Miraç, İslam tarihinde sıradan bir gece değildir. Miraç, bir kırılma anıdır. Bir diriliş çağrısıdır. Bir ilahi reçetedir. Ancak bugün Müslümanların en büyük trajedisi, bu reçeteyi okuyup rafa kaldırmış olmalarıdır.
İslam tarihinde “İsra” olarak adlandırılan gece yolculuğu, Hazreti Cebrail’in rehberliğinde Hazreti Peygamber’in Mekke’den Kudüs’e, oradan Sidretü’l-Münteha’ya yükseltilmesidir. Kur’an-ı Kerim bu mucizevi yolculuğa açıkça işaret eder. Bu yolculuk sadece bir mucize değil, insanlığa verilmiş çok güçlü bir mesajdır.
Hazreti Peygamber (s.a.v.) miraçta sadece yükselmedi; insanlığa yol gösteren ilahi mesajlarla döndü. Ne yazık ki bugün Müslümanlar, o mesajları hayatlarına taşımadıkları için zillet içinde yaşamaktadır. Miraç, Müslümanlar için bir reçeteydi. Eğer bu reçete uygulanmış olsaydı, bugün İslam toplumu bu çaresizliğe, bu dağınıklığa, bu esarete düşmezdi.
Miraç, aynı zamanda inkârcılara verilmiş çok net bir mesajdı. O gün Mekke’de müminlere her türlü zulüm reva görülüyordu. Müslümanlara adeta hayat hakkı tanınmıyordu. Peygamber Efendimiz en ağır acıları yaşamıştı; eşi Hazreti Hatice’yi, amcası Ebu Talib’i kaybetmişti. Baskılar, boykotlar, işkenceler inananları derin bir umutsuzluğa sürüklüyordu.
İşte böyle bir dönemde Allah’ın kudretinin bir tecellisi olarak Miraç gerçekleşti. Bu mucize, müminler için büyük bir teselli oldu. Miraç bize şunu açıkça gösterdi: İman ve istikamet üzere sebat edenler asla yalnız bırakılmaz. Yardım mutlaka gelir, ancak bedeli sabır ve sadakattir.
Miraç gecesi, Müslümanlar için gerçek bir dönüm noktasıydı. Bugün İslam coğrafyasında yaşanan zulümler, işgaller, katliamlar tesadüf değildir. Müslümanların kendi dinlerini terk edip batıl ideolojilerin, sahte kurtarıcıların ve yabancı akımların peşine düşmelerinin bir sonucudur bu tablo. Allah Teâlâ, Müslümanları bir imtihana tabi tutmaktadır. ABD ve Avrupa esareti altında yaşamak, bu imtihanın acı bir tezahürüdür.
Bu esaretten kurtuluşun yolu bellidir: Yeniden Miraç mesajına dönmek. Bugün Gazze’de, Kudüs’te, Şam’da, Yemen’de ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yaşanan katliamlar; Miraç yolundan sapmanın bir sonucudur. Yol bellidir, mesaj açıktır.
“Müslümanlar olarak yeniden Müslüman olmalıyız.”
Kur’an’ın ifadesiyle: “Kâfirlerin dini kendilerine, bizim dinimiz bize.” Biz, Hazreti Peygamber’in yolundan gitmekle mükellefiz. O yolda yürüdüğümüzde Allah’ın yardımının nasıl geldiğini hep birlikte göreceğiz.
Bu vesileyle, Miraç gecesinin zulüm altında yaşayan tüm bilâd-ı İslam’ın ve bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Miraç, hâlâ önümüzde duruyor. Soru şu: Biz o çağrıya kulak verecek miyiz?