Ramazan ayı… Rahmetin, merhametin ve kardeşliğin ayı.
İslam coğrafyasına baktığımızda bu mübarek ayda bile kanın ve gözyaşının dinmediğini görüyoruz.
Gazze’de iki yılı aşkın süredir süren yıkım, artık sadece bir savaş değil; dünyanın gözleri önünde yaşanan büyük bir insanlık utancıdır.
Kundaktaki çocukların öldürüldüğü, şehirlerin yerle bir edildiği bir vahşet karşısında insanlık suskun, sözde uluslararası hukuk ise adeta yok hükmündedir.
Daha acısı, bu tabloya yalnızca dış güçlerin zulmü olarak bakmak gerçeğin yarısını görmek olur. Asıl büyük trajedi, İslam dünyasının içine düştüğü dağınıklık ve irade zafiyetidir.
Bir tarafta mazlum halkların feryadı yükselirken, diğer tarafta sözde Müslüman devletlerin çıkar hesapları, diplomatik suskunlukları ve ikiyüzlü politikaları vardır.
Mazlumun kanı akarken yapılan toplantılar, yayımlanan kınama metinleri ve gösterilen diplomatik tiyatrolar artık kimseyi ikna etmiyor.
Kur’an’ın emri ise son derece açıktır:
-Müminler Allah’ın ipine hep birlikte sarılmalı ve ayrılığa düşmemelidir. Tarih bunun sayısız örneğini göstermiştir.
Müslümanlar birlik olduklarında sadece askeri anlamda değil, ilimde, adalette ve medeniyette de dünyanın öncü gücü olmuşlardır.
Birlik dağıldığında, kardeşlik duygusu yerini çıkar kavgasına bıraktığında, işte o zaman İslam coğrafyası parçalanmış ve güçsüzleşmiştir.
Bugün dünyaya barış ve insan hakları dersi vermeye kalkışan güçlerin geçmişi ise kanlı bir sicilden ibarettir. Sömürgecilik, işgaller, darbeler ve savaşlar…
Afrika’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya kadar sayısız toplum bu güçlerin politikalarının bedelini kanıyla ödemiştir. Dün mazlumların topraklarını talan edenler, bugün insan hakları vaazı vermektedir.
Bu tablo, uluslararası sistemin ahlaki çöküşünü açıkça göstermektedir.
Kur’an’da bir başka ayette ise şu uyarı yapılır: -Kâfirler birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz de emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat ortaya çıkar.
Bugün yaşananlar tam da bu ilahi uyarının acı bir yansımasıdır.
Müslümanlar birbirinden uzaklaştıkça, parçalandıkça ve ortak bir irade ortaya koyamadıkça, zulüm düzeni daha da güç kazanmaktadır.
Artık asıl soru şudur: -Müslüman dünyası ne zaman bu zillet döngüsünü kıracaktır?
Ne zaman siyasi hesapların ötesine geçip gerçek bir birlik iradesi ortaya koyacaktır?
Mesele sadece bir savaş meselesi değildir.
Mesele, ümmetin onuru, iradesi ve geleceğidir.
Bugün İslam dünyasının ihtiyacı olan şey hamasi nutuklar, gösterişli zirveler ve boş diplomatik cümleler değildir.
İhtiyaç duyulan şey; adalet, cesaret, dayanışma ve gerçek bir siyasi iradedir.
Tarih aynı soruyu tekrar tekrar soracaktır: Milyarlarca Müslüman varken, mazlumların kanı neden hâlâ akmaktadır?
Ramazan bize sadece aç kalmayı değil, vicdan sahibi olmayı da öğretir.
Eğer bu ayın ruhunu gerçekten idrak etmek istiyorsak, önce suskunluğu bırakmalı, sonra da kardeşliğin gereğini yerine getirmeliyiz.
Birlik olmadan ne adalet mümkündür ne gerçek bir barış.