Bazı şehirler vardır; kaderi ihmal ile mücadele etmek olur. Bazı şehirler ise sabretmeyi öğrenir ama unutmaz. Diyarbakır işte tam da böyle bir şehir. Yıllardır sağlık yatırımları konusunda bekleyen, büyüyen nüfusuna rağmen aynı imkânlarla idare etmeye çalışan kadim bir şehir.
Artık bu bekleyiş son bulmalıdır. 2026 yılı Diyarbakır için sağlıkta yatırım yılı olmalıdır. 2027 ise temelleri atılan hastanelerin kapılarının halka açıldığı, umutların betonla, emekle ve dua ile buluştuğu yıl olmalıdır. Bu şehir sağlıkta bir sıçramayı fazlasıyla hak ediyor.
Dicle Üniversitesi, bölgenin ilim ve sağlık yükünü omuzlayan en önemli kurumlardan biri. Rektörlük görevine başlayan Kamuran Eronat ile birlikte üniversite içinde gözle görülür bir hareketlilik başladı. Özellikle yeni hastane projesi, yalnızca bir bina değil; şehrin yarınlarına bırakılacak güçlü bir miras niteliğinde. Uzun süren emeğin meyvesi artık dallarında ağırlaşıyor.
Üniversite yerleşkesinin içinden geçen köy yolunun kapatılması kararı ise tartışmaların odağında yer aldı. Oysa mesele basittir: Kampüs içinde kız öğrenci yurtları bulunuyor. Gençlerin, özellikle de ailelerinin emanet ettiği evlatların güvenliği her şeyin üzerindedir. Güvenlik kaygısı taşıyan bir yolun kapatılması bir tercih değil, sorumluluktur. Siyasi baskılara rağmen alınan kararda direnmek ise idarecilik ciddiyetinin göstergesidir.
Ramazan aylarında Diyarbakır Ulu Camii’nde her cumartesi düzenlenen sohbet programları da üniversite ile şehir arasındaki duvarları incelten, gönül köprüleri kuran adımlar olarak dikkat çekiyor. Üniversite sadece akademik bir yapı değil; şehrin ruhuna dokunan bir kurum olmalıdır. Bu temas, bu buluşma kıymetlidir.
Hastane başhekimi atamasında gösterilen hassasiyet de sağlık hizmetlerinin niteliği açısından önem taşıyor. Çünkü sağlıkta başarı, sadece bina yapmakla değil; doğru kadrolarla mümkündür.
Öte yandan İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevden alınan Kamu Hastaneleri Başkanı’nın mahkeme kararıyla geri dönmesi, sağlık yönetiminde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Fakat unutulmamalıdır ki iç çekişmelerle kaybedilen her gün, hizmet bekleyen vatandaşın aleyhinedir. Makamlar geçicidir; şehir kalıcıdır.
Bugün Diyarbakır’ın ihtiyacı olan şey tartışma değil, ortak akıldır. Kutuplaşma değil, hizmet yarışıdır. Sağlıkta güçlü yatırımlar, güvenli kampüsler ve liyakatli yöneticilerle bu şehir yeni bir eşiğe yürüyebilir.
Diyarbakır beklemiyor artık. Diyarbakır hazırlanıyor.
Yeter ki niyet hizmet, hedef gelecek olsun.