Bu Sistem 600 Vekil İçin mi, Milyonlarca Emekli İçin mi?
Bir Ülkenin Gerçek Ekonomik Tablosu Emeklinin Sofrasında Gizlidir
Türkiye’de hayat şartları her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor.
TÜİK’in açıkladığı son enflasyon rakamlarıyla birlikte memur ve emeklilerin alacağı maaş zamları da belli oldu.
Kâğıt üzerinde “zam” deniyor ama sokakta bunun karşılığı yok.
Çünkü bu ülkede ekonomik tabloyu anlamak için grafiklere değil, emeklinin mutfağına bakmak yeterlidir.
Ben şunu çok net söylüyorum:
Türkiye’de sadece emeklilerin durumuna bakılsa, ülkenin gerçek ekonomik fotoğrafı bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.
Bugün soruyorum:
Halkın seçtiği vekillerin, devletin onlara tanıdığı imkânlar neden emekliye tanınmıyor?
Vekile Var, Emekliye Yok
Vekilin maaşı yetmezse ek imkân var.
Vekilin lojmanı var.
Vekilin arabası var.
Vekilin yakıtı, danışmanı, yolluğu var.
Peki emekli?
En düşük emekli maaşı 18 bin 500 lira civarında.
Bu emekli ne yapacak?
Ev kirası mı verecek?
Mutfak masrafını mı karşılayacak?
Torununa bir şey mi alacak?
Yazın bir gün olsun tatile mi gidecek?
Bu maaşla hayatta kalmak bile mucize olmuşken, kim emekliden “şükür” bekliyor?
Demokrasi Diyoruz Ama Dersi Uygulamıyoruz
Herkes demokrasi diyor.
Ama demokrasinin en temel dersi uygulanmıyor.
Demokrasi, sadece sandık değildir.
Demokrasi, halkın sesini duymaktır.
Bugün sokakta bir emeklinin sesini duyamıyorsanız, orada demokrasi yoktur.
Çünkü emekli konuşamıyor.
Konuşsa da duyan yok.
Sokakta emekli aç, perişan.
Öyle bir noktaya gelmiş ki, hayatı değil ölümü tercih eden emekliler var.
Bu laf ağır mı?
Evet ağır.
Ama gerçek.
Bu sistem insanları yavaş yavaş öldürüyor.
Etin Tadını Unutan Emekliler Var
Eskiden emekli ayda bir kez de olsa evine et sokabiliyordu.
Bugün bırak ayı, altı ayda bir bile et evine girmiyor.
Emekli artık Kurban Bayramı’nı bekliyor.
“Belki biri bir parça et getirir” diye.
Kurban Bayramı’nda emeklinin eline geçen bir parça et, neredeyse bir yıllık et ihtiyacı sayılıyor.
Oysa birçok evde kurban etleri derin dondurucularda istifleniyor.
Fakir fukaranın hakkı olması gereken et, hakkıyla paylaşılmıyor.
Bu sadece bir vicdan meselesi değil, bir adalet meselesidir.
Bu Kış Emeklinin Evi Isındı mı?
Bir de şu soruyu sorun kendinize:
Bu kış emeklinin evinde kalorifer yandı mı?
Doğalgazı açabildi mi?
Mutfağında bir kaşık sıcak yemek pişti mi?
Bunlar bir devletin sorması gereken temel sorulardır.
Ama sorulmuyor.
Çünkü bu sistem 600 vekil için çalışıyor, milyonlarca emekli için değil.
Asil Mi Üstün, Vekil Mi?
Adil bir yönetim olsaydı,
asil vekilden üstün olurdu.
Bugün tam tersi.
Vekil asilden üstün.
Bu kabul edilemez.
Bu sistem değişmek zorunda.
Çünkü bu haliyle ne adalet var,
ne paylaşım var,
ne de vicdan.
Ve unutmayalım:
Bir ülkede emekli açsa, o ülkede kimse tok değildir.