“Diyarbakır'ın taşı da kara, bahtı da kara” derler.
Bu kadim şehrin bahtı, yüzyılların içinden süzülen sabrında, duasında ve direncinde gizlidir.
Diyarbakır Ramazan ayını karşılarken sokaklarında bir yandan iftar telaşı, bir yandan geçim kaygısı dolaşıyor.
Minarelerden yükselen ezanla sofralar kuruluyor; kimi evde çeşit çeşit yemek, kimi evde bir tas su, bir parça kuru ekmek… Şehrin kalbi hem şükürle hem sitemle atıyor.
Bağlar’da Emeğin Sesi
Bağlar Belediyesi işçileri aylardır alın terlerinin karşılığını eksik aldıklarını söylüyor.
Sosyal haklar, verilen sözler, yeni yılda düzeleceği vaat edilen tablolar…
Bekleyiş uzadıkça sabır kısalıyor. İşçiler bir ara iş bırakma kararı aldı; sendikaya yöneldiler. Sonra bu karardan vazgeçildi.
Peki kim, nasıl, hangi sözle ya da hangi tehditle“Demokrasi” kelimesi dillerde; fakat işten atılma korkusu gölgesini düşürüyorsa, o kelime ne kadar hürdür?
Şehrin vicdanı bu sorulara cevap arıyor.
TOKİ Çekilişi ve Gölgedeki İtiraz
Ramazan’ın ilk günlerinde yapılan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı çekilişi umutları da, itirazları da büyüttü. Sosyal medyada yankılanan iddialar, “torpil” söylentileri… Halkın beklentisi net: Yetkili bir ağızdan şeffaf, açık ve ikna edici bir açıklama. Çünkü adalet, yalnız dağıtılmakla değil, görünmekle de tamamlanır.
İftar Çadırları: Bir Fotoğrafın Hikâyesi
Şehrin farklı noktalarında kurulan iftar çadırlarına akın eden kalabalıklar var. O çadırlarda yan yana oturanlar yalnızca oruçlarını değil, kaderlerini de paylaşıyor.
Fakat bir de gelemeyenler var; utancından, gururundan evinde bir tas suyla iftar açanlar…
Bu çadırlar, Diyarbakır’ın yoksulluk fotoğrafını büyüteçle gösteriyor.
Bu noktada Türk Kızılay’ın yardımları önem kazanıyor.
Hayırsever iş insanlarının güvenerek emanet ettiği desteklerin, hiçbir siyasi gölgenin arka bahçesine dönüşmemesi gerekiyor. Yardımın istikameti şaşarsa, güven zedelenir; güven zedelenirse iyilik yaralanır.
Asırlık Mezarlıklar ve Bitmeyen Bir Sorun
Bağlar’da asırlık mezarların çevresindeki ahırlar ve hayvan kesim yerleri yıllardır çözüm bekliyor.
Hangi belediye başkanı geldi, hangisi kalıcı bir adım attı?
Gözler, yeni dönemde T.C. İçişleri Bakanlığı ve T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çevrilmiş durumda. Diyarbakır Valiliği’nin ve yerel yönetimlerin bu sessizliği bozması bekleniyor. Çünkü mesele yalnızca çevre değil; hafızadır, hürmettir, şehrin geçmişine saygıdır.
Üniversite, Eğitim ve Kâr Gölgesi
Dicle Üniversitesi rektörlüğü bazı adımlar atmaya çalışsa da, yetkinin sınırları duvara çarpıyor.
Öte yandan özel okulların bir kısmında eğitimin ruhu yerini kâr hesabına bırakmış görünüyor. Müteahhit zihniyetinin sınıflara kadar uzandığı iddiası ağırdır.
Bu noktada Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün denetimleri, şeffaflığı ve attığı somut adımlar kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır.
Eğitim, ticaret terazisine konulamayacak kadar kıymetlidir.
Sağlıkta Ücret İddiaları
Özel hastanelerde Acil kapısından giren vatandaştan ücret talep edildiği iddiaları ise başka bir yara. Denetim sorumluluğu taşıyan Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Kurumu bu konuda ne zaman harekete geçecek?
Ödemeleri yapan kurumun denetim yetkisini etkin kullanması, kamu vicdanını rahatlatacaktır.
Diyarbakır bir sorunlar yumağı değil; çözüm bekleyen başlıklar şehridir.
Yazsak sayfalar yetmez, anlatsak günler sürer. Lakin her düğüm, sabırla ve adaletle çözülür.
Ramazan’ın bereketi yalnız sofralara değil, kararlara da insin. Bu şehir, taşının karalığıyla değil; insanının yüreğiyle anılsın.
Hafta içi, çözüm bekleyen meseleleri tek tek ele almaya devam edeceğiz.