektir.