diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
ŞEHİRİÇİ ULAŞIMA YETKİLİLERİ BİR SAATLİĞİNE DAVET!..
Tarih: 14-03-2026 00:04:00 Güncelleme: 14-03-2026 00:04:00


 

Diyarbakır’da sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bir şehir uyanıyor. 

Bu uyanış umutla değil, çileyle başlıyor. 

Bu şehirde işe gitmek isteyen bir işçi, okula yetişmeye çalışan bir öğrenci ya da hastaneye gitmesi gereken bir hasta için günün ilk durağı çoğu zaman bir otobüs durağı ve bitmek bilmeyen bir bekleyiş oluyor.

Duraklara gidin ve manzaraya bakın. İnsanlar dakikalarca değil, bazen saatlerce otobüs bekliyor. 

Gelen araç dolu, gelen ikinci araç daha da dolu.

 Üçüncü araç geldiğinde ise sabırlar tükenmiş oluyor. 

Tartışmalar, itişmeler, kavgalar… Her gün aynı sahne.

Asıl sorulması gereken soru şu:
-Bu şehirde gerçekten ulaşım planlaması yapan biri var mı?

Diyarbakır artık küçük bir şehir değil. 

Nüfusu hızla artan, yüz binlerce insanın her gün işe, okula, hastaneye gitmek zorunda olduğu büyük bir metropol. 

Buna rağmen ulaşım hâlâ birkaç otobüs hattıyla çözülmeye çalışılıyor.

Bu, çözüm değil; sorunu görmezden gelmektir.

Türkiye’nin birçok şehrinde raylı sistemler kuruluyor, tramvaylar ve metro hatları şehirlerin yükünü hafifletiyor.

 Diyarbakır’da yıllardır konuşulan projeler hâlâ konuşulmaya devam ediyor. Plan var, vaat var, ama ortada somut bir adım yok.

Bu şehir için hafif raylı sistem, artık tercih değil, zorunluluktur.

Şehrin bir başka gerçeği ise yoksulluk.

 Belediyelerin on binlerce kişiye sosyal destek kartı dağıtması, yardım kuruluşlarının sürekli yardım kampanyaları düzenlemesi ve özellikle Ramazan ayında yapılan yardım organizasyonları tek bir gerçeği gözler önüne seriyor: 
-Bu şehirde yoksulluk derinleşiyor.

İnsanlar çalışıyor ama geçinemiyor. 

Kiralar uçmuş durumda. 

Bugün Diyarbakır’da kiralık bir ev bulmak bile başlı başına bir mücadele.

 Asgari ücretle çalışan bir ailenin kira ödemesi neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda.

Peki bu tabloyu yönetenler görmüyor mu?

Elbette görüyorlar. 

Duraklarda bekleyen halkla makam araçlarında gezen yöneticilerin aynı şehri yaşadığı söylenebilir mi?

Halk sabahın karanlığında otobüs beklerken yöneticiler trafiksiz yollarda ilerliyor.

 Halk kalabalık araçlarda nefes almaya çalışırken, yöneticiler konforlu koltuklarda şehir turu atıyor.

İşte Diyarbakır’daki adaletsizlik tam da burada başlıyor.

Bu şehrin insanı sadaka istemiyor. 

Yardım kolileriyle ayakta kalmak istemiyor. İnsanlar insanca yaşayabilecekleri bir şehir istiyor.

Ulaşımın çile olmadığı, kiraların insanları ezmediği, yöneticilerin halkın hayatını gerçekten anladığı bir şehir…

Bu talepler lüks değil, en temel haktır.

Ve yönetenler şunu asla unutmamalıdır:
Bir şehirde halkın sabrı tükenmeye başladığında, o şehri yönetenlerin koltukları da artık eskisi kadar sağlam değildir.



Bu yazı 660 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI