Bu yıl kış gerçekten çetin geçiyor.
Kar her yeri beyaza bürüdü, beyazlığın altında ağır bir hayat mücadelesi var.
Evsiz, barkı olmayan, sobasına kömür koyamayan, elektriği kesilen vatandaşlarımız var.
Allah hepsinin yardımcısı olsun.
Yalnızca Allah’a havale etmek yetmez.
Devlet, millet ve vicdan el ele vermeli; mağdur olan kim varsa birlikte yardım eli uzatmalıyız.
Karda, Tipide Görev Başında Olan Sağlık Emekçileri
Bu ağır kış şartlarında bir kesim var ki, ne tatil biliyor ne mazeret…
Kar, tipi, buz demeden gece gündüz görev yapan sağlık çalışanları.
Ambulans şoföründen acil servis personeline, aile hekiminden hemşireye, doktordan temizlik personeline kadar herkes, can kurtarmak için kendi canını hiçe sayıyor.
Yollar kapalı, hava eksi derecelerde ama onlar hastaya ulaşmak için engel tanımıyor.
Bir hasta daha yaşasın diye, bir can daha kurtulsun diye verilen bu mücadele her türlü takdirin üzerindedir.
Sağlık çalışanlarımızı yalnızca alkışlamak yetmez; onları anlamak, desteklemek ve haklarını teslim etmek zorundayız.
Eksi 20’de Görev Yapanlara Hakkını Teslim Edelim
Hakkı teslim etmek de bir erdemdir. Bölgemizde olumsuz hava koşullarına rağmen DEDAŞ kaynaklı ciddi bir elektrik krizi yaşanmadı.
Oluşan arızalara hızlı müdahale edildi.
Eksi 20 derecelerde, karın tipinin altında çalışan DEDAŞ emekçilerini de yürekten kutlamak gerekir.
Sahada alın teri döken işçilerin emeği inkâr edilemez.
Ama Tarımda Büyük Bir Çelişki Var
Ne var ki iş tarıma, çiftçiye gelince tablo değişiyor.
Bölgemizin ekonomik can damarı olan tarım sektörü, DEDAŞ nezdinde adeta yalnız bırakılmış durumda.
Çiftçilerin şikâyetleri her geçen gün artıyor.
Borç yapılandırmak isteyen çiftçi karşısında muhatap bulamıyor.
Bulamadığı gibi hesaplarına bloke konuluyor, tarlaları icra yoluyla satışa çıkarılmak isteniyor.
Soruyoruz:
Bu yapılanlar borç tahsili mi, yoksa bölge çiftçisini bitirme politikası mı?
Çiftçi üretmezse bu ülke ne yiyecek? Tarla boş kalırsa şehir nasıl doyacak?
Camilerde Isınma Sorunu, Cemaatte Yük
Bir diğer kronik mesele de camiler…
Türkiye’nin konuşulmayan ama yaşanan sorunu bu.
Kışın ısınamayan, yazın serinleyemeyen camiler var. Isınma ve soğutma giderlerini devlet ödemiyor, yük cemaatin sırtına kalıyor.
Bu yüzden imamlar asli görevlerini bırakmış, elektrik parası toplamaya başlamış durumda.
Yetmiyor…
Eğer DEDAŞ elektriği kesmişse imam bu kez elektrik açtırma peşine düşüyor.
Gidiyor ama karşısında yine yetkili yok, muhatap yok.
Fatura Ödenmeyince Başka Yollara Sapılıyor
Bölge halkının en çok zorlandığı kurumlardan biri açıkça DEDAŞ.
Köylü, çiftçi faturayı ödeyemeyince çaresiz kalıyor; yanlış yollara sapanlar oluyor.
Bu da kul hakkına girilmesine, toplumsal vicdanın yaralanmasına yol açıyor.
Sorunun kaynağı insan değil, sistem.
Ulaşılamayan Bölge Müdürü Olmaz
Bir eleştirim de yöneticilere…
Vatandaş Cumhurbaşkanına, bakana, milletvekiline ulaşabiliyor ama DEDAŞ bölge müdürüne ve yetkililerine ulaşamıyor.
Kapılar halka kapalı.
Bu kabul edilebilir bir şey değil.
Basın Köprüdür, Duvar Olmayın
Biz, basın mensupları olarak halkla kurumlar arasında köprü vazifesi görüyoruz.
Amacımız bağırmak değil, duyurmak.
Kırmak değil, çözmek.
Onun için çağrımız nettir:
DEDAŞ yöneticileri diyaloğa açık olmalı.
Eleştiriye kulak tıkamak değil, halkı dinlemek erdemdir.
Bu bölge hepimizin.
Bu kış sadece hava değil, imtihan da sert geçiyor.