Diyarbakır gibi kadim bir şehir bugün maalesef hak ettiği yönetimi göremiyor.
Tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olan Diyarbakır’da bazı belediye yönetimlerinin ortaya koyduğu tablo, “İktidar var ama hizmet yok” gerçeğini açık şekilde ortaya koyuyor.
Kadim bir şehrin en büyük sorunu bugün ne tarihidir ne de potansiyelidir.
Bu şehrin en büyük sorunu, yönetim anlayışıdır.
AK Parti yıllardır Türkiye siyasetinde “hizmet siyaseti” söylemiyle var oldu.
Yollar, köprüler, hastaneler, büyük projeler…
Bu söylem birçok şehirde karşılık buldu.
Aynı tabloyu Diyarbakır’ın bazı ilçelerinde görmek neredeyse imkânsız hale geldi.
Ortada ne güçlü bir proje var ne de halkın hayatına dokunan kalıcı eserler.
Bir belediye başkanının başarısı sosyal medya paylaşımlarıyla değil, sokakta görülen hizmetle ölçülür.
Bugün Diyarbakır’ın birçok ilçesinde yol sorunu çözülmemiş, altyapı eksiklikleri büyümüş, temizlik sorunları kronik hale gelmiştir.
Kaldırımlar bozuk, mahalleler bakımsız, sosyal projeler ise yok denecek kadar azdır.
Çarpıcı olan ise halk ile yönetim arasındaki kopuştur.
Ramazan ayı gelmiş, dayanışma ve paylaşma ayı başlamış; yoksul mahallelerin sofralarında belediye başkanlarını görmek neredeyse mümkün değil.
Buna karşılık lüks restoranlarda verilen davetler, protokol sofraları ve gösterişli buluşmalar sosyal medyada boy boy paylaşılıyor.
Bu görüntüler Diyarbakır halkının hafızasına not düşülüyor.
Belediye başkanlığı makamı gösteriş makamı değildir; sorumluluk makamıdır.
Halkın derdiyle dertlenmeyen, sokağın nabzını tutmayan bir yönetim anlayışı, eninde sonunda halkın güvenini kaybeder.
Bugün Diyarbakır’da vatandaş şu soruyu soruyor: “Belediye başkanlarımız nerede?” Pazarda yoklar, esnafın yanında yoklar, dar gelirli mahallelerde yoklar.
Ama protokol fotoğraflarında ve davet sofralarında fazlasıyla varlar.
Üstelik bazı yöneticilerin son dönemde popülist hamlelerle gündeme gelmesi de ayrı bir tartışma yaratıyor.
Spor kulüpleri üzerinden ya da çeşitli sembolik adımlar üzerinden oy devşirme çabaları, gerçek hizmet üretilemediği gerçeğini örtmeye yetmez.
Halk artık bu tür hamleleri çok iyi okuyabiliyor.
Gerçek şu ki Diyarbakır’ın ilçeleri bugün çok daha modern, düzenli ve yaşanabilir yerler olabilirdi.
İktidar partisinin imkanları ortadayken bu fırsatın değerlendirilmemesi büyük bir yönetim zaafıdır.
Çünkü imkanın olduğu yerde hizmet yoksa, sorun artık imkan değil iradedir.
Unutulmaması gereken bir gerçek var: seçim bittikten sonra belediye başkanı sadece kendi partisinin değil, o ilçede yaşayan herkesin başkanıdır.
Halkın içinde olmayan, halkın sofrasına oturmayan, halkın derdini dinlemeyen bir yönetim anlayışı uzun süre ayakta kalamaz.
Diyarbakır halkı artık söz değil, eser görmek istiyor.
Makam değil, hizmet görmek istiyor.
Bu beklenti karşılanmazsa, sandık günü geldiğinde halk da kendi sözünü söylemekten geri durmayacaktır.
Halk artık söz duymak istemiyor.
Diyarbakır halkı vaat değil, eser görmek istiyor. Fotoğraf değil, gerçek hizmet görmek istiyor.
Belediye yönetimleri bu gerçeği görmezden gelmeye devam ederse, halk da zamanı geldiğinde sandıkta cevabını verecektir.
Unutulmamalıdır ki halkın hafızası güçlüdür, sandık günü geldiğinde o hafıza mutlaka konuşur.