Ramazan yine kapımıza dayandı. Takvimler mübarek ayın gelişini müjdelerken, yeryüzünün bazı köşelerinde sahur sofraları değil, bombaların gölgesi kuruluyor. Özellikle Gazze’de insanlar bir yandan oruca niyetlenirken bir yandan hayatta kalmaya niyet ediyor. Sözde ateşkes haberleri geçiyor ajanslara; fakat gökyüzünden düşen ateş, masumların üzerine inmeye devam ediyor.
Ramazan; sabrın, merhametin ve paylaşmanın ayıdır. Açlığın ne demek olduğunu anlamak için tutulur oruç. Fakat Gazze’de ve dünyanın başka mazlum coğrafyalarında insanlar açlığı bir ibadet disiplini olarak değil, zorunlu bir mahrumiyet olarak yaşıyor. Bizler iftar saatini beklerken, onlar bir sonraki sabaha ulaşmayı bekliyor.
Tarih boyunca zulüm farklı yüzlerle çıktı karşımıza. İsimler değişti, üniformalar değişti, bayraklar değişti; ama zalimin mantığı değişmedi. Dünya aynı dünya, acı aynı acı. Ne var ki aynı kalan bir şey daha var: mazlumun duası ve insanın vicdanı.
Hz. İbrahim kıssasında anlatıldığı üzere, Nemrut’un ateşi karşısında küçücük bir canlının dahi su taşıması boşuna değildi. O su, ateşi söndürmeye yetmeyebilirdi; ama tarafını belli etmeye yetiyordu. Asıl mesele de budur: Gücümüz nispetinde tarafımızı belli etmek.
Bugün bizler rahat sofralarımızda oruç tutarken, sorumluluğumuz sadece aç kalmak değildir. Sorumluluğumuz, aç bırakılanı hatırlamaktır. Sadece dua etmek değil; imkânımız ölçüsünde destek olmak, bilinçli tüketmek, adalet talebini diri tutmaktır. Boykot bir tercihtir, yardım bir vicdan borcudur, ses çıkarmak insan olmanın gereğidir.
Ramazan bize şunu öğretir: Oruç, sadece mideyi değil kalbi de terbiye eder. Kalbi terbiye edilmiş insan, zulme alışmaz. Alışmamalıdır.
Belki bu zulüm yarın bitmeyecek. Belki ateş hemen sönmeyecek. Ama her çağda olduğu gibi bugün de karanlığı delen küçük ışıklar vardır. O ışık; bir çocuğa uzanan yardım eli, bir annenin duasına ortak olan bir kalp, adalet için yükselen bir sestir.
Ramazan, sadece bireysel arınma değil, toplumsal vicdanın da tazelenmesidir. Eğer bu ayda kalbimiz Gazze için, mazlum coğrafyalar için daha güçlü atıyorsa, işte oruç yerini bulmuş demektir.
Ateş büyük olabilir. Ama insanlık, ateşten de büyüktür.