Diyarbakır’ın sağlık alanında Ortadoğu ve bölge için bir merkez olma yolunda adımlar atılmaya başlandı. Bu yıl yatırım programına alınan sağlık projeleri her ne kadar küçük ölçekli olsa da, gelecek adına umut vericidir. Ancak asıl belirleyici olan, ikinci şehir hastanesinin ne zaman yatırım programına alınacağıdır.
Bugün planlanan sağlık tesisleri mevcut sorunlara birer pansuman niteliğindedir. Sağlık sistemine kısa süreli bir nefes aldıracaktır; fakat kalıcı çözüm değildir. Özellikle sağlık yatırımlarından yeterli pay alamayan Bağlar ve Oğlaklı TOKİ bölgesinde yapılması planlanan 200 yataklı hastane önemli ama yetersizdir. Bağlar, nüfus açısından bugün Türkiye’de 30’dan fazla ilden büyüktür. En az dört tam teşekküllü devlet hastanesi yapılmadan Diyarbakır’ın sağlık açığının kapanması mümkün değildir.
Diyarbakır’da sağlıkta gerçek bir sıçrama yaşanacaksa, bunun için bir öncüye ihtiyaç vardır. Bu öncülük; siyaset, bürokrasi, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesiyle mümkündür. Tek başına atılan adımlar sonuç vermez.
"Sağlık" denilince Dicle Üniversitesi’nden söz etmemek olmaz. 1974 yılından bu yana Diyarbakır’a hizmet veren üniversite hastanesi, yapıldığı dönemde modern bir yapıydı; ancak bugün hem fiziki hem de teknik olarak yetersizdir. Yeni yapılması planlanan 800 yataklı hastanenin temeli atılmaya hazırlanmaktadır.
Ayrıca mevcut hastanenin de elden geçirilerek hizmete devam etmesi planlanmaktadır. Bu adımlar Diyarbakır sağlığı açısından önemli bir kazanım olacaktır.
Geçtiğimiz günlerde bu konularla ilgili Dicle Üniversitesi Rektörü ile yaptığımız görüşmede önemli bilgiler paylaşıldı. Rektörlük, kadro anlamında yeni bir yapılanma sürecine girmiş durumda.
Şimdiye kadar yapılan değişiklikler şehirde olumlu bir hava oluşturmuştur.
Hastaneye atanan yeni başhekim ve ekibinin sağlık alanında önemli projelere imza atacağı görülmektedir.
Üniversite'yle ilgili belki de en önemli konulardan biri, yerleşke içinden geçen köy yoluydu.
Dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan bu durum ne yazık ki yıllarca sürdü. Bu yol, kötü niyetli kişiler tarafından bahane edilerek üniversiteye zarar veriyordu. Sema olayının acısı hâlâ tazeyken, benzer bir acının yeniden yaşanmaması için bu yolun kapatılması şarttı. Geç de olsa doğru bir karar alındı ve yol kapatıldı.
Üniversite yerleşkesi içinde bulunan kız yurtlarında kalan öğrenciler rektörlüğe emanettir. Bu gençlere gelecek en küçük bir zarar ya da leke sadece Üniversite Yönetimi'ne değil, tüm Diyarbakır’a mal olur.
Yolun açık olduğu dönemlerde gerek basında gerek sosyal medyada çok sayıda şikâyetin dile getirilmesi de bu kararın ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.
“Acil hastalar için yol açık kalmalı” diyenlere şu hatırlatmayı yapmak gerekir: Mardin’de, Batman’da, Silvan’da, Ergani’de insanlar hastanelere nasıl ulaşıyorsa, köylerden gelen hastalar da aynı şekilde ulaşabilir.
Köy mezarlıkları gerekçe gösterilerek yolun açık tutulması savunulamaz.
Şehir merkezindeki asırlık mezarlıklara nasıl ziyaret yapılıyorsa, buraya da aynı şekilde gidilebilir.
Üniversite yönetiminin, kız öğrencilerin güvenliği için 08.00–17.00 saatleri arasında araç girişine izin vermesi, bu saatler dışında ise araçların kimlik kontrolüyle alınması güvenlik açısından doğru bir uygulama olacaktır.
Rektörlüğün en dikkat çeken adımlarından biri tacizci akademisyenlere karşı sergilediği net ve kararlı tutumdur.
Bu konuda başlatılan mücadelenin somut göstergesi, iptal edilen kadrolardır.
Üniversite, sadece yolu kapatmakla yetinmemeli; yerleşke içinde çöreklenmiş her türlü taciz ve suistimale karşı da kapılarını kapatmalıdır.
Üniversiteye giden kız öğrencilerin huzuru için bu suçu işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Üniversitenin bir diğer kronik sorunu ise otopark ve hasta yakınlarının kalabileceği alan eksikliğidir. Bu konuda Büyükşehir Belediyesi ile yapılması planlanan protokolün ilk adımları atılmış durumdadır.
Sonuç olarak; bu şehre samimiyetle hizmet etmeyi amaçlayan, liyakati esas alan bir yönetim anlayışı her zaman başarılı olur.
Başarının yolu dürüstlükten, sadakatten, liyakatten ve en önemlisi Allah korkusundan geçer.
Üniversite ve şehirle ilgili sorunları zaman buldukça paylaşmaya devam edeceğiz.
Sizden gelen talepleri de bir köprü vazifesi görerek ilgili mercilere iletmeyi sürdüreceğim.