Son 22 aydır Diyarbakır’da yerel yönetimi elinde bulunduran DEM Parti’li belediyelerin icraatları, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Kentte yaşayan birçok vatandaş, aradan geçen zamana rağmen günlük hayatı kolaylaştıracak, şehrin çehresini değiştirecek somut hizmetlerin yeterince görünür olmadığını dile getiriyor. Beklentiler yüksek, eleştiriler ise bir o kadar sert.
Bir şehri yönetmek, yalnızca idari bir sorumluluk değil; aynı zamanda medeniyet iddiasıdır.
Yollarıyla, kaldırımlarıyla, temizliğiyle, ulaşımıyla bir bütün olarak yaşam kalitesini yükseltme meselesidir. Ancak Diyarbakır’da son dönemde en çok dillendirilen sorunların başında altyapı ve temizlik geliyor. Kaldırım işgalleri hâlâ çözülebilmiş değil. Şehrin birçok noktasında yayalar için ayrılmış alanlar, farklı gerekçelerle kullanılamaz hâlde. Bozuk yollar, çukurlarla dolu sokaklar ve özellikle kırsal mahallelerdeki altyapı eksiklikleri vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırıyor.
Temizlik konusu ise ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor.
Özellikle semt pazarlarının kurulduğu alanlarda, pazar sonrasında yeterli temizlik yapılmadığı yönünde şikâyetler var. Bağlar ilçesine bağlı Bağcılar Mahallesi’nde Salı günleri kurulan pazarın ardından ortaya çıkan görüntülerin günlerce değişmediği ifade ediliyor.
Şehrine misafir getiren bazı vatandaşlar, kentin genel görünümünden dolayı mahcubiyet duyduklarını dile getiriyor. Oysa Diyarbakır, tarih boyunca kültürüyle, surlarıyla, kadim geçmişiyle anılan bir şehir oldu. Bu miras, daha özenli bir belediyeciliği hak ediyor.
Seyyar satıcılarla belediye arasında yaşanan gerilim de kamuoyuna yansıyan bir başka tartışma başlığı oldu.
Denetimler sırasında yaşandığı belirtilen gerginlikler ve sonrasında ortaya çıkan tablo, belediyenin sahadaki otoritesi konusunda soru işaretlerine yol açtı.
Kent düzeni ile geçim mücadelesi arasındaki dengeyi sağlamak, yerel yönetimlerin en hassas sorumluluklarından biridir. Bu dengenin sağlanamadığı her durumda, hem esnaf hem de şehir zarar görüyor.
Öte yandan belediyelerin kadınlara yönelik politikaları da kamuoyunda farklı değerlendirmelere konu oluyor.
Belediyelerin kadın odaklı projelere ağırlık vermesi bir kesim tarafından sosyal politika olarak desteklenirken, bir başka kesim bu çalışmaların temel belediyecilik hizmetlerinin önüne geçtiğini savunuyor.
Yerel yönetimlerin sosyal projeler üretmesi elbette önemlidir; ancak altyapı, temizlik, ulaşım ve şehir düzeni gibi asli hizmetlerin ihmal edildiği algısı oluştuğunda, bu projeler de tartışmanın odağına yerleşiyor.
Diyarbakır, sıradan bir şehir değildir.
Mezopotamya’nın kalbinde yükselen, binlerce yıllık hafızaya sahip bir medeniyet merkezidir.
Bu kadim şehir, günübirlik tartışmaların değil; kalıcı hizmetlerin, planlı yatırımların ve ortak aklın yönetimini hak ediyor.
Vatandaşın beklentisi nettir: Siyasi tartışmaların ötesinde, günlük yaşamı kolaylaştıran, sokakta hissedilen, gözle görülen hizmetler.
Yerel yönetimlerin önünde hâlâ zaman ve imkân var.
Eleştiriler, doğru okunduğunda bir yıkım değil; bir yol haritasıdır.
Diyarbakır’ın yeniden “medeniyetin başkenti” olarak anılması, ancak temiz sokaklar, güvenli kaldırımlar, sağlam yollar ve kapsayıcı bir belediyecilik anlayışıyla mümkün olacaktır.
Şehir, polemik değil hizmet bekliyor.