Diyarbakır’da yaşanan ulaşım krizi bir teknik mesele değildir.
Bu sorun ne trafik mühendisliğiyle ne de “akıllı kavşak” makyajlarıyla açıklanabilir.
Diyarbakır’da yaşanan şey açık ve nettir: yıllardır süren bir ihmal ve bölgesel hizmet ayrımcılığıdır.
Yaklaşık bir ay önce yerel basında “Diyarbakır’da ulaşım sorunu çözüldü” başlıklı haberler servis edildi. AK Parti Diyarbakır milletvekillerinin açıklamaları manşet oldu.
Peki gerçek ne?
Bugün Diyarbakır sokaklarında yaşanan kaos, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını acı bir şekilde ortaya koyuyor.
Diyarbakır’a uygun görülen “akıllı kavşak” uygulamaları, bu kentin sorunlarını çözmekten çok halkla alay etmek anlamına geliyor.
Nüfusu, araç yoğunluğu ve kent planlaması göz ardı edilerek yapılan bu uygulamalar, trafiği rahatlatmadığı gibi yeni kilitlenmelere yol açıyor.
Diyarbakır’ın ihtiyacı kavşak makyajı değil; çevre yolu, alternatif arterler ve ciddi altyapı yatırımlarıdır.
Buradan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na açıkça sormak gerekiyor:
Diyarbakır çevre yolu sorunu ne zaman çözülecek?
Karadeniz bölgesine bakıyoruz; tüneller, viyadükler, duble yollar… Ulaşım neredeyse sorunsuz.
Peki Diyarbakır neden bu hizmetlerden mahrum?
Diyarbakır’ın plakası mı değişmeli?
Bir Karadeniz ili mi olmalı?
Yoksa Diyarbakır’da yaşayan halk, Karadeniz nüfusuna mı kayıt yaptırmalı ki devletin hizmeti gelsin?
Bu sorular ironi değil, acı bir gerçeğin ifadesidir.
Diyarbakır sahipsiz değildir.
Diyarbakır’ın sahibi bu şehirde yaşayan halktır.
Halkın sabrını, aklını ve iradesini hafife alan siyasi aktörler büyük bir yanılgı içindedir.
Diyarbakır halkı yapılanı da yapılmayanı da çok iyi görüyor.
24 yıldır Diyarbakır ulaşım sorununun çözülmesini bekliyor.
24 yıldır geçici çözümlerle, göstermelik projelerle, süslü açıklamalarla oyalanıyor.
Diyarbakır, bu ülkenin herhangi bir kenti değil; milyonların yaşadığı, ticaretin ve bölgesel geçişin merkezinde olan bir şehir.
Bir de işin vicdani boyutu var.
İslam dininde “Müminler kardeştir” denir.
Eğer Karadeniz’deki kardeşlere en modern ulaşım projeleri yapılabiliyorsa, Diyarbakırlı kardeşlere de yapılmalıdır.
Aksi halde bu kardeşlik söylemi sadece kürsülerde kalan bir slogandan ibaret olur.
Diyarbakır artık oyalanmak değil, hakkını istiyor.
Akıllı kavşak değil, adil hizmet istiyor.
Söz değil, somut yatırım istiyor.
Ve bu şehir, daha fazla görmezden gelinmeyi kabul etmiyor.