diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
MUHAKEME- TAHLİL
Tarih: 27-02-2026 00:03:00 Güncelleme: 27-02-2026 00:03:00


 

Ramazan ayının rahmet iklimi, yalnızca sofralarımızı değil, sözlerimizi ve hükümlerimizi de yumuşatmayı gerektirir.

 Özellikle böylesi mübarek bir zamanda, Diyarbakır’da camiler ve imamlar üzerinden yürütülen tartışmaların daha serinkanlı, daha kuşatıcı bir zeminde ele alınması elzemdir.

Öncelikle camilerin Türkiye’deki kurumsal konumunu doğru kavramak gerekir.

 Camiler, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlıdır; imamlar devlet memurudur. 

Müftüler de aynı idari hiyerarşinin bir parçası olarak görev yapar; illerde valiye, ilçelerde kaymakama karşı sorumludurlar.

 Bu çerçeve göz ardı edildiğinde yapılan değerlendirmeler eksik, hatta yanıltıcı olabilir. Çünkü mesele yalnızca bireylerin değil, aynı zamanda bir kamu düzeninin parçasıdır.


Son günlerde şehirde yaşanan bazı münferit hadiselerin bütün bir imam camiasına teşmil edilmesi, adalet duygusunu zedeleyen bir yaklaşım olur.

 Özellikle Nesihpaşa Camii ve Kurşunlu Camii imamları üzerinden tüm imamları zan altında bırakmak, hem hakkaniyete hem de toplumsal barışa zarar verir. Elbette toplum önünde rehberlik makamında bulunan kişilerin işlediği iddia edilen fiiller, kamu vicdanında daha derin yankı bulur. 

Bu kaçınılmazdır. Ancak bireysel sorumluluk ile kurumsal kimliği birbirine karıştırmadan konuşmak, sağduyunun gereğidir.


Merkezi ezan sistemi meselesi de ayrıca değerlendirilmelidir.

 Ramazan ayında bazı vatandaşların ezan sesinin evlerine ulaşmadığı yönündeki şikâyetleri hafife alınmamalıdır.

 Ezan, bir şehrin semasına bırakılmış çağrıdır; vakti, birlikteliği ve maneviyatı hatırlatır. Teknik uygulamaların yerel şartlara göre yeniden gözden geçirilmesi mümkündür ve belki de gereklidir.

 Bununla birlikte merkezi sistemin  ölen vatandaşı için sela okunmasına engel teşkil etmediği de bilinmelidir.

 Vatandaşların belli bir camiye yönlendirilmesi ise doğru bir yaklaşım değildir; zira camiler herhangi bir grubun değil, bütün Müslümanların ortak mabedidir.


Kurşunlu Camii imamı hakkında ortaya atılan iddiaları doğrudan siyasi zemine taşımak da meseleyi çözmez, bilakis daha da girift hâle getirir.

 Bir milletvekili camiye de gider, kiliseye de; bu, demokratik bir toplumda tabii bir durumdur. Bir ibadet mekânında bulunmayı bir siyasi partiye mal etmek, kolaycı bir yorumdan öteye geçmez. 

Sürecin soruşturma aşamasında olduğu unutulmamalı; hüküm cümleleri kurmak için acele edilmemelidir. Gerekirse ilgili mülki makamların yapacağı açıklamalar, kamuoyunu aydınlatacaktır.


Öte yandan bazı camilerin farklı cemaat ya da grupların etkisi altında olduğu yönündeki iddialar da toplumda huzursuzluk doğurmaktadır. Camiler, ayrıştıran değil birleştiren mekânlardır. 

Aynı safta omuz omuza durmanın sembolü olan bu kutsal alanların herhangi bir yapının tekelinde olduğu algısı bile, toplumsal birlik duygusunu zedeler. Bu nedenle kapsayıcı ve kuşatıcı bir anlayışın hâkim kılınması zaruridir.


Neticede, hem kurumları hem de bireyleri değerlendirirken genellemelerden kaçınmak; hukuki sürecin tamamlanmasını beklemek; ithamı değil itidali esas almak gerekir. Ramazan ayı, bize yalnızca sabrı değil, adaleti ve merhameti de öğretir.


 Diyarbakır’ın kadim sokaklarında yankılanan ezan sesi, ayrışmanın değil, ortak bir vicdanın çağrısı olmalıdır.



Bu yazı 204 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI