Dünkü yazımızda Diyarbakır’da belediyelerin yerine getirmediği hizmetlerden söz etmiştik. Bugün ise Ramazan ayının manevi ikliminde valilerin ve kaymakamların halkla kurduğu diyalogları ele almak istiyorum.
Yazıya başlamadan önce önemli bir gelişmeye değinmek gerekir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada dünyayı etkisi altına alan savaşların yol açtığı küresel sorunlara dikkat çekti ve önemli bir adaylığı kamuoyuna duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gıda güvenliği alanında uluslararası arenada daha etkin rol üstlenmesi amacıyla eski Tarım Bakanı Dr. Mehmet Mehdi Eker’in Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Genel Direktörlüğü için aday gösterildiğini açıkladı. Bu haber Diyarbakır’da sevinçle karşılandı.
Biz de hemşehrimiz olan Dr. Mehmet Mehdi Eker’in bu önemli göreve aday gösterilmesini isabetli bir karar olarak görüyor, kendisini gönülden tebrik ediyoruz.
Diyarbakır’ın beklentisi ise nettir: Bu kadim şehrin sorunlarının çözümü için güçlü bir temsil. Ulaşımda, sağlıkta ve eğitimde yıllardır konuşulan sorunların hâlâ çözüm beklediği bir gerçektir.
Öte yandan Ramazan ayı, devlet ile millet arasındaki bağların daha da güçlendiği bir zaman dilimidir.
Diyarbakır’da devleti temsil eden valiler ve kaymakamların da bu manevi iklimde halkın yanında olmaya çalıştıkları görülüyor.
Özellikle yapılan çalışmaların yoksul ve ihtiyaç sahibi kesimlere yönelmesi Ramazan’ın ruhuna uygun bir yaklaşımdır.
Bu noktada sahada en çok görülen isimlerden biri Çınar Kaymakamı. Çınar’da yapılan hizmetler ve Ramazan ayında Çınar Meydanı’nda kurulan iftar çadırı, her gün ihtiyaç sahiplerinin sofralarına sıcak bir lokma ulaştırıyor.
Üstelik bu hizmetin devlet bütçesinden değil, bir hayırseverin katkılarıyla yapılması da ayrı bir anlam taşıyor.
Toplumda farklı görüşler de dile getiriliyor. Emekli vatandaşların bayram ikramiyesinde artış yapılmayacağı konuşulurken, devleti temsil eden kurumların başındaki yöneticilerin de daha dikkatli ve ölçülü davranması gerektiği ifade ediliyor. İsraftan kaçınmak, kamu görevlileri için her zaman önemli bir sorumluluktur.
Valiler ve kaymakamlar çalışmalarını daha çok halkın içinde sürdürmeli, devlet ile millet arasındaki bağı güçlendirmelidir. Çünkü güçlü devlet, halkıyla bütünleşmiş devlettir.
Öte yandan bazı yöneticilerin spor karşılaşmalarında protokolde görünmesi, Diyarbakır’da kimi kesimlerin eleştirisine neden oluyor.
Toplum, yöneticileri daha çok sahada, halkın arasında görmek istiyor.
Türkiye’nin barış ve kardeşlik hedeflerine zarar vermeyecek bir anlayışla hareket edilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çınar Kaymakamı’nın iftar programlarına yönelik eleştiriler zaman zaman gündeme geliyor.
Çoğu zaman bu programların devlet bütçesinden değil, hayırseverlerin katkılarıyla gerçekleştirildiği gerçeği göz ardı ediliyor.
Yine bazı vatandaşlar, davet edilenlerin bir kısmının zaten böyle bir iftara ihtiyaç duymadığını dile getiriyor.
Onlara göre bu imkanların daha çok fakir ve ihtiyaç sahibi vatandaşa yönlendirilmesi daha anlamlı olacaktır.
Sonuçta Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve gönüller arasında köprü kurmanın ayıdır.
Devleti temsil edenlerin de bu ruhu yaşatacak adımlar atması, toplumda karşılık bulan en değerli hizmetlerden biridir.